Her İbret Bir Devrân İçinde

Bu haber 24 Kasım 2015 - 0:05 'de eklendi ve 683 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

“Hâlikindir her işler kul eliyle işlenir.
Emr-i Bârî olmayınca sanma ki çöp deprenir.”

Sanma ki sözümüz sizedir ey cân! Sözümüz candan içre cana yani; kendimizedir. Bilmeyiz ki kendimize söylenen her söz de candan cana birbirimizedir. Her kelam üzere aslolan mana itibariyle insanda tecelli bulur. İnsan farkında olduğu kadarıyla sahiplenir. Farkına varamadıkları ise ibret nazarından sunulacaktır kendisine. İnsanda başlayan yine insanda “Hak” üzere vuku bulacaktır. Duymasını bilene, görmesini bilene!..
Sözün özünde göz yaşları var, elem var, gam var; daha da ötesi insanın içinde kaybolduğu bir türlü içinden çıkmadığı karanlıklar var. Karanlığın içinde yitip giden, özünü bulamadan yiten nice can vardır kim bilir? Bu haftaki yazımız umut vadisine taşınmadan önce insanı gömen, yitiren, kaybeden karanlıkları üzerinde duracak.
Hani yıllardır sinemamızın bir o kadar üretken, bir o kadar da çok sevilen komedyeni Kemal Sunal’ın filmlerini izleyenlerden yansıyanlar gibi. Belki Kemal Sunal filmlerinin her birini yüzlerce kez izlediği halde, her izlediğinde aynı şiddetle gülen ama; filmde verilmek istenen sosyal mesajların farkına varamayan izleyiciler gibiyizdir. Önümüzde temaşa eylediğimiz her bir film karesinin yüzde doksan dokuzunun karanlıklar üzerine kurulduğu bir ortamda rüyalarımızdan vazgeçiş sebeplerimizden biri bu olsa gerektir.
Sait Faik Abasıyanık’ın “Semaver” hikâyesinde dediği gibi; bizim garibanlar şair ruhluyuzdur, oysa bir gariban için hayal kurmak, şair ruhlu olmak Boğaz’dan transatlantik geçirmeye benzer.” Oysa Boğaz’dan transatlantik geçirmek üzerine hayal bile kurulamaz; çünkü imkan dahilinde değildir.
Bütün bunların yanında insan olma yolculuğumuzda erdemlerimizin farkına varmamıza yazılanlar değil; yaşanmışlıklarımız katkıda bulunacaktır. Kitapların mayası da yaşanmışlıklardır oysa; ama onların sesi olan yazarlar kesinlikle kaynaklarını her ibret bir devran aslınca elde ettiği ya da yaşayacağı tecrübeler besleyecektir. Bütün bunların ötesinde cevapsız kalan tüm soruların cavaplarını yine insan kendi içinde bulacaktır. Tıpkı Fuzûlî’den nakledilen beyitin zamanlaması da mükemmel olsa gerek.
“Ne çalar kimse kapım ateş-i dîlden özge
Ne çalar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı.”
O halde ne yapmak gerek? Hayata karşı bu devran üzre nasıl durmak lazım gelir? Tamamen safiyetinle, sabrınla, sadakatinle, duruşunla özünde ne varsa onu bilerek, özümseyerek hatta hemhâl olarak. İçinden geldiği gibi değil. İçindekileri tümünü dışarıya kusarak değil tabiki. İnsan olma ilminin verdiği, şeni şekillendiren tüm özelliklerinle. Yoksa içimizden geldiği gibi davransak nice olurdu hâlimiz demeye hiç gerek yok. Televizyon ekranlarında, gazete ve dergi sayfalarında baştan ayağa tüm hayat sergide; dilim varmıyor diyeceğim “teşhir”de Evet teşhirde!.. Oysa bize ait olanı, bizim özelimizi, bizim mahremimizi kendimize saklamalıyız. Çünkü manevi gücümüzü biz oradan yani yüreğimizden, gönlümüzden almalıyız. Gönül biraz da esrara mucip olmalıdır. Her şeyimiz olduğu gibi, ayan beyan ortadayken ne değeri kalır bizim kimliğimizin. Çabuk tüketiriz, tüketiliriz. Mânâ sırrınca bu hayatın içinde keşfedeceğimiz, değer namında hiçbir şeyimiz kalmaz.
Zaman elimizin altından kayıp gidiyor; sözlerin sırra eremediği, kifayetsiz kaldığı anlarda bize kim rehberlik yapacak. Hatta rehberi bulduk diyelim, rehberin yol göstereceği sağlıklı bir ruh iklimi elimizde kaldıysa ne ala. Halbuki her insan küçük bir âlemdir. Âlem üzre yaratılışında hikmeti mucibince bir değeri vardır. Bundan dolayı yaratılanı hoş görmek evlâdır Yaradan’dan ötürü. Onun önce kendimizden başlayarak tüm insanlara ve de tüm yaratılmışlara gereken değeri vermeliyiz. Zamanın elinden tutmak gerektiğinde ilimden, hilimden müstesna çekilecek çile kadar emek verip sabır ve şükür üzere “her ibret bir devrân içre” diyerek teslim olmalıyız.
” Evinizde, giyiminizde, mektubunuzda, işinizde, sözünüzde, namazınızda, duanızda, secdenizde, orucunuzda insanlara ve hayvanlara muamelenizde hep güzel olun.”
Cahit Zarifoğlu

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.