Her Şeye Rağmen İnsan!..

Bu haber 22 Ağustos 2017 - 0:32 'de eklendi ve 485 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

“Yeryüzünün öğretmeni olabilmek için gökyüzünün öğrencisi olmak lazım.”

Aliya İzzetbegoviç

 

Bir söz üzere başladı her şey. Bir söz üzere kanatlandı yüreğimden Balkan semalarına dek götürdü. Balkanlar benim için Bosna demekti önce. Mesleğimin ilk yılları.. Elimde bir kitap; yazarı savaşı yaşamış bir çocuk Zlata. Ve onun gözünden savaşa dair izlenimler: Zlata’nın Günlüğü. On yaşlarında Zlata’nın gözünden yaşananlar içimde derin yaralar bırakıyor. Avrupa’nın göbeğinde yaşanan bir katliam karşısında bütün dünyaya seslerini duyurmaya çalışan insanların sessiz çığlıkları!..

O günden bugüne insanlığın karanlık yüzü ne zaman gün ışığına çıksa ardında nice gözyaşlarıyla, ıztıraplarla ve de çilelerle dolu hikayeleri karşımıza çıkıyor.

İnsanlığın dünyada bıraktığı kirlerden biri sadece Bosna!.. Beş büyük kıtada insanlığın bıraktığı zulmün izleri dünya tarihini meydana getiriyor. İnsanlık bütün bu karanlığın içerisinde bir aydınlığa, bir umuda tutunmak istiyor. Çünkü insanlık sadece kirden ibaret değil ki, nurlandırıyor da bir yönüyle. İyi ile kötünün tamamlayıcılığıyla hüküm hep iyiden yana. Kötülük hep yenilmeye mahkum, iyilik de hep yaşatılmaya..

Bir söz üzere başladı her şey demiştik ya. Bir söz çepeçevre sarmıştı benliğimi: “Biz savaşı öldüğümüz zaman değil, düşmanlarımıza benzediğimiz zaman kaybederiz.” Aliya İzzetbegoviç’in bu sözleri savaşa dair bakış açımı sorgulamama neden olmuştu. Yaşadıkları onca zulme karşı, çektikleri onca çileye karşı Bilge Kral hep insandan yan tavır almıştı.

Hiç beklemedikleri bir anda anlatmakta sözün kifayetsiz kaldığı iğrençliklerle, vahşetle katliamla karşı karşıya kalmışlardı. Tek suçları Boşnak olmak, daha doğrusu Müslüman olmaktı. Avrupa feodalizminin tarihten bugüne insanlığı çiğneyip çiğneyip tüküren iştahası burada da kirli yüzünü göstermişti.

Oysa Osmanlıdan Yugoslavya’ya kadar hep birlikte yaşamışlardı. Sırp’ı, Hırvat’ı, Arnavut’u, Karadağlısı, Makedon’u, Ulah’ı, Türk’ü, Romen’i ve de yüzlerce etnik topluluğu bir arada topraklarının işgale uğradığını görüp esaret altında yaşamışlardı. Tam özgür olduklarında bu sefer üç günlük dünya için birbirlerini öldürmeye durmuşlardı.

Düşünüyorum da bir söz bütün yaşanmışlığın özeti gibi. Savaşı yaşamış insanlara insan olduklarını ve bunu hiç unutmamalarını işaret ediyor. Kısasa kısas değil; her şeye rağmen insan!. Bilge Kral insana işaret ediyor. Yaşanan onca acıya rağmen “hayat devam ediyor.” Hayatın devam ettiği gerçeği bu topraklarda insanların yine ortak bir çatıda yaşama zorunluluğunun da bir göstergesi.

Balkan gezisi sırasında sohbet ettiğim bir Boşnak kardeşime sormuştum. “Yaşadığınız onca şeye rağmen nasıl ortak bir hayatı devam ettirebiliyorsunuz?” diye. Verdiği cevap çok netti. “Bak mezarlıklarımız da bu topraklarda, ibadetgahlarımız da, ortak bir geçmişimiz var. Ve de birlikte yaşamak zorunda olduğumuz bir hayat!..” O an şunu düşündüm. Ne kadar farklı olsak da özünde insanız. İnanç, milliyet, dil ve de bütün farkındalıklar özümüzde insan olduğumuzu unutturmamalı…

Bilge Kral’ın mezarı başındayım. SarayBosna’nın şehir olarak kurulduğu dağın eteklerinde bir mezarlık: Kovaçi Mezarlığı. Kırmızı güller, yeşil çimenler ve kefenini giymiş akpak şehit mezarları, bir yanı Osmanlı’dan yadigar mezar taşları tamamlanmış. Bütün coğrafyasında cenneti içerinde barındıran Balkan topraklarının güzel şehirlerinden biri Saraybosna’da bir mezarlık. Mezarlığın yüreği Bilge Kral’ın mezarı olmuş. Gösterişsiz, sade bir o kadar uhrevi bir mekan burası. Uzaktan bakıldığında kendini belli etmeyen petek desenli yaklaştıkça asimetrik hilal şekli ortaya çıkan bir kubbesi var.

Aliya’nın huzurunda dua ederken ezan okunuyor. Buradaki sonsuzlama huzuru temsil ediyor. Aynı ruh iklimini Çanakkale’de yaşamıştım. Yine Aliya’nın sözleri eşlik ediyor gezime.. “Vasiyetimdir, beni şehitlerimin yanına gömün. Benim yanım onların yanıdır. Beni ayrı bir yere defnetmeyin, zirâ benim ziyaretime gelenler onlardan da dûalarını esirgemesin, mahzûn kalmasınlar.”

Hiç de mahzûn değiller, inadına onurlular. İnsanlığın onlara yaşattığı onca kötülüğe, adaletsizliğe rağmen dimdik ayaktalar. Eskisinden daha inançlılar, eskisinden daha çok bilinçliler. Ama gözlerinde nefretten çok sevgi görüyorum. Bosna’da her şeye rağmen umudu, o umut ışığını yaşamak istiyorum. Belki bir işaret, bir nokta atışı her şeyi değiştirebilir bu topraklarda ama; Aliya ve Aliya’nın insanlarına olan inancım umudumu arttırıyor.

Balkanlar, Bosna ve Aliya bana “Her şeye rağmen insan!..” dedirtiyor. Evet, her şeye rağmen insan!.. Yaşanan onca ıztıraba, çekilen onca çileye, akıtılan onca gözyaşına rağmen İNSAN!.. Milletlerin iyisi kötüsü yoktur. İnsanların iyisi kötüsü vardır.

İçimizdeki kötüleri yok etmek, iyilere yol vermek, baş tacı etmek irademiz dahilinde. Kendi vatanımızda ve bulunduğumuz coğrafyada kanlar akıyor, insanlık zulüm altında. Yaşanan onca şeyin ardında yine de “İNSAN” demeye devam edelim. Çünkü Aliya’nın dediği gibi: Şimdi güneşin altındaki yerimizi alma zamanı.” İnsanlığa ait güneşte herkesin yeri var.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.