Havuzlu villan var mı, yok mu Kemal Bey?

Bu haber 16 Ağustos 2010 - 0:00 'de eklendi ve 744 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Şimdi,
“Başbakan’ın bilmem kaç metre karelik evini, filanca milletvekilinin havuzlu
villasını neden görmüyorsun?” diyeceksiniz. Görmüyorum… Bana ne! İnsanlar,
kazançlarının kaynağını gösterdikleri ve “meşruiyet” çerçevesinden sapmadıkları
sürece, “havuzlu ya da havuzsuz”, istedikleri evlerde (villalarda)
oturabilirler. Bana ne, sana ne, kime ne! Deniz Baykal’ın villasını, Ankara ve
Antalya’daki evlerini, arsalarını, kooperatif hisselerini, borsadaki
kâğıtlarını da görmüyorum. Devlet Bahçeli’nin evlerini de görmüyorum.
Selahattin Demirtaş’ın, Yalçın Topçu’nun, Hüsamettin Cindoruk’un, Numan
Kurtulmuş’un evlerini de görmüyorum. Ayrıca, evlerinin sayısını da
bilmiyorum… Tek eve sahip olan vardır… Kirada oturan vardır… Gayrımenkul
zengini olan vardır. Onur Öymen’in, Berhan Şimşek’in, Gürsel Tekin’in, Önder
Sav’ın, Muharrem İnce’nin ne evlerini, ne arsalarını, ne kazançlarını, ne de
yatırımlarını merak ediyorum. Hakikaten bana ne! Süleyman Demirel zengin bir
Başbakandı… Hâlâ zengindir… Necmettin Erbakan’ın Altınoluk’ta bir yazlığı
ve sanırım Ankara ve İstanbul’da evleri var. Bilmiyorum… Rahmetli Türkeş’in
durumu da gayet iyiydi. Basın tarafından “en gariban Başbakan” olarak
pazarlanan rahmetli Ecevit de mülk olarak hayli iyi bir durumdaydı. Kemal
Kılıçdaroğlu’nun evlerini, yapıp ettiklerini, SSK Genel Müdürlüğü dönemindeki
icraatlarını göreceğim ama… Bunu kendisi istedi… Kılıçdaroğlu, çünkü,
“başkalarının evleri” üzerinden kampanya yürüten meraklı bir siyasetçidir ve bu
şekilde tarassut altına alınmayı hak etmiştir. Kuraldır: Havuzlu villa
edebiyatı yaparsan, nerede oturduğuna bakarlar… Fakir fukara ve yoksulluk
üzerinden siyaset yürütürsen, gömleğinin markasına bakarlar… Muarızlarına
“Haramzadeler, kalpazanlar, yediniz yediniz doymadınız mı?” diye sallarsan, ne
yediğine, ne kazandığına, nerede oturduğuna, hangi taşınır ve da taşınmaz
mallara sahip olduğuna bakarlar… Ne diyordu Kemal Bey? “Biz havuzlu
villalarda oturmayacağız…”

Dün
Melih Gökçek, bir televizyon kanalında kendisine “hodri meydan” dedi; havuzlu
bir eve sahip olup olmadığını sordu. Peşi sıra ekledi: “Yerel seçim öncesi
İstanbul’da yırtık ayakkabıyla dolaşan ve garibanlık edebiyatı yapan Kemal
Kılıçdaroğlu’nun yedi adet evi var. Bunları memur maaşıyla mı aldı? Açıklasın.”
Dediğim gibi, ben bilmiyorum, merak da etmiyorum. Herhangi bir imada da
bulunmuyorum. Helal hoş olsun… Yedi evi varsa, yetmiş yediye çıksın… Konu
şu: Madem kendisi “başkalarının evleri”yle ilgili bir tecessüs geliştirdi,
kendi evlerinin durumunu da anlatmalıdır… Yani, Melih Gökçek’in sorularına
açık, anlaşılabilir, kamu vicdanını tatmin edecek cevaplar vermelidir. Bir
sorusu daha var Gökçek’in: “14 yaşındaki oğlun Kerem Kılıçdaroğlu’nu, okulların
açık olduğu bir dönemde, 61 gün boyunca sigortalı yaptırdın mı, yaptırmadın mı?
İki yaşındaki torunun SSK’ya kayıtlı mıydı, değil miydi?” Buyursun… Madem bu
ülkede siyaset, “başkalarının evleri” üzerinden yapılıyor… İşe kendi
evlerinin ve SSK’lı olan yakınlarının durumunu izah ederek başlasın… Bizi
ikna etsin… Biz de ilk seçimde Başbakan yapalım onu…

AHMET
KEKEÇ    STAR GAZETESİ    11/08/2010

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.