Hayaldi… Umuttu… Gerçek Oldu

Bu haber 07 Nisan 2017 - 0:17 'de eklendi ve 933 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Hayaldi… Umuttu… Gerçek Oldu.

Sözün sahibi Tes İş Sendikası Yatağan Şube Başkanı Fatih Erçelik.

Hayal, umut olan neydi? Gerçek olan ne?

Tes-İş Sendikası Yatağan Şubesi tarafından yapılan yazılı basın açıklamasında bu sorulara yanıt olabilecek bir yanıt bulamadım.

Aslında bir yanıt vardı, ancak o yanıt benim beklentimi karşılamıyordu.

TES-İŞ Sendikası Yatağan Şubesi yönetimi olarak göreve geldiğimiz 2007 yılında taşeron firmalarda hizmet alımı sözleşmesiyle karın tokluğuna ve çok kötü koşullarda asıl işleri yapan arkadaşlarımızın durumlarını iyileştireceğimize dair onlara bir söz vermiştik.

Başkan Erçelik böyle diyor.

Neydi o verilen söz?

Benim beklediğim “Taşeron işçileri sendikalı yaptık” veya “Toplu sözleşme yaptık” denmesiydi…

xx           xx           xx

Hayal ve umut olan Yatağan, Yeniköy, Kemerköy (Gökova) Termik Santrallerinde çalıştırılan “taşeron” işçilerinin haklarına dairdi…

Haklar” denilince ilk akla gelen elbette “sendikalı” olmaları olabilir.

Ancak değil…

Çünkü benim bildiğim bölgemiz santrallerinde çalışan taşeron işçileri santraller özelleşmeden önce sendikalı olduklarını biliyorum.

Evet, yanlışım yok.

Muğla’da termik santrallerin “taşeron işçileri” dışında “sendikalı taşeron işçisi” yok…

Anlı, şanlı DİSK’e bağlı Genel İş Sendikası’nın “yetkili” olduğu belediyelerimizde de yok!

xx           xx           xx

Sakın DİSK’e karşı TÜRK-İŞ’i öne çıkardığım, övdüğüm, alkışladığım sanılmasın.

TÜRK-İŞ dün olduğu gibi bugünde bir “sarı” sendika…

Dün bu konfederasyonun yaptığı “sınıf sendikacılığı” değildi. Bugün de “ücret sendikacılığı” değil!

Yatağan’da, Milas’ta TÜRK-İŞ’i aşan, geçen bir sendikacılık, “sendikal gelenek” var…

Kamu sektöründe sendikacılık kolaydır. Oradaki işçileri sendikalı yapmak için bir çaba, mücadele gerekmez, ama özel sektörde örgütlenmek zordur. Hatta mümkün değildir.

Geçmişte özel sektörde örgütlenebilen DİSK olurken, kamu sektöründe de “işverenin dediği olduğundan” yaygın örgütlenen TÜRK-İŞ olmuştur.

Yerel yönetimlerde bugün CHP’li Başkanlar DİSK’le anlaşıyor…

Muğla’da özel sektörde örgütlenmeye çalışan tek sendika ise Maden-İş Sendikası Yatağan Şubesi’dir.

xx           xx           xx

Birden aklıma geliverdi.

Son genel seçimlerde CHP’nin “Taşeron işçileri kadroya alacağız” vaadi üzerine AK Parti Hükümeti de “kadro sözü” vermişti.

Ülkemizde artık sadece “işçi” olmak değil, “çalışan” olmak kolay değil. Sendikalı sayısı giderek azalırken, giderek çalışanlarında güvencesi ortadan kalkıyor.

Genel seçimin üzerinden neredeyse 2 yıl geçti. Taşeron işçiler için verilen sözler tutuldu mu?

Hayır…

Kimseye kadro verilmedi. Kimsenin sesi de çıkmıyor. Çünkü örgütlü değiller, onların hak mücadelesini verebilecek sendikaları yok.

Malum taşeron işçilerin kadrolu yapılmaları CHP tarafından gündeme getirilmişti. Hiç değilse CHP’li belediyeler taşeron işçilerini kadroya almalıydılar. Eğer kadroları yoksa “sendikalı olmalarını” sağlamalıydılar!

xx           xx           xx

Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy Termik Santrallerinde çalışan 848 taşeron işçi “özelleştirme”den önce Tes-İş Sendikası Üyesi oldular.

Özelleştirmeden sonra bugüne kadar özelleştirilen yerlerde olduğu gibi sendika filan kalmaz diye bekliyordum. Kaldılar. Hem Tes-İş, hem Maden-İşsözleşme” yetkilerini sürdürüyorlar. Aralarında kavga gürültü de yok.

Hatta ilk toplu iş sözleşmesini de 2015 Mart’ında yaptılar. Önümüzdeki aylarda yapılacak yeni sözleşmeye hazırlanıyorlar…

O zaman “Hayaldi… Umuttu…” da “Gerçek Oldu.” denilen ne?

Yanlış hatırlıyorumdur, diye kuşkuya kapıldım.

