HER GÜN BİR ŞEYLER KAYBEDİYORUZ

Bu haber 03 Ağustos 2010 - 0:00 'de eklendi ve 628 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Düşünüyorsunuz.

Biz neden bu
hale geldik?

Neden, dünyanın
varoluş nedeni insan adına bu denli vurdumduymaz olduk?

Oysa, başka
ülkeler halkı bir yana, zamanla parmakla gösterilen bir ülkenin fertleriydik.

Gerek insani
yaklaşımlar adına olsun, gerekse misafirperverlikte üzerimize yoktu.

Bu
bağlamda, başkaların hakkımızda söylediği pek çok özlü sözler vardı.

Türkler kadar
sözünün eri,

Konukseverlikte
üzerlerine yok.

Yardımlaşma
dersen onlarda.

Komşum aç iken
benim tok yatmam neye yarar.

Bunlar
hakkımızda söylenenlerin bazıları.

Daha
nice kelamlar var ki, Türk insanı olarak kıvanç duyardık.

Peki şimdi?

Aynı halis
düşüncelerin dışa yansımasına şahit olabiliyor muyuz?

Yoksa, o güzelim
hasletler çok geriler demi kaldı?

Üzülerek
ifade etmek gerekirse, bu güzelim değerlerimizi bir bir kaybediyoruz.

Dolayısıyla,
yakın zamanda, hakkımızda söylenen veciz sözleri duymaz olduk.

***

Dedim
ya nedendi?

Bazıları nasıl
bir yorum getirir bilmiyorum ama bizi biz yapan değerlerin dumura uğramasında
temel etken, ekonomik ağırlıklı.

Günümüz
koşullarında yaşam şartları öylesine ekonomiye endekslendi ki, gözümüz paradan
başkasını görmez oldu.

Aslında
bu durum, insanımızın paragöz olduğu anlamına gelmez.

Bakıp
gördü hayatın idamesi adına tek geçerli olan para.

O
olmayınca hiçbir şey olmuyor.

Önceliği
kendi çıkarları aldı.

Üstelik
az buz parayla geçinmek kolay değil.

İster
istemez, önce can derdine düştü.

Oysa,
yıllar öncesinde, yaşam şartları bu denli zorluklar içermediği için komşusu aç
iken kendisi tok olarak yatağa girmezdi insanımız.

Ama
ne yaparsın ki, şu aşamada şartlar elvermiyor.

***

Bizi
özümüzden uzaklaştıran bir başka unsur “kanaat
etme” eğiliminden gittikçe uzaklaşmamız.

Belki,
yaşam şartlarının değişimine bağlanabilir ama önceleri insanımızda yetinme
duygusu vardı.

Her
ne şartta olursa olsun halimize şükrederdik.

Ama
şimdi yetinmiyoruz.

Biraz
da özentinin etkisiyle daha bir tamahkâr olup çıktık.

Bu
durum beraberinde bir olumsuzluk daha getirdi.

Müsriflik.

Şu
sıralar, ekonomik verilerin içerdiği zorluklar belki bu durumdan nispeten
sıyrılmamızı sağladı ama çok değil kısa bir süre öncesinde, eldekiyle yetinmeyi
yeğlemedik.

Bir
tane varken, bir yenisini daha istedik.

En
basitinden, televizyon çöplüğü ülke olmamızın başkaca açıklaması yok.

Hangi
ülke bizdeki elektronik eşya lüksüne sahip?

7
den 70’şe cep telefonu olmayanımız var mı?

Bunu,
Türkiye’den çok daha gelişmiş ülke fertlerine bakıp, ihtiyaç olarak açıklamanın
hiçbir geçerliliği yok

Ve
daha verilebilecek sayısız örnek, dün ile bugüne mukayese etmede temel
gösterge.

Basit gibi
görünen her bir örnek farkında olmaksızın bizden bir şeyler kopardı gitti.

Geriye dönüp
baktığımızda, elimizde kalan koca bir hiç.

Başlangıçta
düşünüyorsunuz derken kastım bu idi.

Bir
yaratılmışın sahip olabileceği en güzel hasletleri sinesinde barındıran Türk
insanının geldiği noktadır vurgulamak istediğim.

Her
gün bir şeyler kaybettiğimizdi asıl olan.

Eğer,
bir insanın sahip olduğu en yüce değerler, bir bir elimizden kayıp gidiyorsa,
oturup düşünmekten gayri ne yapabiliriz!

Bizi
bu hale getirenler utansın demekten öte.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.