HAZİNEMİZ VAR, DEĞERİNİ BİLMİYORUZ

Bu haber 29 Eylül 2010 - 0:00 'de eklendi ve 618 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Muğla
Belediyesi tarafından 19.düzenlenen “Sanat
ve Kültür Festivali” çerçevesinde bir dizi etkinlikler düzenlense de bir
oturum tüm dikkatleri üzerinde topladı.

Etkinlik,
“Kentsel Sit Alanının ortaya çıkışı,
günümüzdeki yeri ve geleceği” konulu paneldi.

Muğla Mimarlar
Odası Başkanı Ertuğrul Aladağ’ın yönettiği oturumun diğer konukları, Muğla
Üniversitesi Arkeoloji Anabilim Dalı Baştanı Prof.Dr. Adnan Diler ile Sosyoloji
Bölümü Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Muammer Tuna idi.

Bu
arada şu denebilir.

3 gün boyunca
devam eden Muğla Sanat ve Kültür Festivalinde, neden söz konusu panel ön plana
çıktı?

Eğer bir kent,
doğal, arkeolojik ve Kentsel Sit’i bünyesinde bulunduruyorsa.

Ve buralar, 2500
yılı aşkın geçmişi yanında, günümüzde mutlak surette korunup, geleceğe
taşınması kaçınılmaz hale gelmişse.

Siz buraları
görmemezlikten gelemez, dolayısıyla kaderine terk edemezsiniz.

Daha
bir önemlisi, ülke ekonomisinde lokomotif görev üstlenmeye başlayan turizm
adına, çeşitlilik kazandıran en önemli tarihi miraslarımız.

Dizayn
edilmesi halinde, kentin konumunu daha bir artıracak, beraberinde önemli kazanç
merkezi haline dönüşebileceğini yadsımak mümkün değil iken.

Bu
nedenle, konunun uzmanı bilim adamlarının altını çizerek dile getirdiği
ayrıntıları, eksiksiz yerine getirmek durumu vardır.

Zira
bundan kazançlı çıkacak olan sadece belediye değildir.

Kentsel
sit alanı, Arkeolojik alan çevresinde konuşlananlar ve de Karabağlar Yaylasının
mukimleri de pay alacaklardır.

Öyleyse,
asıl sorumluluk sahipleri,”armudun sapı
üzümün çöpü” demeden, tez elden kolları sıvamalılar.

Geç
kalınmış bile olsa, “zararın neresinden
dönülse kardır” diyerek, harekete geçilmeli.

Geçelim
ki, geçmişi 2500 öncesine dayanan Mogla, Mabolla ve günümüz Muğla’sı, hak
ettiği noktaya gelebilsin.

***

Peki ne
yapılmalı?

Kimler nasıl bir
görev üstlenmeli ki kent gerçek kimliğine bürünsün.

Prof.Dr. Adnan
Diler’e
göre;

2500 yıldır
benzer ismi taşıyan ender şehirlerden Kentsel Sit (Muğla) ile Arkeolojik Sit’in
(Mabolla) birlikte sunulması halinde Muğla kısa zamanda “Kültür turizm merkezi”
haline dönüşebilir.

Bu anlamda Muğla
Kentsel Sit’in Türkiye’deki kentsel sit’lerden ayrı bir özelliğe sahip olması,
aynı alanda 4 bin evden 400 tanesinin tescilli olmasıdır.

Dolayısıyla
Muğla ile Mabolla iç içe geçmiştir.

Birde hemen
bitişiğindeki Arkeolojik Sit kapsamı içerisinde bulunan Masa dağı, kentin en eski
yerleşim merkezidir.

Aynı
oturumda konuşan Prof.Dr. Muammer Tuna
ise;

Sit alanı hala
kenti etkileyen bir yapıya sahiptir. Zira Sit’te yaşayanların sorunlarını
çözmeden Sit yaşatılamaz. Gün gelir toplumsal soruna dönüşebilir.

Bir başka sorun,
sit’te yaşayanların bölgenin değerini bilmiyor olmaları. Üstelik burası hala
göç alıyor. Kentin en yoksul kesimi burada olsa da zengin kültürel mirasın
üzerinde oturuyorlar.

Burada bir
çelişki var.

Üzerinde
yaşadıkları yerin değerini bilseler de restore ederek korumaları ne yazık ki
mümkün değil.

Şimdi,
bazı gerçekleri istisnasız kabul etmek durumundayız.

2500
yıllık geçmişe sahip Muğla, aynı anda kentsel, arkeolojik ve doğal sit
bölgesini içerisinde bulunduran dünyanın nadir kentlerinden biri.

Ne
var ki, özellikle kentsel sit alanında konuşlanan 4000 civarında evin restore
edilerek geleceğe taşınması, iskan sahipleri tarafından mümkün görünmüyor.

Öyleyse
yapılması gereken, nasıl ki arasta bölgesi adına Muğla Hizmet Vakfı ile Muğla
Belediyesi yardım elini uzattı.

Bizatihi
devlet, daha bir duyarlılık göstererek, söz konusu evlerin restore edilmesini
sağlamalı.

Bundan
fayda sağlayacak olan sadece ikamet edenler değil, turizme açılması halinde
bizatihi devlet olacağı düşünülürse, kaz
gelecek yerden tavuk esirgenmemeli.

Değilse hazinemiz var değerini bilmiyoruz demekten
gayri söyleyeceğimiz yok.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.