Tes-İş Sendikası Yatağan Şube Başkanı Fatih Erçelik’i aradım. Taşeron işçilerin özelleştirmeden önce 2011 Nisan ayında “sendikalı” yapıldıklarını doğruladı. 2014 yılında da 848 taşeron işçi için toplu sözleşme yaptıklarını da anımsattı…

Basın açıklaması konusu gerçek olan ise, taşeron işçilerin geçmişte kadrolu işçiler karşısında aldıkları düşük ücretten kaynaklanan farkın tahsili için başlattıkları hukuk mücadelesini kazanmış olmalarıydı…

xx           xx           xx

TES-İŞ Sendikası Yatağan Şubesi yönetimi olarak göreve geldiğimiz 2007 yılında taşeron firmalarda hizmet alımı sözleşmesiyle karın tokluğuna ve çok kötü koşullarda asıl işleri yapan arkadaşlarımızın durumlarını iyileştireceğimize dair onlara bir söz vermiştik.” diyen Fatih Erçelik şöyle devam etti:

Nitekim 2007’den sonra bu arkadaşlarımızın çalışma koşullarını, işyerinde maruz kaldıkları ikinci sınıf insan muamelesini çok kısa sürede ortadan kaldırdık. Servis araçlarından yararlanma ve yemekhanede aynı yemekleri yemelerini sağladık.

İş güvenliği malzemelerini ve uygun kişisel koruyucuların verilmesi için çaba harcadık. Sonuç olarak çalışma koşullarından kaynaklanan sorunları, farklılıkları elimizden geldiğince ortadan kaldırmaya çalıştık. Bunlar bizim için yeterli değildi.

Bu arkadaşlar Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy Termik Santrallerinde işverenin asıl (kadrolu) işçileriyle, yani bizim üyelerimizle yan yana birlikte çalışıyorlar ve aynı işleri yapıyorlardı. Ancak aldıkları ücretler asgari ücret bile değildi. Bu farklılığı da tamamen ortadan kaldırmak için taşeron işçilerini önce sendikaya üye yapmamız sonrada yürürlükte olan İş yeri Toplu İş Sözleşmesinden faydalandırılmaları gerekiyordu.

xx           xx           xx

Sendikalarının Genel Merkez Yöneticilerinin oluru ile her üç santralde toplam 848 taşeron işçisini 2011 Nisan ayında sendikalı yaptıklarını ve bu sürecin kolay olmadığını, aralarında sendikaya korka, korka üye olanlar bulunduğunu belirten Erçelik basın açıklamasında sözlerini şöyle sürdürdü;

İşe girmelerine ön ayak olanlara danışan arkadaşlar vardı. Kendi ayağınıza kurşun sıkıyorsunuz, bunlar yarın sizin başınızı derde sokar, yarın seçimlerde siyasiler ne derse onu yaparlar diyenler oldu. Ama biz sendikacıydık ve yüklendiğimiz sorumluluk gereği, neye mal olursa olsun aynı işleri yapan işçiler arasındaki tüm farklılıkları ortadan kaldırmaya karar vermiştik. Sıkıntılı da olsa başardık ve taşeron işçilerini sendikamıza üye yaptık.

Erçelik’in anlattıklarına göre, ilk etapta her üç santralden 10’ar kişi belirlenip, toplam 30 kişi adına Milas Asliye Hukuk Mahkemesi’nde “asıl iş pilot davaları” açılmış. Bu davalar çiçeği burnunda sendikalı taşeron işçilerin lehine sonuçlanmış. 30 işçi ücret farklarını almışlar…

xx           xx           xx

Pilot davayı kazandıktan sonra yaklaşık 800 taşeron işçi adına gene Milas’ta dava açtıklarını ve bu davanın Enerji Piyasası Kanununa eklenen geçici madde nedeniyle aleyhlerinde sonuçlandığını belirtirken şöyle devam etti;

Kararı Yargıtay’da itiraz ettik. Dava tarihlerini geçici maddenin yürürlükten kalktığı tarihe, yani 2013 Mart ayına çekince Yargıtay’a yaptığımız itiraz olumlu sonuç verdi. Bunun üzerine taşerondaki 800 üyemiz Mart 2013’ten itibaren yaklaşık 10,5 aylık asıl iş fark ücretlerini almaya hak kazandılar. Kişi başı ortalama 10 ila 18 bin lira arasında bir hak edişleri doğdu. Geride kalan yaklaşık 9,5 aylık alacaklarımız içinde yeniden dava açtık. Bu arada bu davalardan ötürü EÜAŞ’ın çok büyük zarara uğratıldığından davaları geri çekme karşılığı uzlaşma talep ettik cevap bekliyoruz. Biz yine de 2.etap davalarımızı açtık devam ediyor. Bu paralar üyelerimizin hak ettiği halde verilmeyen ücretlerdir. Dolayısıyla analarının ak sütü gibi helaldir.

Söz vermek böyle bir şey işte… Bakalım önümüzdeki sözleşme nasıl sonuçlanacak?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.