HIRVATİSTAN’IN AB ÜYELİĞİ VE TÜRKİYE

Bu haber 05 Temmuz 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.092 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İçinde bulunduğumuz hafta içerisinde Hırvatistan’ın AB üyeliği üzerine, ülkemizi düşündüm.
Nasıl düşünmezsiniz?
Türkiye, değil Hırvatistan, son yıllarda kabul edilen ülkelerden çok daha önce AB üyeliğine müracaat etmişti.
Neresinden bakarsanız bakınız bu süreç çeyrek asrın üzerinde.
Buna karşın üyeliği onaylanmadı.
Oysa bir zamanlar SSCB bünyesinde yer alan çoğu Demirperde ülkesi dahi kabul edilmişti.
Hem de Türkiye’den çok daha sonra başvurmalarına karşın.
Ne var ki olmadı.
O gün bugün ülkemizi oyaladıkça oyaladılar.
Üstelik kabule yönelik öne sürülen bir takım müeyyideleri yerine getirdiğimiz halde.
Tabir yerindeyse ne dedilerse kabul etmemize karşın AB üyeliğimiz hep askıya alındı.
***
Peki nedendi?
Neden, Türkiye’den çok sonra başvuruda bulunan ülkeler AB saflarında yer aldığı halde, bizim tam üyeliğimiz kabul edilmiyordu?
Aslında aynı konuyu, ulusal bazda kaleme alan birçok gazeteci gibi defalarca değindim.
Hep neden? dedim.
Tam üyeliği onaylanan ülkelerden her yönden daha fazla gelişme gösterdiğimiz halde bu oyalama nedendi?
Hal böyle olunca, art niyet aramamak mümkün değildi.
Aksi olsaydı, çoktan AB üyeliğimiz gerçekleşirdi.
Birliğe üye ülkeler kabule yanaşmadıklarına göre olayın seyri farklıydı.
Bir kere birlik bünyesinde yer alan ülkelerle Türkiye arasındaki dil ve din farkı en büyük etkendi.
Kimler nasıl bir yaklaşım içerisinde olsa, bazıları değişik yorumlarda bulunsa, hatta birlik üyeleri öyle değil gibi yaklaşım içerisinde olsalar da, işin özü başkası değildi.
Değil mi ki, o ülkelerle aramızda bu tür farklılıklar var.
Hep yokuşa sürüldü.
Sonra, Türkiye’nin AB üyeliği adına ortaya çıkan olumsuzluğun bir başka nedeni var ki, Avrupa ülkelerinin tamamı aksini iddia demez.
O da Haçlı seferleriyle başlayıp I. Dünya Savaşı sürecinde devam eden Anadolu’yu istila hareketleridir.
Aynı süreçte ülkemizin üzerine çullananlar, Ulu Önder Mustafa Kemal’in önderliğinde Türk insanının gösterdiği inanılmaz vatan savunması karşısında eli boş döndüler.
Bir yerde her birinin hevesi kursaklarında kaldı.
Oysa onların ne hayalleri vardı.
İngilizler İstanbul ve çevresinde konuşlanacak,
Yunanistan İzmir civarında yuvalanacak,
İtalyan’lar Muğla havalisinde,
Fransız’larda Antalya dolayları için ağızları sulanıyordu.
Ama olmadı.
Bir yerde umdukları dağlara kar yağdı.
“Türk insanının esaret altında yaşamaktansa ölmek evladır” kararlılığı, her birinin evlerine tıpış tıpış dönmelerine neden oldu.
İşte aynı ülkeler, aradan 1 asır gibi bir süreç geçmesine karşın, geçmişte ülkemizi istila emellerine kavuşamamanın açısını, sözüm ona bu şekilde çıkarmaya çalışıyorlar.
Türkiye’nin AB üyeliğine kabule yanaşmayarak, sözüm ona intikam alıyorlar.
Aslında o ülkelerin bakış açısını en güzel şekilde açıklayanlardan biri, AB den sorumlu Devlet Bakanı Egemen Bağış.
Bağış diyor ki;
Birlik ülkeleri çifte standart uyguluyor.
Türkiye ödevini yapmalı diyor.
Ama ödevin ne olduğu açıklanmıyor.
Kısaca öne sürdükleri bir taktım siyasi engeller kaldırılmalı.
Aksi takdirde aynı ülkelerin çifte standart uygulama eğilimleri ayan beyan ortadadır.
Ne zamandır AB den sorumlu Devlet Bakanlığı görevini sürdüren Egemen Bağış dahi aynı görüşün sahibi olduğuna göre, Türkiye’nin neden AB üyeliğinin onaylanmaması açık seçik ortadadır.
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.