Hastane Gerçekten Tamam

Bu haber 26 Kasım 2018 - 1:11 'de eklendi ve 2.738 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Türkiye‘de Devlet Hastanesi olmayan il merkezi var mıdır?

Yoktur… “Var” dersek, bu “Ankara’nın Çankaya’sında, İzmir’in Alsancak’ında, İstanbul’un Nişantaşı’nda evlere mahalle çeşmesinden kova ile su taşınıyor” demek gibi bir şey olur.

Ne acı ki Muğla il merkezinde bir Devlet Hastanesi yok!

Bunun en büyük sorumlusu MSKÜ Tıp Fakültesi Araştırma Uygulama Hastanesi‘nin Karadağ‘da kendi hastane binasının “natamam” hizmete açılması sırasında, kiracının taşınırken evin lambalarını, çeşmelerini söküp gittiği gibi, “Muğla Devlet Hastanesi”ni boşaltıp gidenler ve o binanın talanına göz yumanlar sorumludur.

Siyasetçisinden bürokratına kadar Muğlalılar onları unutmayacaklar. Muğlalı o saçmasapan mülayimliğinden unutsa da tarih yazacaktır.

xx           xx           xx

Şuradan hemen dibimizdeki komşumuz Aydın‘a bakalım.

Aydın‘da bir değil, iki Devlet Hastanesi; Aydın Devlet Hastanesi ve Aydın Atatürk Hastanesi var.

Aydın‘a ve bölgeye yetmez olunca “Aydın Devlet Hastanesi’ni büyütelim” dememişler. Yanına Aydın Atatürk Devlet Hastanesi‘ni koymuşlar…

Yetmemiş, ayrıca “Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi” ile “Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi” yapıvermişler…

Aydın‘ın iki de özel hastanesi var. Muğla il merkezine ikincisine izin verilmiyor!

Aydın derken yanlış anlaşılmasın bugünkü il merkezi “Efeler”den söz ediyorum. Muğla derken de “Menteşe”den…

Aydın‘a bu kadar sağlık kurum, kuruluşu yetmemiş. Muğla Üniversitesi ile birlikte kurulan Aydın Üniversitesi de “Tıp Fakültesi” ni gündeme getirmiş. Kimse de iki tane devlet hastanesi var, “afiliasyon” ile birini “Araştırma Hastanesi” yapın dememişler…

İşte bu noktada dönemin siyasilerini ve bürokratlarını anarken rektörlerimizi de saygıyla anmamız gerekiyor!

xx           xx           xx

İnanamıyorum… Bir şehir düşünün siyasetçilerden kaderi yok. Bürokratlarından kaderi yok. Rektörlerinden kaderi yok. Yerel yönetimlerinden hiç kaderi yok…

Bürokraside, partilerde, STK‘larda, meslek odalarında yönetenlerde kalibre arama… “Muğlalılık”, “Muğla aşkı” hiç arama… “Muğla sevdalısı” olduğunu söyleyenlere de dikkat, aman hiç inanma… Muğla onların ellerinde de hep “ölümsüz” değil, “olumsuz” aşkların kurbanı oldu…

Aydın’daki siyasetçiler siyasetçi de, Muğla’dakiler değil mi?

N’olur artık şunu söylemekten çekinmeyelim:

Aydın’da “Aydınoğlular” var. Muğla’da “Menteşeoğlular” yok!

Neyse, Aydın‘ın “Aydınlıları” şehirlerine bir de “Adnan Menderes Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi”ni kazandırdılar… Neyse şimdi Yelda Erol Gökcan ve Mehmet Yavuz Demir ile “Menteşeoğlular” seneler sonra geri geldi gibi…

BizimAraştırma Uygulama Hastanesi “hokkabazlık” yapar gibi Devlet Hastanesi’ni de yutarken, bir Adnan Menderes Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi de olamadı… Hala Aydın’a, İzmir’e ve hatta Antalya’ya Muğla’dan hasta sevk ediyoruz…

xx           xx           xx

Tabi haksızlık etmemek lazım…

Dönemin siyasilerini, bürokratlarını, rektörlerini ve yerel yöneticilerini saygıyla anarken, dönemin Muğla Basınını da saygıyla anmak lazım.

Biz Hamle olarak ve bu köşeden “Tıp Fakültesi” derken, kıyameti koparan, bizimle dalga geçen gazeteleri, meslektaşlarımızı unutmadık.

Afiliasyon (Devlet Hastanesi’nin Tıp Fakültesi ile ortak kullanımı) gündeme gelince basınımızda kopan kıyameti de unutmak mümkün değil…

Bir şehirde iki gazeteciler cemiyeti varsa orada herşey olur. “Gazeteci” yok, ne gam iki cemiyetimiz var. Ancak biz “Gazeteciyim” diyemez olduk. Bir arkadaşım “Ben yazarım” diyor. Bir başka arkadaşım “Muhabir” olduğunu söylüyor. Ben de “fikir işçisi” olarak tanımlıyorum kendimi…

Bu mesleğe “tarak” desek, böyle başa böyle tarak olur; böyle tarakla böyle baş taranır…

Elbette bu memlekette “gazeteciler”, “meslek adamları”, “siyasiler”, “bürokratlar” ve “akademisyenler” de var ama “kalabalığın” arasında sesleri az çıkıyor…

xx           xx           xx

O sesi az çıkanların “inadı” ve “kararlılığı” ve de bu topraklara borçlarını ödeyebilme duyarlılıkları, bir damla ter akıtmak, bir çivi çakmak dertleri sayesinde “kağıt üstünde kapalı olanMuğla Devlet Hastanesi’nin fiilen faaliyete geçirilebilmesi, “gaspın” ortadan kaldırılabilmesi için bütün engellemelere rağmen geçen hafta perşembe günü “hastanenin kullanılabilir” hale getirilmesi işinin ihalesi 808.000 TL‘ye yapıldı.

