Her Şey O Kadar Kirlenmişken!

Bu haber 16 Mayıs 2014 - 0:00 'de eklendi ve 1.135 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Çizmelerimi çıkartayım mı? Sedye kirlenmesin.

Kuyudan kurtulup çıkan işçi sağlık görevlileri tarafından sedyeye konulurken böyle diyordu.

Bir madenciye kendini sedyeden daha değersiz hissettiren nedir ki?

Benim işçim ezik mi?

O işçiyi TV ekranından izlerken Mustafa Kemal Atatürk’ün sözünü anımsadım.

Köylü milletin efendisidir.

Onlar işçi” diye itiraz edilebilir.  Evet, onlar işçi… Aslında köylü milletin efendisi de değil. Ama köylü efendidir, İşçi de efendidir. Zaten bu ülkenin işçisi köylüdür…

Eğitimsiz de olabilirler, ama onların “efendiliğini” başkalarında göremez, bulamazsınız. Hele o zarafeti… “Sedye kirlenmesin” dedirten zarafet kaçımızda var… O zarafet yüreklerimizin çamurunu yıkadı! Benim işçim ezik olamaz. Bu ülkenin işçisi de köylüsü de “efendi”dir.

Milletin efendileri ise parlamentoda!

xx        xx        xx

Soma faciası ile karşı karşıya kaldığımızda (Salı gecesi) 157 ölüden söz ediliyordu. Çok fazlaydı. Dehşete düşmüştük. Önceki gece 274 ölüden söz ediliyordu. 157 birden 274’ün karşısında “az” duruma düştü. Sanki orada kalsa şükredecektik! Ölüme sayısal olarak şükredilir mi?

Başbakan Erdoğan açıkladı: İngiltere’de 1862’de 204, Fransa’da 1896’da 1099 ve Japonya’da 1914’te 687 can kaybı olmuş. Bu rakamlara bakınca insanın şükredesi geliyor!

Bu ülkelerde en son ne zaman maden kazası olduğunu bilmiyoruz. Almanya’da 1948’de olmuş. Bir daha da olmamış!

Soma’da yaşanan, Türkiye’de bu güne kadar “maden kazasında” en çok kaybın yaşandığı bir “kaza”… “Kaza” benim tanımlamam değil. Yetkililer böyle diyorlar.

Peki, Soma’da yaşanan “kaza” değil mi?

xx        xx        xx

Maden kazası” denildi mi ilk akla gelen yer Zonguldak’tır. Zonguldak’ın fıtratında maden kazası var. Zonguldak ve öteki yerlerdeki maden kazalarında ya “göçük” ya da “grizu patlaması” yaşanmıştır.

2 yıl öncesine kadar Soma’nın fıtratında “maden kazası” bir şey yokmuş. Özelleştirme sonucu iki yıldır “kazalar” oluyormuş. Ama Soma’da 2 yıldır göçük yaşanmamış, grizu patlamamış, Şimdi üç gün önce meydana gelen “kazada” da göçük ve grizu patlaması yok.

Demek ki o zaman Soma’da “kaza” yok.

İhmal” var…

Trafo patlaması sonucu yangın çıkmış. Onca işçi oksijensizlikten, karbon monoksit zehirlenmesinden can vermiş. Trafo patlaması kaza olur mu?

xx        xx        xx

Aslında “ihmal” demek bile yetersiz.

Yetkililer, facia ile ilgili “kaza” değil, aynı zamanda “kaçınılmaz kaza” da diyorlar. Yani madenlerin “fıtratında” kazalar kaçınılmaz!

Ama sadece maden çıkarma işleminin yapıldığı koridorlara bir saat yürüme sonunda ulaşılabilen büyüklükteki ocakların bir tek havalandırması varmış. Buna teknik olarak “paralel havalandırma” deniliyormuş. Oysa kömür çıkarılan her panelde ayrı havalandırma olması gerekiyormuş.

Hal böyle olunca “Paralel havalandırmanın” yapıldığı yer için “kaçınılmaz kaza” denilebilir mi?

Buna olsa olsa “cinayet” denir!

Ocakta 60 kişilik asansörler de varmış, ama kullanılamamış. Çünkü ocak devreye girmeyen jeneratörlere sahipmiş… Tabi işçilerin bu tür durumlara karşı maskeleri de varmış. Ancak o maskeler 45 dakika işe yarıyormuş. Bir iki saat işe yarayanlarda varmış, ama Soma işçilerine 45 dakikalıklardan verilmiş. Ama kurtuluşları için yürüyerek almaları gereken yol en az bir saatlik!

xx        xx        xx

Soma iki yıl önce özelleştirilmiş. Gündemde Yatağan, Yeniköy, Kemerköy Termik Santralı özelleştirilmeleri var. Dün itibariyle 242 gündür özelleştirmeye karşı direnişte olan Yatağan işçileri önceki gün Soma’ya gittiler. Yola çıkmadan ölenler için saygı duruşunda bulunan işçilerin sözcüsü Maden İş Sendikası Yatağan ve Havalisi Şube Sekreteri Osman İlhan şöyle diyordu:

Mücadelemizde haklı çıktık demek istemiyoruz, ama maalesef haklı çıktık. Türkiye’de özelleştirme demek, Soma katliamı demektir.” dedi.

