“Hayır”cıların sustuğu yer…

Bu haber 18 Ağustos 2010 - 0:00 'de eklendi ve 794 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Referanduma
doğru düşündüren bir tablo var. Yan yana gelmeleri asla mümkün görünmeyen
partiler, sivil toplum kuruluşları “hayır” için birlikte
çalışıyorlar:

CHP,
MHP, DP, DSP, İşçi Partisi, Türkiye Komünist Partisi (TKP), Haydar Baş’ın genel
başkanı olduğu Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Yurt Partisi Genel Başkanı
Sadettin Tantan, DİSK, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Yargıçlar ve Savcılar
Birliği (YARSAV), Cumhuriyet mitinglerinin etkin katılımcılarından Cumhuriyet
Kadınları Derneği ve Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Halkevleri. Son olarak da
yol kesip “hayır” için insanları; silahla, öldürmekle, köylerini
yakmakla tehdit eden PKK… Bir de “hayır” demeyi göze alamadığı için
seçmeni sandığa gitmemeye zorlayan BDP… Listeyi çoğaltmak mümkün. Bu listeyi,
“gördünüz mü, kimlerle kimler kol kola” demeye getirmek için asla
yapmadım. Evet demek ne kadar demokratik hak ise hayır demek de o kadar
demokratik bir haktır. Hayır diyenlerin de, evet diyenlerin de kendilerine göre
haklı gerekçeleri var. Birlikte hayır fotoğrafında görünenlerin ortak noktası,
AK Parti iktidarının sona ermesi. Ama bu seçim değil ki, referandum. Bir defa
burada bir tutarsızlık var. Fakat siyasî hesap belli. Hayır çıkarsa, AK Parti
yıpranır diye düşünüyorlar. Evet diyenler ise meselenin siyasi olmadığını,
vesayetin zayıflayacağını, demokratikleşmenin güçleneceğini söylüyorlar. Ben,
“evet” diyenlerdenim. Ben de, dünyanın geldiği noktada, toplumdaki
demokratikleşme şuuruyla, 80 yıllık statükonun devam edemeyeceğini, artık
askerî vesayetin sona ermesi gerektiğini düşünüyorum. Bu hem devletin, hem
askerin, hem siyasetin hem de ülkenin yararına tek çıkış yolu… Ama bunun
kolay olmayacağını da biliyorum. Yerleşmiş, darbelerle tahkim edilmiş, hele hele
malûm medya sayesinde, kozmik adamlar sayesinde ince ince dokunmuş bir
sistemin, bugünden yarına tersyüz olacağını kimse hayal etmesin. En az 5-6
yılımızı alır demokrasi yokuşunun bitmesi. İşte referandum, yokuştan sonraki
ilk düzlüktür. Evet çıkması halinde, demokratikleşmenin heyecanı, kararlılığı,
şevki, rüzgârı devam edecektir. “Hayır” denmesini isteyenleri
sorguladığım bir husus var. Sorguluyorum, çünkü “hayır” diyenlerin
topluca sustukları, hiç üzerine gitmedikleri, görmezden geldikleri bir yer var.
Son örneğini 27 Nisan 2007 muhtırasında gördüğümüz, askerin demokrasiye
müdahale etmekten vazgeçmemesi, Ergenekon davasının yargı süreci, Balyoz
davası, Deniz Kuvvetleri içinde amirallere şantaj için kurulan fuhuş
çetelerinin varlığı, intihar eden subayların sır ölümleri, Danıştay
saldırısı… Uğur Mumcu’nun, Abdi İpekçi’nin, Savcı Doğan Öz’ün, Hrant Dink’in
katillerinin yakalanmaması… Neden bu konularda vurdumduymazlar?
“Hayır”cılar, bu konuları yüksek sesle neden konuşmuyor, ciddi olarak
neden sorgulamıyorlar? Yine, Hantepe’de askerlerimizin şehit edilmesini saniye
saniye gösteren Heronlara rağmen, evlatlarımızın yardımına gidilmemesi, vurulan
PKK’lılar için “bizimkiler” diyen subayların varlığı, Dağlıca,
Aktütün, Sarıyayla gibi, önceden ihbar edilen karakollara baskınların
önlenememesi, TSK komuta kademesinin bütün bunlar karşısında hâlâ susması,
“hayır”cıları hiç ırgalamıyor… Hâlbuki TSK, bu milletin en önemli
kurumlarından biri. Ve çok büyük bir sorunla karşı karşıya… Bu suskunluk izah
edilebilir mi? Taşınabilir mi? TSK, şeffaf olmadığı, kamuoyunu
bilgilendirmediği sürece, yıpranmayı durduramaz ve güven problemini çözmeyi
başaramaz. Ordumuza en büyük kötülük de budur. Evet ya da hayır, siyasi bir
tercih değildir. Hayır, artan kutuplaşmanın derinleşmesi ve kavganın büyümesi
demektir. Cuntacıların elinin güçlenmesi demektir. Hayır, ters rüzgârdır. Kürt
sorununun, yine kuvvete dayanarak çözülmesinin yoludur. Hayır, şiddete
davettir… Evet ise gerilimin düşmesi, kavganın yatışması, demokratikleşmenin
güç toplayarak devam etmesidir. Evet, barışa, huzura, uzlaşmaya davettir…

HÜSEYİN
GÜLERCE   ZAMAN GAZETESİ 13/08/2010

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.