HASTANE DE MRS´DEN ÖLÜM…

Bu haber 04 Ekim 2012 - 0:00 'de eklendi ve 1.292 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Geçenlerde basında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi il ilgili ilginç bir haber vardı.
Haberin spotunda şöyle deniliyordu:
“Muğla’da bakıma muhtaç hastalara refakatçi personel görevlendirilmesi uygulanmasına başlandı. İlk olarak Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahi Servisi’nde yatmakta olan Mehmet Özdemir için bakım personeli görevlendirildi.”
Haberde İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin de şöyle diyordu:
“Ülkemizde son dönemde hastanelerimize başvuran kimsesiz hasta sayısı artmış, bu kişilerin hastanede bakımlarıyla ilgili çeşitli sorunlar ortaya çıkmıştır. Kimsesiz ve bakıma muhtaç hastaların, hastanede kaldıkları sürede kişisel ihtiyaçlarının giderilmesi, tedavi sürecindeki problemlerin çözülmesi ve kaliteli bir sağlık hizmeti alabilmesi için içeride ve dışarıda ihtiyaçlarını karşılayacak ve her türlü işlemlerinde refakat edecek bakım personeli görevlendiriyoruz.”
 
xx     xx     xx
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin güzellikleri bu kadar değil…
Hastanenin özellikle Üniversite Hastanesi olmasının ardından Muğlalı pek çok yeni sağlık hizmeti, tedavisi, cerrahi müdahalesi ile tanışmaya başladı. Hocalar harika.
Ama…
Hastane dökülüyor!
Bundan 6 ay kadar önce annesini hastanede kaybeden bir okurum, önüme geçtiğinde “Annem hastanede MRS’den öldü. Başka ölenlerde var. Neden araştırmıyorsunuz?” dedi.
Araştırdım. MRS en ölümcül hastane mikrobu imiş…
Doğrusu merak ediyorum. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde son altı ayda MRS’den kaç kişiyi kaybettik? Varsa ölümlerin devam etmemesi ve artmaması için ne yapıldı, ne yapılıyor?
 
xx     xx     xx
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin’in gelişi ile çok ciddi operasyonlar yaşandı. Önceki yöneticilerinin ellerinde sorunlar yumağına dönen, adeta bir “çiftlik” halini alan hastaneye neşter vuruldu.
İlgili soruşturmalar sürdüğü için detaya girmek istemiyorum.
Ama şu kadarını söylemeliyim, faturanın eski başhekime kesilmesi hastanede sorunların devam etmesinin önünü alamamış. Sanıyorum hala asıl fatura ödemesi gerekenler var…
 
xx     xx     xx
Hastanenin yeni başhekimi yalnız mı bırakıldı; geride kalanlar tarafından yanıltılıp, yanlış mı yönlendiriyor bilemiyorum.
Ama bildiğim ve görünen, herkesin gördüğü o ki polikliniklerin sabah saat 08.00’de faaliyete geçirilmesi, saat 16.00’de bitmesi gereken mesainin saat 17.00’ye çekilmesi hastaneyi güllük gülistanlık etmemiş!
Tersine sağlık çalışanları mutsuzlaşmış, performans olumsuz etkilenmiş…
 
xx     xx     xx
Hastanenin orta yerinde bir “şirkete” MR ve benzeri görüntüleme hizmeti vermesi olanağı yaratılmış olmasına rağmen hala hastalara ileri tarihli randevular veriliyor. “Helal olsun, 24 saat hizmet veriliyor” diyenler çıkabilir, ama gece saatlerinde çekim yapılması şaşırtıcı!
Bir işlem için hastanenin bir başından öte başına dolaşmanız gerekiyor. Engelli veya 65 yaşı geçmiş olmanız hastane koşullarını sizin için kolaylaştırmıyor.
Ultrason bir yerde, röntgen başka yerde, MR bir başka yerde…
Olması gerektiği yerden Başhekimliğin bulunduğu katın bodrumuna taşınmış olan röntgen Nasrettin Hoca’nın kilitli kapısı olup da, duvarı olmayan mezarı gibi…
Gazeteciler röntgenin olduğu yerin önünde bir iki gün mesai yapsalar ilginç fotoğraflar çekebilirler.
Röntgene sedye ile getirilen hastanın içeriye alınırken yaşadığı zulmü, dramatik ve de trajikomik görüntüler alınabileceği gibi, merdivenleri aşmaya çalışan tekerlekli sandalyeli engelli hastanın tekerlekli sandalyeden düşürülüşünü fotoğraflayabilirler…
 
xx     xx     xx
Geçenlerde böbrek taşı rahatsızlığım nedeniyle “zorunlu” olarak hastaneye gitmek durumunda kaldım. Hem gazeteci, hem engelli olmama rağmen başıma gelmedik kalmadı.
Sağlık çalışanlarına bir dokun, bin ah işit!
Derdime derman ararken dert dinlemek zorunda kaldım.
Hastanenin orta yerinde gecekondu bir Diş Hastanesi de var.
Gecekondu gibi ama orada bir “vaha” gibi… Başhekiminden korumasına kadar bütün personeli “insana” insan olduklarını hissettiriyorlar. Olumsuz fiziki koşullara rağmen harikalar yaratıyorlar.
Özetle Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Diş Hastanesi’nden alacağı pek çok ders var.
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yeni binasına kavuşmasını beklemeden bir sıfırlanmasına, milat yapılmasına, “kolektif, katılımcı yönetim” tesis edilmesine; insanlığın geri getirilmesine çok büyük ihtiyaç var…
04.10.2012
 
 
 
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.