Hikmetinde Sual

Bu haber 06 Aralık 2018 - 1:33 'de eklendi ve 510 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Hüseyin Nizamoğlu

1991 seçim neticelerinde en yüksek oyu alan DYP lideri Sayın Süleyman Demirel, üzülen veya büzülen liderlere şöyle sesleniyordu. Ben siyasi hayatımda 6 defa gittim 7 defa tekrar geldim. Siyaset Türkiye’de sabır isteyen bir meslektir, diyordu.

Demokrat Parti döneminde, Devlet Su İşleri Genel Müdürü iken, ülkede barajları başlatan, su işlerindeki personel ve faaliyetleri kökten, yeniden kuran kendileridir. Ülkede baraj sözcüğünün yalnız Çubuk Barajı için kullanıldığını biliyorum. O baraj Ankara’nın bir kısmına su verebilen bir gölet idi.

Ülkenin her yerinde birden başlayan barajlar, diğer hizmetlerle bütünleşince bakın neler oldu: Karayolları ağı sayesinde Muğla-Ankara arası 7 saat, Muğla-İzmir arası o tarihlerde 4 saat’a inivermişti. Sahillere liman, nerede ırmak varsa en kolay yerine baraj yapılıp binlerce hektar sulu tarıma geçiliyordu. Makinalı ziraat, fenni gübre, zeytin kredileri, hayvan üretim ve besi faaliyetleri birden rüya gibi bir şeydi.

İşte bu gelişmeler beraberinde ilk önce tarıma dayalı sanayi ve diğerleri takip ediyordu. Bu gelişmelerde Menderes hükümetleri ve milletin yüzde doksanı bir bütün olmuştu. Fatin Rüştü Zorlu gibi bir hariciye bakanı, Haşan Polatkan gibi maliye bakanı dünya siyasetine damgasını 1950-1960 arası vuran politikacılardı.

Bu başarının temel taşlarından barajlar kralı Süleyman Demirel’i ve dünya para musluklarında uzun yıllar deneyimli olan Turgut Özal’ı iktidarın birer parçası olarak tanıyoruz.

Demokrat Parti’nin acı sonundan sonra yapılan ilk seçimde sağ partiler yüzde 80 oy almış ama beş partiye dağılmıştı. Bunların en büyüğü Adalet Partisi’nin ilk lideri General Ragıp Gümüş Pala’nın vefatından sonra Adalet Partisi yeni liderini seçmişti. Süleyman Demirel.

1961 seçiminde sol parti lideri merhum İsmet İnönü, ihtilâlciler tarafından başbakan seçilmişti. İnönü, parçalanmış sağ partilerle, kurduğu hükümetin yürüyeceğini ummak yerine, ihtilâl baskısı ile Demokrat Parti’ye oy verenlere, İslamiyeti olması gereken şekilde serbest bırakan yönetimi kötüleme kampanyasına hız verilmesi gibi sebeplerle getirilmişti. İşte bu acı günleri yaşayan ekseriyeti bir araya toplaması beklenen Demirel, “226’yı bulduğum anda bu hükümeti yıkarım” sözü unutulmaz. Nitekim milletvekili bile değilken, Başbakan Ürgüplü olmasına rağmen, asıl yönetim AP Genel Başkanı Süleyman Demirel’de idi. 1970’lere kadar iyiydi ve çok büyük hizmetler yapılmıştır. 1969 seçimlerinde AP seçimi kazandığı halde parti içinde meydanlardan küskün dönen bir ekip peyda olmuştu. Ne acıdır ki, küskünler tarafında merhum Celal Bayar da vardı.

1971-12 Mart Askeri müdahalesi ikinci defa oldu. Askerlerin getirdiği teknokrat denilenlerin sözcüsü bir bakana gazeteciler şöyle bir sual soruyordu. 1973 seçimlerinde AP seçimi kazanırsa, Demirel’e başbakan olarak görev verilir mi? Cevap,

GÜLDÜRMEYİN BENİ” Sonra ne oldu?

1973 seçiminde tek başına iktidar rüya oldu. Sağ oylar 4 partiye bölündü. Sol tekti, CHP’nin bu defa lideri (Karaoğlan) Akgünler vaadi ile mavi gömlek ve kasket giyerek, iktidar olabilmesine 12 sandalye eksikti. Sayın Ecevit başbakan oldu. Bir düğün bayram hengame günler sürdü. Öyle bir talihsizlik ki, petrol fiyatları ekonomiyi felç etmişti. Kıbrıs çıkartmasında haklı olmamıza rağmen, ABD bize ekonomik ambargo uygulamıştı. Ecevit ile Erbakan ortaklığındaki hükümetin en büyük hatası af olmuştur. Daha önceki askeri idare döneminde yakalanan anarşistlerin tümü serbest bırakılmıştı. Dolaysıyla hükümet yıkıldı. Yerine Demirel-Erbakan 1. MC denilen model geldi. Oda gitti, yerine tekrar Ecevit azınlık hükümeti geldi. 1979 yılı ara senato seçimi yapılmıştır. Seçimde kaç senatör seçilecekse hepsini de AP almıştı.

Bu neticeler açıklanınca, Ecevit hükümeti, AP’nin hükümeti kurmasını millet istedi diyerek istifa ediyordu.

Neticede azınlık hükümetini kuran Demirel, çok sıkıntı çekmiştir. Buna rağmen, tekrar askerler idareyi ele almıştır. Askerler haklı idi, ama Demirel bunu hak etmemişti. Neticede askerler zaten milletten destek alıyordu. Azami sivil hükümet olarak devam etmeye çalışılmıştır. İlk seçimde gündeme bu defa Turgut Özal gelmiştir. İhtilâlcilere karşı direnen Demirel, bu defa Turgut Özal’ın faaliyetlerine karşı direnerek 1991’de en çok oy alan parti ve lider olmayı başarmıştır.

Bu arada yollar yürümekle aşınmaz, hazmede 75 sent bile yok sözü Demirel’indir. 75 milyarların bir dosta arsa bedeli olarak ödenmesi konusunda verdiysem ben verdim diyen de kendileridir.

30 sene CHP ile çekişen, liderleri ile bir arada görünmeyen Demirel, 1961’de sağdaki çoğunluğu eli ile iterek sol parti ile ortak olmuştur. Siyasete uzak bir hanım efendiye siyasete bulaştırmıştır. Sonrada aynı hanıma karşı cephe almıştır. Şimdi çok yönlü siyaset ortamında son bir yıldır sayın Demirel’in yıldızı parlaktır. Tekrar göreve devam diyenlerin oylan yeterli iken, son YÖK başkam seçimini nasıl bir sebeple tayin etmiştir?

Hikmeti bilinmez, hep ayaküstü düşmesini bilir. Sabır taşım çatlatır diyeceğim ama bu defa galiba bu karar iptal edilir diyorum. Yoksa kendim ettim kendim buldum denecek zamanı bile olmayacak diyorum.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.