İşin bitirilmesi için şartnamede 4 ay sürenin yer aldığını belirten İl Sağlık Müdürü Dr. İskender GencerTabi hastanenin mefuşatı, aleti, edevatı gibi meseleler var. Bunların da halli ile eğer bir aksilik olmazsa hastanemizin tabelasını 6 ayda asabiliriz” dedi.

Aynı zamanda Muğla Ortak Akıl Birliği (MAB) üyesi olan Dr. İskender Gencer‘e, seçildiği günden beri bu konuyu iş edinen Muğla Milletvekili Yelda Erol Gökcan‘a, AK Parti İl Başkanı Kadem Mete‘ye teşekkür ediyor, MAB üyeleri Hafize Nizamoğlu Acar, Hayati Nizamoğlu, Mustafa Çelebi, Dr. Kamil Aslan, Ziya Ercan, Ünal Bozyer, Mustafa Toksöz ve Süleyman Reyhan‘ı kutluyorum…

Biliyorum, Muğla‘nın hastanesine kavuşmasını engelleyenler ve engel çıkarmaya devam edenler oldu. Gün gelir onları da yazarız…

xx           xx           xx

Hala bu yeniden faaliyete geçecek hastanemizin afiliasyon kapsamına alınmasını, hatta Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi‘nin de afiliasyon kapsamında olmasını isteyenler olduğunu duyuyoruz… Yapmayın artık, yeter…

İl Sağlık Müdürü Dr. İskender Gencer ile konuştum. “Afiliasyon mümkün değil. MSKÜ Araştırma Uygulama Hastanesi üçüncü basamak, faaliyete geçecek Devlet Hastanesi ikinci basamak sağlık hizmeti verecek.” dedi.

Gencer sözlerini “Biz Muğla’yı üniversitemizle birikte sağlık turizmine hazırlıyoruz. Bizim için Muğla’da üniversel, özel, devlet tüm sağlık kurumlarımız önemli. İl Sağlık Müdürlüğü olarak hepsine aynı mesafedeyiz. Birini ötekine tercih etmeyiz ve bizi sadece Muğla’nın menfaatleri ilgilendirir.” diye sürdürdü.”

Muğla’nın “Muğlalı” İl Sağlık Müdürü’ne bir kere daha teşekkür ediyorum.

xx           xx           xx

İşin ihaalesinin yapılmasının ardından Muğla‘nın “MuğlalıMilletvekili Yelda Erol Gökcan‘da “Bütün hemşerilerimize bu hastane yeni yıl armağanı ve hayırlı olsun” dedi. “Muğlalı” diye altını çiziyorum, çünkü Muğla‘da doğanlar bile Muğlalı olamayabiliyor…

Muğlalılar adına Cumhurbaşkanı Erdoğan‘a ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca‘ya teşekkür eden Yelda Erol Gökcan şunları söyledi:

Hastanemiz emin ellerde. Sağlık Müdürümüz İskender Gencer’in ellerinde zamanında hizmete girecektir. Ankara ayağında biz Milletvekili arkadaşım Mehmet Yavuz Demir ile ne gerekirse yapmaya devam edeceğiz. Bu arada Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın yakın ilgileri sonucu, Sağlık Bakanımız sayın Koca’nıntalimatları ile Araştırma Uygulama Hastanemizin eksikleri de peyderpey giderilecektir. İlk etapta önümüzdeki günlerde iki adet anjiyo ünitesi üniversite hastanemize geliyor. Daha önce de söylemiştim. Birisi kalp-damar, birisi de beyin anjiyosu. Ayrıca bir anjiyomuz daha olacak. Bir de müjde vermek isterim. Muğla il merkezinde yeni bir hastane yapımını da 2020 programına alıyoruz. Faaliyete geçireceğimiz hastanenin eski Devlet Hastanesi kısmı idare binası olacak. Yeni hastane o zaman burada inşa edilecek. 31 Mart’ta belediye yönetimi değişince 4-5 katlı bir hastaneye sahip olabiliriz. Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi yanındaki binada da seneye Diş Fakültesi öğrenci kabul edecek.

—————————————-                                                                                                     —————————————-

GÜNÜN SÖZÜ: Ve her şey bittiğinde hatırlayacağımız şey , düşmanlarımızın sözleri degil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.. (Alıntı)

ÇİVİ

Arkadaşım, “Osman Gürün ne şanslı adam… Önce ADD Gecesi, ardından Cumhuriyet Kadınları Voleybol Turnuvası.. Onun ardından Muğla Gazeteciler Cemiyeti Gecesi ve CHP İl Gençlik Kolları Gecesi…” dedi. Ardından da “Uğurlama gecesine ne dersin?” diye sordu.

Beni Bi Gülmek Aldı:)))))

———————————————————————————————————————————

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.