Hayatımızın Şiirini Okumak

Bu haber 17 Kasım 2015 - 0:15 'de eklendi ve 896 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

“Uyurken, uyanırken kendine sor ne diye,

Anarken, unuturken, neyin yerine diye

Kimi gittikçe kalır, ululuk taslamaktan

Kimi kaldıkça gider, yürür kendine diye..”

– Özdemir Asaf –

 

Özdemir Asaf, kitabının girişine şu sözü eklemiş; oldukça etkileyici: Her insanın bir öyküsü vardır ama her insanın bir şiiri yoktur.”

Yaşamımız öyküler, şiirler, romanlarla dolu… Her birimizin hayatı birer şiir, birer öykü, birer roman değerinde. Okumasını bilen yok! Bir kaleme alsaydık acaba ortaya neler çıkardı… “ Yaşıyorum, nefes alıp veriyorum ya!… Bu kadarı da yeter bana.” diyor muyuz gerçekten? Ya içimize sakladıklarımız, hayâllerimiz, ideallerimiz, isteklerimiz… Bize verileni olduğu gibi kabul ettiğimiz için mi, hep aynı senaryolar oynanıp duruyor.

Muğla’dan Türkiye’ye hatta dünyaya bakmak ne kadar güzel.

Gördüğümüz, yaşadığımız bazen haklı, bazen haksızca isyan edişlerimiz hep daha iyisini, daha güzelini yaşamak istediğimiz için. Hep beraber paylaşmak için. Şanslı insanlarız. Sorunları en az olan illerden birinde yaşıyoruz. Sosyal yaşamın nimetlerini en üst düzeyde yaşadığımız da söylenebilir. Ama bu bakış açılarının tamamı öznel bir değerlendirmenin yansımaları. Ve beraberinde…

Sabahleyin penceremden baktığımda gökyüzü bütün gri tondaki görünümüne karşın beni mutlu kılabiliyor. Okula doğru giderken Heykel’in önünden geçiyorum. Baktığım her yer beni gülücükle karşılıyor. Okuldaki taze çiçeklerim etrafımı en güzel kokularıyla kuşatıyorlar. Onların koridorlardaki gürültüleri, kahkahaları, güler yüzleri birer hayat öpücüğü gibi geliyor. Yaşamı nasıl algıladığımız çok önemli. Bu, tabiiki çocukluk dönemimizin kahramanı Polyanna’nın mutluluk oyunu değil. Bakış açımı sevgiyle, umutla yoğurduğum sürece ben yürümüyorum adeta koşuyorum.

Roman yazmak istemiyorum. Belli bir zaman geçtikten sonra “Yazsam hayatım roman olur” da demek istemiyorum. Ben hayatım boyunca şiir yazmak istiyorum. Şiir gibi sadece kendine ait olmak… Kimseye benzememek. Özgünlüğün kanatlarını takıp özgürce uçmak. Alabildiğine enginlere. Okyanuslar üzerinde ufuk çizgisini yakalamak. Mavinin derinliklerinde kaybolmak…

Saygı duyduğum, tanıdığımı sandığım bir insanın beklemediğim bir davranışı karşısında tepki gösterince bana şöyle demişti: “ Hocam bu kadar duyarlılıkla nasıl yaşıyorsun?” Aldığım yanıtın duyarsızlığına rağmen şöyle cevap verdiğimi hatırlıyorum: “ Dostun attığı bir gül insanı yaralarmış; ama ben buradan hiçbir yara almadan kalktığım için çok mutluyum.”

Yaşamımızı paylaştığımız insanlar hayatı daha yaşanılır kılar. Onlar sayesinde içtenliği keşfeder, kendi “ben”imizi güven duyarak onlarla paylaşabiliriz. “Ben şanslı bir insanım” demek için paraya, bilgiye, yeteneğe sahip olmak yeterli değildir. Bir insanın talihi, çevresindeki insanlarla belirlenir. İnsan arkadaşlarıyla, dostlarıyla güçlüdür. Tek başına sahip olduğu güç paylaşılmadıkça hiçbir anlam kazanmaz.

Hayatımız boyunca kazandığımız en büyük deneyim insanlardan aldığımız yaşam dersleridir. Bize güç katan insanlar yanımızdayken güneşin doğuşundan tutun batışına kadar geçirdiğimiz süre, bizim için daha anlamlıdır, daha farklıdır. Bütün hücrelerimizle mutlu ve umutluyuzdur. Daha yeni okuduğum Coelho’nun “Zahir” adlı kitabının ithaf bölümünde de benzer şeyler yazıyordu. “Birden kar yağmaya başladı. Durdum ve o anın tadını çıkarmak için bekledim; düşen kar taneleri, gri gökyüzü, orman ve yanımdaki kadın. Daima yanımda olan kadın…” Bu sözler benim düşüncelerimle ne kadar da örtüşüyordu.

Ben de “Yazsam benim hayatım roman olurdu” demek istemiyordum. Hayatımı bir şiir gibi yaşamak istiyordum. İsteklerim ne kadar uçuk görünse de Coelho kadar talihli olmam gerekiyordu. Çünkü yazar, hayatı yanındaki insan sayesinde şiir gibi yaşıyordu. Şiir gibi yaşadığı için de farklı hayatların romanlarını yazabiliyordu.

O zaman biz de yaşayamadıklarımızı bir kenara bırakarak elimizdekilerin kıymetini bilip kendi şiirimizin birkaç mısrasını okumaya başlayabiliriz:

Öyle bir ilk yaz ol ki korkut yaprakları,

Öyle bir son yaz ol ki tut yaprakları,

Sararıp dökülürken güz rüzgârlarında

Ardında savrulsunlar, umut yaprakları.

Sevinçlerinde onlar vardı, hüzünlerinde onlar

Seninle yeşerdiler, seninle soldular.

Olsunlar senden sonra da umut yaprakları.”

– Özdemir Asaf-

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.