Sınırlarımızdaki bu üç santral özelleştiğinde ben doğrusu Soma’da yaşananların yaşanacağını sanmıyorum. Muğla’da kömür üretimi yeraltında değil, açık üretim. Ancak baca gazı arıtma tesislerinin çok ciddi enerji tüketimi yaptığını biliyoruz.

Özelleşme sonucu santrallerin sahibi olacak olanlar o enerjiyi de satmak için baca gazı arıtma tesislerini devrede dışı bırakılırsa ki bırakacaktır o zaman ne olacak?

xx        xx        xx

Derler ki; Avrupa’da tesadüfen ölünür. Türkiye’de tesadüfen yaşanıyor!

Soma faciasında “Yüz karası değil, kömür karası; böyle kazanılır ekmek parası” sözleri damga vurdu. Bu sözler belediyenin açtığı çukura düşerek hayatını kaybeden Orhan Veli’ye ait şiir dizeleridir…

Bir de o felaketten sağ kurtulup, sedyeye alınırken “Çizmelerimi çıkartayım mı? Sedye kirlenmesin.” diyen işçinin sözleri unutulacak gibi değil.

Şafak Pavey, o işçiye twitterdan yaptığı paylaşımda şöyle seslenmiş:

Ürkek bir serçe gibi, ‘saklama çamurlu çizmeni’, Kaldır başını, dimdik dur.

Bu senin değil, ülkemin ayıbı. Çamurlanmış ayaklarından öperim.

Bir de felaketten sağ kurtulan bir işçiye  “Madene tekrar inecek misiniz?” diye soran gazeteciye “Girmeliyim, kredi borcum var.” diye verilen yanıt unutulacak gibi değil…

xx        xx        xx

Perşembe günü her yerde yas, her yerde protesto vardı. TBMM’de de bir dakikalık saygı duruşu yapıldı ve üç gün Milli Yas ilan edildi. Bayraklar yarıya indirildi…

Yas acıyı hafifletemedi. Çalışma Bakanı ile Enerji Bakanı’nın istifası isteniyor. Aslında sendika genel başkanlarının istifası da istenmeli!

Güney Kore Başbakanı da gemi faciasından kendi sorumlu tutup istifa etmişti. Korelilerin, Japonların fıtratlarında bu var.

Bizim fıtratımızda var mı?

xx        xx        xx

Bir işçinin de şu feryadı insanlık tarihine geçecektir:

“Abi Mahmut çıkmadı. Mahmut çıkamadı. Beni bırakın bekarım, onu alın abi. Onun karısı hamile.” –  (14 Mayıs 2014/Soma).

Gün birlik beraberlik, dayanışma günü…

Yerin dibine utançtan değil, helal lokma derdinden giren insanlar!! Mekânınız Cennet, komşunuz Peygamberimiz olsun…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reşat öztepe 16 Mayıs 2014 / 14:39

Gocamanım;YAZINIZI OKUDUM AMMA HEM KAHKAHA İLE GÜLDÜM,HEM DE GÖZLERİMDEN İKİ DAMLA YAŞ GELDİ.”Kulakları çınlasın,Dr.Syfi TERZİBAŞIUOĞLU,Köylü Milletin Efendisidir ve Efendiye de efendi gibi davranmalı”dediydi.hiç hatırımdan gitmez.Ağam,tesadüfen yaşayoruz yaşamaktayız lafının kütfen altını biraz daha doldur.aynen katılıyorum.Hele hele bu sosyal demokrat!idarecilerimiz?var ya.hakikaten tesadüfii…yaşamak.Beyaz çarşaf kirlenmesin.mermer olsamnız granit olsanız,bu lafın karşısında erirsiniz.Nerede bu sendi
ka ağaları,nerede be şirketin ağaları,nerede bu işverenmidir,yoksa işverip de can lanmı? demek daha doğru nerede bunlar.Tüm Devlet Erkanı geldi,ortalıkta dolaşıyorlar amma,soma kömür işletmesinin şirketinin yönetiicisi de sendikacısı da sus pus.nerde ha nerde.sevgi saygı ve hürmet.Allah,Şehid olarak uçup gitmişlerdir inşaallah.