Hiç Şikâyet Etmediler

Bu haber 24 Kasım 2016 - 0:01 'de eklendi ve 713 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İsmail Atasever

 

Ülkemiz bünyesinde konuşlanan çeşitli kurum ve kuruluşlarda görevli personel arasında birileri var ki, gerçekten istisna teşkil ediyor.

Hem üstlendikleri görev ve sorumluluk, hem de sosyal ve içtimai durumları itibariyle.

Üstelik yıllardan bu yana.

Kimi zaman çok zor koşullarla yüz yüze geldiler.

Zira, maddi manevi sorunlar bir yana, ülkemizde etkisini gösteren istenmeyen olaylar onlara kadar uzanmıştı.

Yine de hiç sızlanmadılar.

Oysa, asıl şikâyet etmesi gereken birileri varsa onlardı.

Ama etmediler!

İstisnai durumlar hariç, devletin öngördüğü yer ve görevi koşulsuz kabul ettiler.

Hem de ülkenin bir ucundan diğerine.

Türlü tehlikelerin etkisini gösterdiği bölgeler olduğu halde.

Kısaca hiçbir ayrım yapmadan;

“Türk Bayrağının dalgalandığı her yer benim vatanımdır.

Buradaki çocuklar, gelecekte ülkemizin sorumluluğunu üstlenecek olanlardır” diyerek, koşulsuz öngörülen görev yerine gittiler.

Hiçbir zaman, olayların eksik olmadığı bölgelere, biz gitmiyoruz! demediler.

Diyemezlerdi.

Aynı bölgedeki çocukların kendilerini beklediğini biliyorlardı.

Onların hayallerine gem vurmak olmazdı.

Onlar, türlü tehlikelerin egemen olduğu bölgelere ataması yapılınca, tereddüt etmeden okullara koştular.

Dedim ya sızlanmadan ve şikâyet etmeden.

***

Peki, böylesine özveri gösteren öğretmenlere, hak ettiği değer verildi mi?

Geçmişten günümüze ülke yönetiminde bulunanlar, ülkenin olmazsa olmaz kurumları arasında yer alan eğitim yuvalarında görevli öğretmenlerin karşılaştığı sorunları giderdiler mi?

Yoksa, yıllardır devam eden sorunlar hala gündemde mi?

Ve daha cevap arayan nice sorular.

Buna karşın gel gör ki, ülkemizin olmazsa kurumları arasında yer alan okullar ve aynı eğitim kurumlarında görevli eğitimcilerin karşılaştığı sorunlar, henüz tümüyle giderilmiş değil.

Ne zaman gerçek anlamda iyileştirilmeler olur.

O da belli değil.

***

Günümüz koşullarında realite o ki, ülkemiz adına fedakarca görev üstlenen devlet memurları arasında eğitimciler yine ön planda.

Zira, ülkenin dört bir yanında, aynı görev bilinci içerisinde çalışmalarını sürdürdüler, sürdürüyorlar.

Derken yıllar öncesinde, böylesine fedakarlık gösteren eğitimciler adına bir şeyler yapılmalı diye düşünülür.

Bu tür bir eğilim içerisine giren 12 Eylül 1980 ihtilalini gerçekleştiren konseydi.

Aynı konsey almış olduğu bir kararla, her yıl 24 Kasım tarihinin “öğretmenler günü” olarak kutlanmasını öngörür.

Dolayısıyla 1981 yılından bu yana her 24 Kasım, öğretmenler günü olarak kutlanmaktadır.

Ki buna neden olan asıl gerekçe, ülkemizin banisi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1928 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından öngörülen Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul buyurmasıdır.

***

Peki yönetim kademesi, aradan bunca zaman geçmesine karşın, çoğu çağdaş ülkelerde olduğu gibi eğitimcilerin konumlarının farklı olduğu noktasından hareket ediyor mu?

Türkiye Cumhuriyetinin Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret buyurduğu;

“Çağdaş ülkeler safında yer almasının temel koşulu eğitimdir.

Bunu sağlayacak olanlar sadece eğitimcilerdir.

Bu nedenle eğitimcilerin karşılaştığı güçlükler, koşullar ne olursa olsun giderilmelidir” yaklaşımından hareketle, gereğini yerine getiriyor mu?

Yoksa, aradan bunca zaman geçtiği halde eğitim kurumları ve görevli eğitimcilerin karşılaştığı güçlükler sürüp gidiyor mu?

Ve daha cevap arayan pek çok soru.

Gel gör ki, yürürlükteki eğitim sistemi ve uygulayıcı durumundaki öğretmenlerin konumları, hala istenen düzeyde değil.

Hal böyle iken bugün yine, 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle gerçekleştirilen birlikteliklerde, hamasi nutuklar atılacak.

Öğretmenler başımızın tacı! diyerek, lütufta bulunacaklardır.

Oysa daha samimi olsun istenirdi.

Milli Eğitim Bakanlığının öngörüsünde, çağdaş ülkelerde uygulanan eğitim ve öğretim sisteminin işlerlik kazanması adına gereği yerine getirilsin.

Eğitimcilerin sosyo-ekonomik yapısı istenen düzeyde olsun arzu edilirdi.

Ancak o takdirde eğitimciler, kendilerine atfedilen 24 Kasım Öğretmenler Gününü daha bir coşku içerisinde kutlarlardı.

Ne var ki değil!

Yine de ülkemizin koşullarını düşünerek, halinden hiç şikâyet etmeyen eğitimcilerin 24 Kasım Öğretmenler Gününü yürekten kutluyorum.

 

 

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.