HEM KEL HEM FODUL

Bu haber 10 Ekim 2010 - 0:00 'de eklendi ve 685 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Şu
sıra Muğla DP de yaşanan gelişmeler için tek söyleyebileceğim, bu partinin “hem kel hem fodul” olduğu.

Zira
başkaca söylenecek söz bulamıyorum.

Cumhuriyet
dönemine damga vuran, dolayısıyla ülke yönetiminde en uzun süre görev üstlenen
bir misyonun günümüz uzantısı DP, bugün olmak veya olmamak noktasına gelmiş.

En son yapılan
genel seçimde ancak % 3.5 civarında oy almasına karşın, hala büyük oranda genel
merkezden kaynaklı açmazlar devam ettirilmek isteniyorsa, başkaca söylenecek
söz yoktur.

Evet,
üzerine basa basa vurguluyorum.

DP, hem kel
fodul bir anlayışın etkisi altındadır.

Aksi olsaydı,
her şeye karşın son genel seçimde Türkiye genelinde DP’nin en fazla oy aldığı
illerin başında gelen Muğla için, mevcut teşkilatların üzerine bu denli
gidilmez.

Ego’ların
tatmini adına önce DP İlçe Başkanı Zekai Alper, ardından İl Başkanı Erol Kapiz,
sözüm ona göstermelik bir inceleme neticesinde görevden uzaklaştırılmazdı.

Göstermelik
soruşturma diyorum.

Geçtiğimiz hafta
içerisinde Ankara’dan, parti müfettişi sıfatıyla gelen Genel İdare Kurulu
Üyelerinin (GİK) sorularına cevap veren yönetim kurulu üyelerinin tamamı, il ve
ilçe başkanının layıkıyla görev yaptıklarının altını çizmişlerdir.

Sorulara muhatap
olan hiçbir parti üyesi, bırakın il ve ilçe başkanı aleyhine konuşmayı, imada
dahi bulunmamıştır.

Hal böyle iken
yapılan “üzüm yemek değil bağcıyı dövmektir.”

Ankara’dan gelen
ilgililerin peşin hükümle hareket ettikleridir.

Aksi olsaydı,
parti müfettişi, aynı zamanda yılların hukukçusu olan Bülent Şimşek Özçelik, bu
tür bir uygulamanın, adil olmadığı bir yana hiçte etik olmadığında birleşir.

Dolayısıyla, il
ve ilçe başkanı hakkında öne sürülen iddiaların, görevden uzaklaştırmaya gerek
kılmayan hususlar olduğu kanaatine varırdı.

Ama peşin
hükümle gelince…

***

Peki, iki
teşkilat mensubu, gerçekte ne yapmışlardı da görevden uzaklaştırıldılar?

Olay, geçtiğimiz
Haziran ayında gerçekleştirilen DP Olağan Kongresinde başlar.

Mevcut il
başkanlarının tamamına yakını DP Genel Başkanlığına Tansu Çiller’in gelmesini
arzu etmektedir.

Her ne kadar
mevcut Genel Başkan Hüsamettin Cindoruk, yılların tecrübesine sahip, liyakatlı,
hakkında en küçük dahi olsun bir şaibe bulunmayan lider olmasına karşın,
partinin bir ivme kazanmasında etkin olamamıştır.

Oysa
asıl olan, partinin önce ülke barajını geçmesi, ardından yeniden ülke
yönetiminde yönetimde görev üstlenmesidir.

İl
başkanları ve kongre delegelerinin çok önemli bir kesimi, bunun sadece Tansu
Çiller’le mümkün olabileceği inancını taşıdıkları için bu yönde hareket
etmişlerdir.

İşte ismi
Çiller’ci il ve ilçe başkanı olarak geçenler arasında Erol Kapiz ve Zekai
Alper’de olunca olanlar oldu.

Bilhassa Kapiz,
bu arzusunu açıkça dile getirince, DP Genel merkezi gözünü onun üzerine diker.

Ha
bugün ha yarın görevden alınacak derken, nihayet önce ilçe bakanı Alper,7 Ekim
tarihli bir üst yazıyla da Kapiz, aynı akıbete uğratılır.

***

Şimdi…

Eğri
oturup, doğru konuşalım.

Ve
her kim olursa olsun bazı gerçekleri kabul etmesi gerekir.

Bir kere, her
iki başkan, bazı hususlarda hata yapmış olsalar bile parti suçu sayılacak bir
fiilin müsebbibi değillerdir.

Kaldı ki aynı
başkanlar, görev yaptıkları süre içerisinde partinin maddi manevi her türlü
yükünü çeken isimler olmuşlardır.

Çoğu kez genel
merkezin dahi kayıtsız kaldığı hususlarda, yerel bazda bir takım etkinlikler
sergileyerek, parti isminin gündemde kalmasını sağlamışlardır.

Velhasıl,
bir takım ithamlar karşısında çekince gösterdikleri süreç hariç, her daim kendi
çapında bu denli özveriyle çalışan Muğla DP İl ve İçe Başkanlarını görevden
almak, asla akıl karı değildi.

Bu
düpedüz, hem kel hem fodul düsturunun ta kendisidir.

Peki,
bundan sonra ne mi olacak?

Bir
başka yazımda kaleme almak koşuluyla.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.