HEDEF TUTTURULDU

Bu haber 03 Kasım 2010 - 0:00 'de eklendi ve 587 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Ülke
ekonomisinde lokomotif görev üstlenen sektörlerden birinin turizm olduğunda,
artık hiç şüphe kalmadı.

Hele
içinde bulunduğumuz süreçte.

Bundan
yıllar öncesinde söz konusu değildi ama bugün, her yönüyle olmazsa olmaz
noktasına geldi.

Eğer, ekonomiye can suyu
veren en önemli sektörlerden biri haline geldiği eldeki rakamlardan
anlaşıldığına göre, turizmin ne ifade ettiğini yadsımak olası değil.

İnkar edemezsiniz.

Sadece içinde
bulunduğumuz yılın sona ermesine 2 aylık bir süre olduğu halde, sadece Muğla’ya
gelen turist sayısı 3 milyonu geçmişse, aksini iddia etmek abesle iştigaldir.

Dahası gerçekleri
görmemezlikten gelmekle eşdeğerdir.

Evet, geçtiğimiz hafta
sonu itibariyle Muğla, 3 milyon turist çekmenin mutluluğunu yaşıyor.

Üstelik
2010 yılının bitmesine daha 60 günlük bir süre var.

Bu
demektir ki, Muğla yıllardır hedef olarak görülen rakamın oldukça üzerinde bir
turiste sahip olacak.

Buda
ekonomiye olan katkının daha reel rakamlar içerdiğini gösterir.

***

Peki ne yapılmalı?

Mademki turizm, ülke
ekonomisine hiçte küçümsenmeyen katkı sağlıyor. Daha fazla girdi sağlamanın
yolu ne?

Bakınız
bu konuda vali Fatih Şahin neler
söylüyor.

Muğla’ya
gelen 3 milyonuncu turisti karşıladığında diyor ki;

Turizmde asıl olan,
gelen turistleri memnun etmektir.

Buda kaliteli hizmet
sunmakla mümkün olur.

Şayet turizmin olmazsa
olmaz kriterlerini yerine getirirsek, önümüzdeki yıllarda Muğla’ya gelen turist
sayısı çok daha fazla olacaktır.

Sanırım
vali Şahin’in altını çizdiği ayrıntıları yadsımak mümkün değil.

Eğer
daha fazla turist çekmenin yolu, turistleri memnun etmekten geçiyorsa, ilgili
sektörler, armudun sapı üzümün çöpü
demeden, olması gereken müeyyideleri eksiksiz yerine getirmek zorundadır.

Zira,
istenen düzeyde turizm yapmak, sadece
devlet değil bir fiil sektöründe çıkarınadır.

Bir
önemli ayrıntının daha altını çiziyor vali Fatih Şahin.

Ülkemize gelen turistlerin
çoğunluğunu İngilizler oluşturuyor. Ama biz başka ülke vatandaşlarının da
gelmesini sağlamak için yeni turizm pazarları yaratmak durumundayız.

Üstelik bu tür
girişimler, ülkeler arasındaki ilişkilerin de istenen düzeyde olmasını öngörür.

Turizmin
temel noktalarından biri de bu.

Ülkemize
gelen turistlerin çoğunluğunu bir ülke vatandaşı oluşturuyorsa, risk var
demektir. Ya yarın bir gün o ülke ile olan ilişkiler sekteyle vurursa!

Onun
için, gelecek adına farklı turizm pazarlarına yönelmek, elde edilen girdinin
daha bir artması demektir.

***

Yine
de bir soru her daim karşımıza çıkıyor.

Muğla olarak 3 milyon
turist çekmenin mutluluğunu yaşıyoruz ama gerek kıyı uzunluğu gerekse
tesisleşme itibariyle önemli tesislere sahip Muğla, neden Antalya’nın oldukça
gerisinde turiste sahip?

Söz konusu il 6-7 milyon
turist çekerken bizim 3 milyonla mutlu olmamız, aslında bir açmaz değil mi?

Doğru,
doğru da, turizmde asıl olan bakış açısı.

Yıllardır Antalya,
ilgili bakanlık düzeyinde harekete geçer, beraberinde hiçte küçümsenmeyen
teşvik primi alırken, Muğla karşıdan baktı.

Bunu ben değil bir
dönemin Turizm Bakanı Erkan Mumcu söylemişti.

Sektör
temsilcileriyle yaptığı bir toplantıda, bakanlık
olarak Antalya’ya öncelik mi tanıyorsunuz? sorusuna, ağlamayan çocuğa meme verilmez demişti.

Neyse
diyoruz.

Vali
Şahin’in dediği gibi, bu sene hedef tutturuldu ama yetinmeyeceğiz.

Nasıl
ki bizatihi kendisinin başkanlık ettiği bir heyetle, farklı turizm pazarları
yaratmak adına mücadele ediyor.

İlgililere
düşen görev, daha fazla turist çekmek adına, gereğini yerine getirmektir.

Değilse
Antalya niye böyle? der dururuz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.