Hemşerimizin penceresi karardı

Bu haber 23 Haziran 2010 - 0:00 'de eklendi ve 932 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Evet, önceki gün hemşerimizin penceresi karardı.
O ne güzel hemşeri idi…
Eşi Handan Selçuk, en az kendisi kadar güzeldi. Hepimizin, Cumhuriyet ailesinin, Selçuk ailesinin yakınlarının “Handan Ablası”ydı.
Milaslı hemşerimiz İlhan Selçuk ta hepimizin “İlhan abisi” olmuştu.
Nikâh şahitliğimi yaptığı gün eşim İlnur ile benim mutluluğumuza mutluluk katmıştı…
 
xx      xx      xx
O Milas nüfusuna kayıtlaydı, ama Muğlalıydı; Kayaköylüydü, Türkiyeliydi…
Muğla’ya her gelişinde, Mimarlar Odası Lokali’nin (Şimdi kreş)bahçesinde fındık ağacı altında; Karabağlar Yaylası’nda rahmetli Çulsuz Ahmet’in Süpüroğlu Kahvesi’nde ulu çınarların altında bizleri etrafında topladığında önümüze aydınlık bir “Pencere” açardı.
Yine bir gün fındık ağacının altındaydık. O günün Muğla Mimarlar Odası Başkanı Oktay Ekinci, Baro Başkanı Av. Birdal Ertuğrul, Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Necati Demirel, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Naim Kılıç, Alirıza Koca, Yusuf Kalyoncuoğlu, İHD Başkanı Av. Sabahat Aykın, Nuray Özkan, Mimar Rukiye Uslu, Mimar Sermin Madanoğlu ve daha pek çok aydınlık insan bir aradaydık.
O gün, “Hadi” dedi, “Herkes tek tek kalkıp, kendini tanıtsın.”
Sıra bana geldiğinde, “Gazeteci Özcan Özgür” demiştim. Karşı çıkmıştı. “Gazetecilik zor iştir. Köşe yazarlığı da… Sen her gün Cumhuriyete haber servis ederken, yerel gazetede köşe yazıyorsun…” demişti.
Düzelttim. “Ben Gazeteci-Yazar Özcan Özgür.” dedim. Gülerek, “İşte şimdi oldu.” diye karşılık vermişti.
Hep “onurlandırırdı”, onurluydu…
O Ziverbey Köşkü işkencelerinden geçmişti. Ergenekon hapisliği, 80’li yaşı O’nu yıldırmaz, yıkamazdı… Ergenekon liderliği ile suçlanmıştı. Onuru zedelenmiş, incitilmişti…
Şimdi “Kına yaksınlar” mı desem ne?..
 
xx      xx      xx
Saburhane Meydanı’nda bir eski, mütevazı Muğla Evi’ni satın alıp restore ettirmişti. Yaşamının kalan bölümünü o evde geçirmeye, günlük yazılarını Cumhuriyet’e o evden geçmeye niyetliydi…
Olmadı… Cumhuriyet 2. Cumhuriyetçilerin hışmına uğramış, badireler geçirmişti. 1963 yılında ismiyle özdeşleşecek Cumhuriyet Gazetesi’ne yazar olmuştu. Sorumluluğunun farkındaydı… Gazetenin başına geçti. İyi de etti… Artık ömrünün kalan bölümünü yaşamaya karar verdiği Muğla Evi, yazları yılın yorgunluğunu atmaya geldiği mekân olmuştu.
Muğla’yı, “Muğlalığı” çok severdi, ama…
Bir yaz günü geldiklerinde (O yıl yerel seçim vardı) evlerinin bitişiğindeki eve (Sit olmasına rağmen) kaçak kat çıkıldığını görüp şok oldular. Belediye Başkanı Orhan Çakır’dı. Seçim arifesinde o kaçak kat yıktırılamadı!
Gerçek gazeteciler kendi meselelerini haberlerine, köşelerine taşımazlar. Taşımadı, ama güzel eşi Handan Selçuk, “Ben bir daha bu eve gelmem.” dedi.
Gelmediler…
Ama “Muğla sevdalarından” da ödün vermediler. Hamdi Yücel Gürsoy’un Akyaka’daki Yücelen Hotel’i “evleri” oldu. Nail Çakırhan’ın “yakını” olan Hamdi Yücel Gürsoy yakınları oldu…
Bir gün Hamdi Yücel Gürsoy’a, “Abi bu Komünistlerde ne buluyorsun?” diye sordum. Yanıtı ilginçti:
“Ticaret yapacaksan sağcılarla yapacaksın. Dostluk yapacaksan bu Komünist dediğin adamlarla yapacaksın.” demişti…
 
xx      xx      xx
Şimdi o Saburhane Meydanı’ndaki İlhan Selçuk Evi ne olacak?
Ölüm hak miras helal…
İlhan abiyi ve Handan ablayı tanıdığım kadarıyla onların mirasçıları Cumhuriyet Gazetesi ve Cumhuriyet okurlarıdır.
Ama yasal mirasçılar, o evi satabilirler. Bu noktada, Muğla Belediyesi’ne görev düşüyor. Muğla Belediyesi o evi kamulaştırmalı ve “İlhan Selçuk Müzesi” olarak ziyarete açmalı…
Hemşerimizin “Pencere”sini Muğla’da bir başka türlü açık tutmalıyız…
 
xx      xx      xx
Evet, önceki gün hemşerimiz İlhan Selçuk’u yitirdik. Ama Muğlalıların o güzel hemşerilerinin geçmişini, ideallerini yaşatmak boyunlarının borcu olmalı. 1963 yılında Cumhuriyet’te açılan o “Pencere” Saburhane Meydanı’nda bir başka türlü açık tutulmalı…
Hemşerimiz İlhan Selçuk, Ergenekon Davası’ndan tutuklanıp, onurunun incinmesinin ardından girmek zorunda kaldığı ameliyattan önce Cumhuriyet Gazetesi’ndeki köşesi ‘Pencere’de okurlarına şu sözlerle veda etmişti:
“Pazartesi günü yürekten ameliyat olacağız, söylenenlere bakılırsa epey gıllıgışlı bir operasyonmuş, nalları havaya dikersek bozulmayalım, olur böyle şeyler… Nalları dikmezsem daha görüşürüz. Dikersem, her ne kadar kusurumuz da olsa, affola… İkisine de eyvallah…”
Eyvallah İlhan abi…
 
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.