HEP AYNI KAFA

Bu haber 04 Nisan 2012 - 0:00 'de eklendi ve 559 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yaklaşık bir senenin üzerinde Ulusal ve Bölgesel bazda yayın yapan Medya kuruluşlarından, bilhassa TV’lerde yayınlanan bir reklam üzerine hep kuşkuluydum.
Allandıra ballandıra bal reklamları yapılıyordu.
Hem de sık aralıklarla.
Buna karşın denebilir ki bunda ne var?
Ülkemizde üretilen bir ürünün reklamı yapılmasından daha doğal ne olabilir?
Elbette sade ben değil her kim olursa olsan reklama karşı olması düşünülemez.
Ancak…
Anlaşılmayan bir nokta vardı.
Yıllardır ülkemizin birçok kesiminde üretilen çeşitli cinste ballar adına, niye bugüne değin bu denli yoğun reklam kampanyasına girişilmedi?
Son yıllarda anormal miktarda bir artış oldu da mı, söz konusu TV’lerde bal reklamından geçilmiyor?
Şimdi anlıyoruz ki vehbinin kerrakesi başka.
Bunda bir anormalliğin olduğunu ortaya çıkaran, dolayısıyla reklam kampanyasının önünü kesen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının tespitleri. Akabinde harekete geçen RTÜK.
Bizatihi Bakan Mehdi Eker’in açıklamasına göre, bakanlıkça yapılan inceleme ve tetkikler sonrasında söz konusu balların insan sağlığı üzerinde tehlikeler içerdiği belirlenmiştir.
Ardından RTÜK şu açıklamayı yapıyor.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yürüttüğü denetim ve kontroller sonucunda, bazı bal ürünlerinin sağlık için tehlikeli madde riski barındırdığı konusunda önemli şüpheli durumlar ve deliller tespit edilmiştir.
Sonrası malum.
RTÜK, bal reklamı yapılmasını yasaklıyor.
***
Aslında bu konu Muğla’yı yakından ilgilendiren bir olay.
Zira Muğla, çam balı üretiminde sadece Türkiye değil dünyada rakipsiz yerleşim merkezlerinden biri.
Buna karşın, yapılan tetkikler sonucu insan sağlığı açısından çeşitli faydalar içeren Muğla Çam Balı, neden ön plana çıkarılmıyordu?
En azından, Arı Yetiştiricileri Birliği, kendi ürünlerinin çok daha kaliteli olduğu noktasında hareketle gereğini yerine getirmiyordu?
Ne zaman, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından insan sağlığı açısından risk taşıdığı belirlenen balların kalitesiz olduğunu tespit ediyor.
Harekete geçiliyor.
Buna karşın, birliğin başvurusu üzerine bakanlık harekete geçmişse, beis yok.
Ama, bakanlık direkt olarak müdahale edilmesini istemişse, Arı Yetiştiricileri Birliği, üzerine düşeni layıkıyla yerine getirememiş demektir.
***
Sonra, bir takım hileli yollara başvurduğumuz ürün sadece bal olsa?
Ya şu sıra yeniden gündeme gelen, kaliteden yoksun zeytinyağı üretimine ne buyrulur?
Yıllar öncesinde, içerisine motorin yağı karıştırıp İtalya’ya ihraç ettiğimiz, dolayısıyla sonrasında tüm dünyaya rezil olduğumuz zeytinyağı ihracatı?
O süreci hatırlayanlar bu durumun, ülkemiz konumunu ne denli sarstığını iyi bilir.
Asıl bizleri üzen ne biliyor musunuz?
Siz Türkiye olarak, bu tür ürünlerin doğal ortamda yetişmesi adına elverişli iklim şartlarına sahipsiniz.
Dolayısıyla dünyanın hiçbir ülkesinde aynı kalitede ürünlerin yetişmesi mümkün değil.
Buna karşın, tamahkarlık ve hileli yollara başvurarak, söz kendimizi akıllı sanıyoruz.
Oysa, kendi ayağımıza kurşun sıktığımızın farkında değiliz.
Zira zararı, söz konusu ilişkiler içerisine girenlere dokunmuyor.
Türkiye’nin imajı da sarsılıyor.
Ondan sonra ayıkla pirincin taşını.
Tabi ayıklayabilirsen.
Dilediğiniz kadar Türkiye’nin sanayi ve tarım ülkesi olduğunu vurgulayın.
Aynı kafa olduğu sürece, değişen bir şey olmayacaktır.
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.