Hem Şoför Mahalli Hem Beş Kuruş « Hamle Gazetesi

Hem Şoför Mahalli Hem Beş Kuruş

Bu haber 25 Nisan 2018 - 2:21 'de eklendi ve 1.677 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

Hayatta herkesin işinden, yöneticisinden ve çalışanından beklentileri var. Ancak çoğu zaman bu beklentiler çelişince, doğal olarak çatışmalar yaşanıyor.

Çalışanlar yöneticim benim için konforlu bir iş ortamı hazırlasın ve bana özel davransın istiyor. Özel ve ayrıcalıklı bir işim/görevim olsun istiyor. Görev tanımı dışında, mesleğin gereği olarak yapılması gereken işler mümkünse bana verilmesin; mesai dışına taşmayan, mümkünse vardiyalı olmayan bir işim olsun istiyor. Çalışanlar benden fedakârlık falan da beklemesin diyor. Ben işimi bilirim; yöneticim, beni uyarmasın, tenkit etmesin, özelime (kast ettiği iş yapma şekli) müdahale etmesin istiyor. Ayrıca istediği zaman da izin/rapor alabilmek istiyor.

Bu düşüncedeki çalışanlar konforu öncelemekte, emek vermeyi ve hak etmeyi geri plana atmakta, kural ile özgürlük arasındaki uzlaştırmayı yapamamakta; istediği olmadığında ise “Psikolojim bozuldu!” diye rapor almaya koşmaktadır. Kurumsal organizasyonu değil, kişisel konforu merkeze almaktadır.

Yöneticiler de bilgili ve deneyimli çalışanlarım olsun istiyor. Tabi ki şu şartla: Bilsinler ama sorgulamasınlar, soru sormasınlar. İşini iyi bilsin ama benim eksiklerimle ilgilenmesin. Her dediğimi yapsın, her söylediğimi itirazsız kabul etsin. Ayrıca dışarıda üniversite mezunu nice genç onun yerinde olmak için can atıyor, unutmasın! Bir üst eğitime devam etmesine gerek yok. İşini ve benim dediklerimi yapsın yeter. Hem okuyup da müdür mü olacak? “Bana mobbing yapılıyor!” diye ortalıkta çığırtkanlık da yapmasın. Öyle tanıdıkları, üst yöneticileri ile diyalogları da olmasın. Mümkünse iş ve ev arasında bir yaşamları olsun. Sosyal ilişkileri ne kadar zayıf olursa işe katkısı o kadar fazla olur. Rutinin, ortalamanın dışına hiç çıkmasın. Üzerine vazife olmayan işlere burnunu sokmasın. Gerek olursa ben ona ne yapması gerektiğini söylerim.

Bu yöneticiler yalnızca işe odaklanmakta, iletişim yerine mekanik ilişkiyi tercih etmekte, verimliliği yalnızca mesaiyi şeklen tamamlamak olarak görmekte ve istediği olmadığında ise personelini cezalandırmak için fırsat kollamaktadır.

Yöneticiler ile çalışanlar arasındaki bu beklenti çatışması, bana Üstün Dökmen’in aktardığı bir hikâyeyi hatırlatıyor:

“1940’lı yıllar. O zamanlar her türlü taşımacılık kamyonla yapılıyor. Bir yolcu, Erzurum’dan Köprüköy’e giden kamyona el eder: ‘Dadaş, beni Köprüköy’e götür.’

Şoför durur ve yolcuya yukarı çıkmasını söyler. Yolcu, ‘Kurban, kamyonun kasasına binmeyeyim, hava soğuktur; şoför mahalline oturayım.’ der. Şoför, onu kıramaz ve ‘Tamam gel, ama burası yirmi beş kuruştur.’ der. Yolcu, şoför mahalline biner ama ücreti de fazla bulduğundan ‘Ben beş kuruş versem olmaz mı?’ der.

Şoför biraz da kızarak çıkışır: ‘Dadaş, hem şoför mahalli, hem beş kuruş; bu nasıl iş?’”

Galiba pek çoğumuz iş hayatında bu mantıkla hareket ediyoruz. Ne yazık ki bu kadar cömert bir dünya yok. Kısa vadeli, bencil ve popülist talepler; işi, işvereni ve çalışanı içine alan bir verimsizlik ve mutsuzluk kısır döngüsüne zemin hazırlıyor.

Yöneticiler açısından bakıldığında, çalışanı bir makine gibi görme alışkanlığını bırakmak, kimsenin “ya bu deveyi gütme, ya da bu diyardan gitme”kten birini tercih etmek zorunda olmadığını bilmek gerekiyor. Çalışanların insani durumlarına duyarlı olma, esneklik ve farklılıkları yönetebilme becerisine sahip olmak; tam sorumlu, hiç yetkisiz çalışan arama alışkanlığını bırakmak gerekiyor. Her şeyi ya da en iyisini kendisinin bildiği yanılgısından uzak durmak, astın da bir gücünün olduğunu unutmamak gerekiyor.

Çalışanlar açısından bakıldığında ise, kendisi için maksimum faydayı sağlama eğilimi ile iş sorumluluğunu uzlaştırmak gerekiyor. Düzen, kural ve disiplin bazen bireylerin istekleri ile çelişiyor gibi görünse de bunların uzun vadede bireyin yararına olduğunu; önceliğin konfor değil, hak etmek olduğunu unutmamak gerekiyor. Yetki-sorumluluk dengesini kurabilmek gerekiyor.

Hem işim olsun hem de sıkmasın, yormasın; hem istediğim gibi davranayım hem de kimse bana dokunmasın!

Hem işini iyi yapan çalışanlarım olsun hem de ben ne dersem onu yapsın, hem sorumluluk sahibi olsun hem de kendisine ait fikirleri olmasın!

Hem şoför mahalli hem de beş kuruş, öyle mi?

Yok öyle…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.