Hayatın Bir Kenarından Tutmak « Hamle Gazetesi

Hayatın Bir Kenarından Tutmak

Bu haber 19 Aralık 2017 - 1:49 'de eklendi ve 1.399 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail Zorba              
“Hayattan desteğimi çekersem çökerdi dünya

İyilik aldırmazdı kötülerin yaptıklarına

Aydınlıklar karanlıklar sahte yansımalar tutuşan dilimde

Kırılmış yanlarından onarırdım hayatı

Sırrı bendedir görülen her şeyin diye düşünürdüm.”

Özcan Ünlü

 

Sosyal medyada bir öğretmen arkadaşın paylaştığı bir fotoğraf ve düşündürdükleri. Paylaşılan fotoğrafın altında şöyle bir bilgi.. “Almanya’nın Dresden şehrinde müzisyenler ve mimarların ortak tasarımı olan Neustadt Kunsthofpassage adlı bu binanın en önemli özelliği yağmur yağınca müzik çalması…”

Fotoğraftan yansıyanlara gelince mavinin tonlarının kapladığı binanın duvarları üzerinde borular, sesin çıkışını sağlayan hoparlörler ve bina estetiğini tamamlayan pencereler. Hayalimde canlandırdığımda yağan yağmurla hoş bir melodi üreten duvar şehrin içerisinde ayrı bir ses, ayrı bir soluk oluşturuyor. İnsan yaratıcılığının sanatla buluşması bir duvar üzerinde hayat buluyor. O şehrin insanları o duvarda hayatın bir kenarından tutunuyor. Hayatın bir kenarında aşka tutunan insanlar güzelleşiyor.

Bir duvar bu kadar güzellik katıyorsa bir şehrin insanına estetiğin ruha yansıtacağı her bir çalışma ile insanlar arınır, paklanır, aydınlanır. Sanat bu! İnsanı güzelde buluşturan hem bedene hem de ruha şifa olan biricik kaynak.

Hayatın sıradanlığı o kadar boğuyor ki insanı öznesi olduğu varlığının asıl kaynağından uzaklaşıyor, uzaklaştırılıyor hatta; öteleniyor. Evet, öteleniyor. İnsan sevgiden, aşktan uzaklaştıkça, uzaklaştırıldıkça sanatın kimliğine kattığı özgüvenden, cesaretten, paylaşma ve tamamlanma hissinden uzaklaşıyor. Sorgulamıyor, üretmiyor, kendine güvenmiyor. Kendi dehlizinin karanlığında, iç dünyasında yalnızlığa mahkum oluyor.

Duvar, deyip geçmemek lazım. Duvarında bir ruhu var. Utanç duvarı, ağlama duvarı, dilek duvarı; insanlarca sığınılan, önünde diz çökülen, yeri geldi kucaklanılan, mektuplarını yazıp kovuklarına dilekleri sırlanan duvarlar.. Halbuki biz duvarları hep bir şeylere mani gibi görürüz. Kendi kendimize ördüğümüz duvarların içerisine hapsoluruz. Bakın Dresden’de bir duvar yağmurla birlikte insanların ruhuna hitap ediyor. Müzikle ruhları yoğuruyor, temizliyor, kirlerinden, korkularından arındırıyor. Sanatın eli değiyor insana. İnsan hayatın bir kenarından tutuyor, tutunuyor.

“Aşk ürktü yıllarca benden bunu hissettim

Bir gülün yaprağı değinceye kadar yüreğime

İşte hayatın tam burasında dokunuyorum kendime

Fazla uykular ve düşlerden korkarak yatıyorum

Yoruluyorum yalnızlıktan”

Özcan Ünlü

Ama bir kere insana bir inanabilsem!.. Umutlarım, hayâllerim ve de aşkım!.. Sadece insana.. O duvarın dışı gibi içi de aynı ise sadece şekilde değildir fotoğraflanan.. Ruh da mayalandığı kaynağa dönmüş; aydınlanmış, güzellikler katmaya muştulanmıştır.

Yağmuru hissetmek, renkleri görmek, müziği duymak, her türlü lezzeti tatmak ve bunu bedeninde, ruhunda tamamlamak; bir bakıma tamamlanmak. Şu semanın altında toplanan tüm varlıklar adına büyük resmi her noktasında farklılıklarıyla görebilmek, duyabilmek, hissedebilmek ve “ben”in tekelinden inip “insan”da çoğalmak, zenginleşmek: EN BÜYÜK MUTLULUK!.. Belki de AŞK!.. Sadece AŞK..

Not: Bütün bu sözlerin üzerine paylaşmak istediğim bir güzellik ve farkındalık da var. Menteşe Belediyesi ve Muğla Sanatseverler Derneği’nin ortaklaşa düzenlediği 3K söyleşilerinde üç yazarın kitap tanıtım sohbetine katılmıştım. Tarih 16 Aralık 2017, yer Konakaltı Kültür Merkezi, yazarlar Nuran Yüksel, Ayser Özbulut ve Hüseyin İlker Altınsoy.. Kitap ve hayat üzerine yapılan söyleşilerin buluştuğu nokta  “İnsan, sanat ve hayata dokunmak”tı. Yazarlara, sanatçılara gün geçtikçe ihtiyacımız daha da çok artmakta. Onlar sayesinde hayatın bir kenarından tutunabildiğimizi unutmayalım. Katkıda bulunan herkese teşekkürler. Ayser Özbulut hanımefendi ve kitabı “Boğazımdaki Yumrular” ise apayrı bir yazı konusu!..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Nilgün Açık Önkaş 19 Aralık 2017 / 20:36

Elinize, zihninize sağlık. Bu yazıyı okurken duvarlar bölümüne ek haddim olmayarak bir de bizim Fakültenin duvarları var … O duvarlar ki vefalı …nankör kişilerden çok daha vefalı… Kadir, kıymet bilen, emeğe saygısı olan…Yıllarca o fakültenin merdivenlerinde binlerce öğretmen yetistirmek için, aynı sizin gibi, memleket evladını iyi yetiştirmek için koşturan, fedakarca gece yarılarına kadar yemek dahi yemeyi unutarak koşturan Nilgün Hocayı hatırlayan vefakar duvarlar var…bazı kisilere inat tüm hasmeti ile duruyorlar…gerçekleri haykırıyorlar, nankörlerin nankörlüklerini yüzlerine çarpıyorlar… Bana dokunmayan yılan bin yasasın diyenlere inat…