Herkes Taşın Altına Elini Koymalı

Bu haber 28 Mart 2015 - 18:33 'de eklendi ve 694 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Bir süre önce kaleme aldığım “üreticiler dert küpü” başlıklı yazımda bazı ayrıntıların altını çizdim.

Özellikle üreticilerin karşılaştığı sorunlar ve bunların giderilmesi adına.

Zira her biri dert küpüydü.

Birleştikleri ortak nokta, modern tarım uygulamalarının olmazsa olmaz koşul olduğu.

Öncelikle tarım altyapısın tamamlanması.

Uygulamalar sürecinde üretici kesimin planlama dahilinde her yönden desteklenmesi gerektiği.

Mutlaka kooperatif ve üretici birliklerinin oluşturulması..

İhracat bağlamında ortaya çıkan sorunların giderilmesi..

Değilse zaten bir takım sıkıntılar içerişinde olan ülke tarımı daha bir açmaz içerisine düşebilirdi.

Bu tür bir tablo ile karşılaşmamak için yapılması gereken, koşulların iyileştirilmesidir.

***

Aslında bu konuda somut açıklamalar yapanlardan biri Türkiye Ziraat Odaları Genel Başkan Yardımcısı Nuri Soyman’dı.

Muğla genelinde konuşlanan tüm ziraat odalarının Ankara temsilcisi seçimine ilişkin birliktelikte Soyman Diyor ki;

Tarım sektörü, tüm dünyada olmazsa olmaz koşul haline gelmiştir.

Buna karşın bizim gibi ülkelerde tarım geriye gitmektedir.

Bilmem buna karşı çıkmak olur mu?

Olamazdı.

Türkiye, her türlü şartlar itibariyle tarım için biçilmiş kaftan bir ülke olmasına karşın, tutarsız tarım politikaları yüzünden, varlık içerisinde yokluk çeken ülke durumuna düşürülmüştür.

Düşürülmüştür diyorum.

Bunun müsebbibi, geçmişten günümüze tarımı gözardı edip, sanayi ülkesi olacağız eğilimindeki hükümetlerdir.

Aksi olsaydı, sanayi yanında tarımın ön plana çıkardığı ülke olarak kendimize haklı bir yer edinirdik.

Dedim ya yapamadık.

Yine de Nuri Soyman, üstesinden gelebiliriz ümidi taşıyor.

Özellikle tarım sektörünü oluşturanlar olarak.

Diyor ki;

Herkes taşın altına elini koymalı.

Doğruydu.

Her kim olursa olsun üzerine düşen görevi eksiksiz yerine getirmiş olsaydı, ortaya bugünkü tablo çıkmazdı.

Oysa biz hala tarımın planlamasını yapamadık.

Tarım altyapısını tamamlayamadık.

Kooperatif ve üretici birliklerini oluşturamadık.

Birde tarım bağlamında gelişen ülkelere bakalım.

Bu gibi ülkeler, tarım politikalarını desteklemektedir.

Bizde bunun tamamen tersi bir uygulama var diyor Türkiye Ziraat Odaları Genel Başkan Yardımcısı Nuri Soyman.

Üreticiler, yüksek maliyet karşısında üretmekten kaçıyor.

Bu nedenle tek çıkar yok, sektörün mutlaka revize edilmesidir.

Dedim ya buna karşı çıkabilir mi?

Siz Türkiye olarak iklim, toprak yapısı itibariyle dünyanın en elverişli koşullarına sahipsiniz.

Dünyada kendi kendine yetebilen 7 ülkeden biri olacaksınız.

Buna karşın tablo ortada.

Buna karşın Soyman Diyor ki;

Tarım sektörünün milli gelirden aldığı pay çok düşüktür.

Neredeyse 3/1 oranında.

Her halde bundan daha büyük açmaz olamazdı.

***

Konuya ilişkin açıklamaların sonunda Soyman;

Her şeye karşın bir takım iyileştirmeler de yaptık.

Türkiye’nin hayvan ve et ithalinin önüne geçtik.

Her halde bundan daha yerinde girişim olmazdı.

Dahası olamazdı.

Zira tüm koşullar sizin lehinize idi.

Ne var ki izlenen tarım politikasının tutarsızlığı nedeniyle ithal ürünlere yöneldik.

Genel başkan yardımcısı sözlerini şöyle bağlıyor.

Çiftçinin kullandığı % 3 oranındaki kredi mutlaka artırılmalı.

Yanı sıra KDV oranı düşürülmeli.

Ne yapıp edip üretim maliyeti aşağı çekilmelidir.

Her halde ülke tarımı adına bunlardan daha geçerli reçete olamazdı.

Öyleyse bugünden tezi yok, her kim olursa olsun taşın altına elini koymak zorundadır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.