Hayat’ın Umut’u « Hamle Gazetesi

Hayat’ın Umut’u

Bu haber 12 Ocak 2016 - 1:10 'de eklendi ve 864 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

“Kaçıp yüreksiz kentin karanlığından

Otağ kuracağım bir çocuk yüreğine,
Bir anne gibi sarılıp gökkuşağına
Hüngür hüngür ağlayacağım.”

Ahmet Sezgin

 

Bu haftaki yazımız söz üzere “Sana Geldim Mevlâna” başlığında olacaktı ama; hafta sonu izlediğimiz bir oyun öncelik sırasını aldı. Bu kış günlerinde okuldan çıkıp eve gittiğimizde dışarı çıkmak nedense hiç içimizden gelmiyor. Televizyon da seyretmeyi pek sevmiyorum ama; vaktimizi öğrencilerimizin yazıları, kitaplarımız da pek ala güzelce dolduruyor.

İşte böyle bir halet-i ruhiye içerisindeyken kendimi cuma akşamı Sanayi ve Ticaret Odası’nın salonunda bir amatör tiyatro oyununu seyrederken buldum. Bu oyun monotonlaştırdığımız hayatımızda bir içe bakışı, bir uyanışı da beraberinde getiriyordu. Aslında ailemizin doktoru, sevgili doktorumuz Vehip Keskin ile değerli eşlerinin oyunda yer almaları seyir konusunda bir öncelik teşkil etmişti bir kere. Daha önce üniversitemizin AKM A Salonunda sergilendiğinde gece derslerim yüzünden çok az bir süre izlemek nasip olmuştu o da topu topu on dakika. Nasip 2016’nın ilk günlerindeymiş. Dr. Vehip Bey’in mesajıyla bir grup öğretmen arkadaşım ve öğrencimle oyunu izlemek nasip oldu.

Oyunun mesajı, ışık, müzükler, senaryo ve yorum konusunda amatör çapta eleştirilerim bir yana mesajıyla, samimiyetiyle ve harcanan emeğiyle sımsıcak bir karşılama ile baş başa kalmanız her şeyin önüne geçiyordu. Hemen her yaştan oyuncu kadrosu genci, en genci :)’ne kadar tam bir uyum içerisinde sizi sarıp sarmalıyor. Duygusal yoğunluğu içerisinde tertemiz ve apaçık mesajıyla da ulaşmak istediği hedefi bulmuş oluyordu.

Sahne sonunda yapılan konuşmalar, benim öğrencilerimle yıllardır yaşadığım o tarifi imkansız heyecanlarını, paylaşımını, onca harcanan emeğe ve yaşanan yorgunluğu rağmen tadılan mutluluğa bir cevaptı aslında. Evet tam on- ondört hiç durmadan her hafta sonumuzu vererek yapılan çalışmalarımız evimizde astığımız bir tablo gibi, yazdığımız bir yazı gibi birer belge, birer hatıra gibi saklanacaktı aslında.

Oyunda görevli yönetmen, ışıkçı, suflör ve oyuncularına kadar hepsinin bir oyun çerçevesinde bir grup oluşturmaları, o grubun içerisinde geçirdikleri deneyimler, hatıralar inanıyorum ki yaşamları boyunca unutamayacakları birer belge olarak kazınacaktır. Oyunun verdiği sosyal mesaj ise verilmek istenen toplumsal bir mesajın sivil toplum içerisinde yer alan insanlarımızın toplumumuza karşı sorumluluk duygusuyla harcadıkları çabayı da ayakta alkışlatacak düzeyde.

Cahit Sıtkı’nın “Ne doğan güne hükmüm geçer / Ne hâlden anlayan bulunur.” mısralarındaki gibi halden, hal dilinden anlamaya yönelik mesaisi, emeği olan ciddi bir paylaşım. Uyuşturucunun, yalnızlığın ve terk edilmişliğin, kendi benliği içerisinde yozlaşan insan ilişkilerinin günümüz insanına verecek çok mesajı var aslında. İki anahtar kelime “Hayat” ve “Umut”!. Gençliğin umutları, gelecek hayalleri, sevgi ve ilgi ile beslenmiş sağlıklı bireyler yetiştirme, diğer yanda hayatın içerisinde güvenini, sevgisini, saygısını kaybetmiş insanlar. Ya da Oğuz Atay’ın nefis başlığıyla “Tutunamayanlar”.

Bir yandan el vermek, bir yandan birilerinin elinden tutma cesaretini, yürekliliğini, sorumluluğunu almak gerekiyor. Bu toplumdaki doğruda da, yanlışta da, iyide de, kötüde de hepimizin payı var. Sadece kendi kapımızın önünü temizlemekle iş bitmiyor, bundan sonra da bitmeyecek. Daha büyük sorunlarla da karşılaşabiliriz. Temelini aileden ele alsak boşanmış aileler o kadar fazlalaştı ki, ayrılmış ailelerin çocukları yani bizim çocuklarımız bile geleceğe dair büyük sorunlar üretiyor, üretecek de.

Yalnız insanlar, sevgi dokunuşuna muhtaç insanlar her tarafımızda. Evlendirme programları gibi kalitesiz, düzeysiz programlar evlere kadar girip toplumu düzeysizleştirmek adına cirit atıyor. Bir yerde toplumumuzun aydınlarının bu konuda ciddi şekilde sorumluluk almalarına çok büyük ihtiyacımız var. Her şeyin başı eğitim. Ailede, okulda, çevrede eğitim.

Bu konuda karanlığa bir mum ışığı da yaksa “Hayat’ın Umut’u” büyük bir adım aslında.

Son söz!.. Her şeyin başında özveri, her şeyin başında eğitim, her şeyin başında toplum gönüllülüğü!.. Amatör bir ruhla hazırlanmış düzgün bir çalışma!.. Samimiyet yüreklerden seyirciye anında geçiyor. “Hayat’ın Umut’u” izlenirken yaşatan yaşanan bir oyun! Ben Dr. Vehip Keskin, değerli eşi ve oyunda görevli tüm gönüllülere bir seyirci olarak bir farkındalık yarattıkları için teşekkür ediyorum. Hayatımızda en azından bir kere yaşadığımıza değecek bir yapalım, değil mi?.. Gerisi teferruat!.

“…Bir seviyi anlamak,

Bir yaşamı harcamaktır.

Harcayacaksın…”

Özdemir Asaf

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
nihat tasoglan 12 Ocak 2016 / 11:37

Tesrkkurler Ismail Bey. Sizi zevkle okuyorum.