HAYIRCILARIN BÜYÜK YALANI

Bu haber 23 Temmuz 2010 - 0:00 'de eklendi ve 713 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Siz
bakmayın, “Referandum 12 Eylül’cülere yargı yolunu açmıyor” deyip, ertesi gün
ters parende atarak, güya “kıvırmaya” çalışan cahil cühela takımına…
Referandum, 12 Eylül’cülere yargı yolunu açıyor. Hem de öyle bir açıyor ki…
Darbeciler eliyle anayasaya çakılmış geçici 15. madde “lök” gibi orada durduğu
sürece, bırakın “darbeciler yargılansın” cümlesini telaffuz etmeyi, 12 Eylül’e
toz bile konduramıyordunuz. Bu iş bitti… Şişe kırıldı, cin çıktı…
Referandumdan “evet” çıkması durumunda, “anayasal dokunulmazlık” zırhının
arkasına gizlenenlerin uykuları kaçacak.

Gerisi
“yargı”yı ilgilendiriyor. Bakarsınız, gözünü karartmış bir Sacit Kayasu çıkar,
yeni bir iddianame düzenler, yargı süreci başlar. Hayır, yeni iddianameye de
gerek yok… Kayasu’nun iddianamesi, evet işleme konulmamıştır ama mahkeme
tarafından kabul edilmiştir ve “hukuken” geçerliliğini korumaktadır.
Dolayısıyla yargılama bu iddianame üzerinden yürüyebilir. Kayasu, biliyorsunuz,
“darbeciler yargılansın” dediği için, HSYK tarafından meslekten atıldı. Kimse
de çıkıp, “Ne oluyor?” diye sormadı. Baykal sustu. Kılıçdaroğlu sustu.
Kılıçdaroğlu’nun “Şahin Mengü”sü sustu. Bütün solculukları “beşi bir yerde
anayasası” tamlamasını kullanmaktan ibaret olan salim arkadaşlar sustu. Bugün
çıkıp utanmadan, müşterisine, “Referandum 12 Eylül’cülere yargı yolunu
açmıyor…” diye yalan söyleyen Aydın Doğan’ın maaşlı memurları sustu… Darbe
karşıtlığı üzerinden ekmek yiyen “anakronik solcularımız” sustu. Kayasu hem
meslekten atıldı, hem de avukatlık hakkı elinden alındı. İki kere cezalandırılmış
oldu… AİHM’den dönen bu yanlış karara rağmen, yukarıda zikredilen suskunlar,
özenli suskunluklarını korudular. İşbu anayasa değişikliği HSYK’ya “dur” diyor.
HSYK’nın yapısını değiştiriyor. HSYK ve Yargıtay arasındaki “ortaklaşacılığı”
ortadan kaldırıyor, kapalı devre “sen beni seç, ben seni seçeyim” uygulamasını
nihayete erdiriyor, seçim sistemini demokratikleştiriyor. Daha da önemlisi, 12
Eylül’cülere yargı yolunu açıyor. Kenan Evren’in devri iktidarında 49 kişi
asılmıştı… Erdal Eren, henüz çocuk olduğu için, yaşı büyütülerek idam
sehpasına yollanmıştı… 12 Eylül’ü yargılayacak mahkeme “müruru zaman” mı der,
soruşturmaya yer olmadığına mı karar verir, yargılamayı “sembolik” düzeyde mi
tutar, “Sen Erdal Eren’in yaşını büyütüp asmıştın, ben de senin yaşını küçültüp
asayım da, gör” diyerek Kenan Evren’i idam sehpasına mı yollar, idam
kaldırıldığı için cezayı müebbede mi çevirir, bilemem… Bu yargının işi… Ben
şimdi hayırcılara üç “kolay soru” sormak istiyorum. Bunun cevabını öncelikle
kendi vicdanlarında versinler.

BİR-
Mevcut anayasadan çok mu memnunsunuz? Mevcut Anayasa Mahkemesi ve HSYK yapısını
çok mu demokratik buluyorsunuz?

İKİ-
Sembolik düzeyde de olsa, 12 Eylül zihniyetinin yargılanması neden huzursuz
ediyor sizi?

ÜÇ-
İktidarda AK Parti olmasaydı, cunta anayasasını şurasından burasından delen,
YAŞ kararlarını yargı denetimine açan, faili meçhul cinayetlerin hesabını
soran, yargıdaki oligarşik yapılanmayı dağıtan bu anayasa değişikliğine “hayır”
diyecek miydiniz? Hadi bir de “dördüncü” madde ilave edelim: Siz neye “evet”
dersiniz?

AHMET
KEKEÇ   12/07/2010     STAR GAZETESİ

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.