HEP BİRLİKTE DÜZELİRİZ

Bu haber 06 Nisan 2012 - 0:00 'de eklendi ve 928 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Muğla Basınının geçen hafta sonu yaşanan ikinci Hamle Hotel buluşmasının ardından bir gün sonra buluşmayı benim dışımda kaleme alan ikinci isim Muğla Şah Gazetesi Yazıişleri Müdürü Nejat Altınsoy oldu. Ben yazıma “Gazeteciler birbirine sahip çıkıyor” başlığı atarken, O “Gazeteci gazeteciye emanet” başlığı atmış.
Güldüm. Tesadüfün böylesine …. dedim.
Aklın yolu bir tabi…
Şimdiler de buna moda deyişle “ortak akıl” diyorlar…
 
xx      xx      xx
Aklın yolu bir olduğunda ortaya “ortak akıl” çıkar.
Çıktı da…
Hamle Medya Gurubu Yönetim Kurulu Başkanı Hayati Nizamoğlu’nun duyarlılığı ve ev sahipliği sayesinde Muğla il merkezindeki gazeteciler “ortak aklı” çalıştırmaya başladı.
Doğrusunu söylemek gerekirse, yan yana gelebilmeleri kimsenin (hatta benim) aklından geçmeyen iki isim varsa biri ben, öteki de Nejat Altınsoy’du…
Sadece bizim değil, hemen hepimizin bir diğer meslektaşımızla kendince sorunu var. Bu saatten sonra bunları konuşmak abes…
Mesele, mesleğimize yeniden saygınlık kazandırmak, birilerinin çelişkilerimizden kendine menfaat çıkarmasını engellemek, mesleğin kalitesini yükseltmek ve Muğla’nın çıkarları ve sorunlarının çözümünde ortak hareket etmek ise gerisi teferruat…
 
xx      xx      xx
Hal böyle olunca bu güzel ve anlamlı gelişmeden “rahatsız” olanlar olmuş.
Nejat Altınsoy bu yüzden kaleme aldığı ikinci yazısına “İlacı olmayan hastalık türü” başlığı atmış. O da neymiş diye yazıyı okudum, hastalık “karın bozukluğu” imiş… Bizim Muğlalılar bu hastalığa yakalananlar için “karnı bozuk” derler. Bu hastalığın ne anlama geldiğini de Altınsoy’un yazısında Muğla Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Namık Açıkgöz “İçten pazarlığı, kini ve nefreti barındıran fesatlık.” diye tanımlamış.
Oysa böyle bir fesatlık çekmenin alemi de yok… Bizim yaptığımız, ettiğimiz ortada…
Hemen söyleyeyim, yarın da Muğla Şah Gazetesi’nin Kurucusu Süleyman Şah Gökcan’ın ev sahipliğinde bir araya geliyoruz. Gökcan, “Sucuk partisi” veriyor. Sucuk karın bozukluğuna iyi gelir mi bilmiyorum, ama fesatlık çekenler de buyursun gelsinler…
 
xx      xx      xx
Nejat Altınsoy’un köşesinde vurguladığı gibi “Bir Meslek Örgütü’nün bağımsız olmasına tahammül göstermeyen, örgütler üzerinde tahakküm kuran, her şeyi kontrol edilebilir noktaya getiren zihniyetin mimarları, diğer meslek gruplarını dizayn ettikleri gibi gazetecileri de dizayn edemeyecekler.”
Bundan böyle kimse bu mesleğin insanlarını “Sen bizdensin, o bunlardan. Sen sağcısın, o solcu…” türünden ilkel ayrımcılıkla “kategorize” edip, bizi birbirimize düşüremeyecekler!
Yani “Bu işte bir bit yeniği var” diye vesvese etmeye gerek yok.
Bu işte bit yeniği yok. Birlik, beraberlik ve çok seslilik var.
Kimse de “Oyuncağım elimden alınıyor” diye dellenmesin… Sağlığına zarar…
 
xx      xx      xx
Bizler “gazetecilerin” örgütünü adı ne olursa olsun hiçbir zaman “oyuncak” görmedik…
O nedenle “platform” dedik. “Örgütlü” hale geldik. Gerekli görülürse ve platformun çoğunluğunun talebi haline “örgüt” sahibi de oluruz. Ama “oyuncak” sahibi olmayız!
İhtiyacımız da yok… Bizler “kumda oynama” yaşını çoktan geçtik.
Elbette birileri evhamlarının, karın ağrılarının, fesatlıklarının zafiyetine teslim olup, içimizden birilerinin kulaklarını çekmeye, ekmekleri oynamaya da kalkışabilirler!
Ama bu saatten sonra ne kulak çektiririz, ne de arkadaşlarımızın ekmeği ile oynatırız.
Bir kere bu oluşum, “arka bahçe” görülmemeye karar verdi. Çalışana ekmek çok… Bir ekmek kapısı kapanır, bir ekmek kapısı açılır…
 
xx      xx      xx
Doğrusu ben bu çok gecikmiş oluşumun tedirginlik yaratacağını saf mıyım ne, aklımdan geçirmemiştim. Ama tedirginlik yaratılmamış olsaydı da üzülürdüm. Kendimizden, yaptığımızdan kuşku duyardım. Demek ki doğru yoldayız.
Geçmişin onca yanlışından, pişmanlığından sonra bu yol kolay bir yol da olmayacak. Yola taş koyanlar olacağı gibi, bu uzun yolda yorgun düşenler de olacaktır.
Ama ölen ölür, kalan sağlar Muğla’nındır, meslek aşkınındır…
Ki öteden beri Muğla Basını ile Muğla Üniversitesi arasında “habercilik” anlamında sorunlar vardı. Aktif Gazeteciler Platformu olarak ikinci buluşmanın hemen ardından Ahmet Bayrak arkadaşımızın başkanlığında ben ve Nejat Altınsoy, Kenan Gürbüz üniversitemizin Rektörü Mansur Harmandar ile Türkevi’nde buluşup sorunlarımızı masaya yatırdık. İki gün geçmedi. Bütün sorunlar çözüldü. “Örgütlülük” başka tabi… Sayın Rektör Harmandar’a duyarlılığı için teşekkür ediyoruz…
 
 
xx      xx      xx
Sakın kimse bu yazıda da bir bit yeniği aramasın! Bu bir dertleşme yazısıdır… Nejat Altınsoy’un ikinci yazısında altını çizdiği gibi; birlik ve dirlik içinde olmaktan, birbirimizi kucaklamaktan başka bir derdimiz ve isteğimiz yok. Valla Yok!
İnanmıyorsanız, gelin siz de oyuncağınızı kumda bırakın bize katılın. Hiç birimiz sütten çıkmış ak kaşık değiliz. Hep birlikte düzeliriz!
Bu oluşum işi “gazetecilik” olan her “gazeteci” ye açık.
(07.04.2014)
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.