Hasan’a Mektup

Bu haber 01 Şubat 2018 - 0:23 'de eklendi ve 371 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Hüseyin Nizamoğlu

 

Bu yazı 1997’de yazıldı. Yani 21 sene sonra hala Atatürk’ün Müslümanlığı tartışılıyor. İhtiyaç olduğu için tekrar edildi.

 

Hasan’a Mektup

 

Hasan bizim içimizden çıkan bir arkadaşımızdır. Ona makam da verdik. Daha evvelki yaşantısında bizlerle camilerde görünürdü. Ama şimdi artık o beklide kendisine tapılma arzusu var gibime geliyor.

Hasan oy aldığı Müslümanların kırılmasına hiç aldırmadan, her hali ile onlara hakaretler yaptığını bilemiyor. Bilerek yapıyor diyemem, çünkü oda bilir ki yükselten millet yerle bir etmesini de bilir.

Mektubum Hasan’a amma, ha Hasan’a ha sana kabilinden milletimizin çok üzüldüğü bir konuyu delilleri ile yazmak istedim.

ATATÜRK VE DİN EĞİTİMİ adlı kitaptan bazı pasajlar alacağım.

Sayfa 30: Ankara Orman Çiftliğinde muhtelif konular üzerinde görüşülmektedir. Asaf Ilbay’da bu gezide beraberdir. Atatürk’ün din hakkındaki fikrini öğrenmek için ne zamandır beklediği fırsat zuhur etmiştir. Kendisine sorar:

Paşam din hakkındaki düşüncelerinizi öğrenmek istiyorum.

Atatürk cevap veriyor.

– Din vardır ve lâzımdır. Temeli çok sağlam bir dinimiz var. Malzemesi iyi, fakat bina, uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp, binayı takviye etmek lüzumu hissedilmiştir. Aksine bir çok yabancı unsur (tefsirler, hurafeler gibi) binayı fazla hırpalamış. Bu gün bu binaya dokunulamaz, tamirde edilemez. Ancak zamanla çatlaklar derinleşecek ve sağlam temeller üzerine yeni bir bina kurmak lüzumu hasıl olacaktır.

Din, bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünce ve tefekküre muhalif değiliz, biz sadece din işlerini millet ve devlet işleri ile karıştırmamaya çalışıyor, kaste ve fiile dayanan taassupkar hareketlerden sakınıyoruz. Mürtecilere asla fırsat vermiyeceğiz. “Din lüzumlu bir müessesedir? Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur.

Komünizme karşı en önemli engellerden birinin de dinimiz olduğunu açıklarken şöyle diyor.

Komünizm toplumsal bir meseledir.

Memleketimizin hali, memleketimizin toplumsal şartları, dini ve milli an’anelerinin kuvveti, Rusya’daki Komünizmin bizde tatbikine müsait olmadığı kanatini doğrular mahiyettedir.

“Biz ne bolşevik, nede komünistiz. Ne biri ne diğeri olamayız. Çünkü biz milliyetperver ve dinimize hürmetkârız.

Milletimiz, din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete maliktir. Bu faziletleri hiç bir kuvvet, milletimizin kâlp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz.”

  1. Hayri Egeli, Atatürk’ten bilinmeyen hatıralar isimli kitabında şu olayı naklediyor: Atatürk için dinsiz diyenler oldu. Bunu bir moda imiş gibi yayanlar vardı. Onun lâik anlayışını dinsiz gibi göstermekte fayda bulanlar oldu. Halbuki Atatürk yobaz aleyhtarı idi. Size başımdan geçen bir vakayı naklederek başlıyayım.

Bir gün Necip Ali O’na:

Efendim Hayri namaz kılar, dedi. En yakın dostumun beni bu şekilde takdim ettiğini gören, beni sevmeyenler, şimdi kovulacağımı zannederek gülüştüler.

Atatürk’le aramızda şu konuşma geçti: Sahi mi? Evet paşam. Niçin namaz kılıyorsun?

Namaz kılınca içimde bir huzur ve sükun buluyorum.

Atatürk. Demin gülenlere döndü.

Batmak üzere olan bir gemide bulunsanız, her halde, yetiş gazi demezsiniz. “ALLAH” derdiniz. Bundan tabii ne olabilir.

‘Bu kitaplardan ileride ki yazılarımızda bahsedeceğiz. Yalnız Hasan’a ve diğerlerine sormak isterim. Laiklik dinsizlik mi? Şeriat Atamızın bahsettiği dinin hukuk adı değil mi? Büyük Ata dine musallat olan akımı temizlemiştir. Hasan, korkarım dine sende musallat olmaya başladın, karışmam ha!…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.