HANGİMİZ ÖZÜRLÜ?

Bu haber 07 Aralık 2009 - 0:00 'de eklendi ve 713 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Tüm dünyada kabul edilen “3 Aralık Dünya Özürlüler Günü” nedeniyle yapılan konuşmalara bakıyorum.
7 den 70’şe her bir konuşmacının sözleri, öylesine yaldızlı laflar ki…
Sanırsınız engellilerin hiçbir problemi yok.
Ne maddi anlamda, ne de onlara sağlanan şartlar bağlamında.
Aslında bu konuyu dile getirirken kimseyi suçlama gibi bir niyetim yok.
Olamaz da.
Asıl vurgulamak istediğim, engellilere bakış açısı.
Acaba bizler, Türkiye genelinde sayıları 8.5 milyonu bulan engellilere karşı görevimizi layıkıyla yerine getirebiliyor muyuz?
Hem devlet bazında, hem de bireysel olarak.
Daha açık bir ifadeyle, onların maddiyattan çok, moral desteğine ihtiyaçları olduğu bilinciyle, beklenen yaklaşımı gösteriyor muyuz?
Yoksa, onları daha bir kahreden acıma duygusu içerisinde mi yaklaşıyoruz?
Önemli olan bu.
Sizin sağladığınız maddi koşullar, belirli bir süre için onları mutlu kılar.
Ya sonrası?
Onun için engellilere bakış açımız gösterdiğimiz yaklaşımla ilgilidir.
Bizler ne denli onlarla yakından ilgilendik.
Onların da Yaratanın yarattıkları diyerek tavır sergiledik.
Ancak o zaman yardımcı olabiliriz.
***
Onlarla sabah akşam hasır neşir olan görevlilerin de açıklamaları bu doğrultuda.
Özellikle psikolojik eğitim verenlerin dile getirdiği;
Her kim olursa olsun engellilere karşı içten ilgi göstermeli.
Onlara en iyi ilaç bu şekilde sergilenen davranışlardır.
***
Dile kolay.
Sadece Muğla’da belirlenen engelli sayısı 20 binin üzerinde.
Kaldı ki bu rakama, ebeveynlerin çok yanlış bir anlayışla, bir şekilde toplum içerisine çıkarılmadığı engelliler dahil değil.
Yine de bu rakam, sadece fiziksel, zihinsel ve işitme engelliler sayısını tam olarak yansıtmıyor.
Bunun içerisinde kronik rahatsızlığı olanlar da var.
Ama ne olursa olsun bu sayıdaki özürlü sayısı, küçümsenecek bir rakam olmaktan uzak.
Dünyada 500 milyon, Türkiye’de 8.5 milyon özürlüden Muğla’ya düşen pay, gerçekten azımsanacak gibi değil.
***
Tablo bu iken kendi ilimiz Muğla’ya bakalım.
Acaba bu sayıdaki engelli vatandaşlarımıza yeterince hizmet verilebiliyor mu?
Bir taraftan devletin katkıları, diğer yandan duyarlı halkın yardımlarıyla, onların daha bir hayata bağlanmaları sağlanabiliyor mu?
Büyük bir memnuniyetle söylemeliyim ki, Muğla bu anlamda örnek teşkil eden illerden biri.
Özellikle çok sayıda duyarlı vatandaşlarımız yanında, geçmişten günümüze görev üstlenen valiler, yanı sıra şu sıra aynı görevin sahibi Vali Dr. Ahmet Altıparmak’ın yaklaşımları, insana verilen değerin takdire şayan göstergesi.
Buna gerek Çocuk Yuvası, gerekse Muğla Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezinde istihdam edilen personel ve öğretmenlerin önemli katkıları da eklenince, engelli vatandaşlarımız adına mutlu olmamak mümkün değil.
***
Tamam da, mutluluğumuz bununla sınırlı kalsın istemiyoruz.
Hiç kimse doğuştan engelli olmak istemediğine göre, her birimize düşen görev, onlara yalnız olmadıklarını hissettirmek.
Bunun da çaresi belli.
Bir taraftan devlet, diğer yandan duyarlı halkın katkılarıyla meşgul olmalarını sağlayacak iş kolları yaratmalıyız.
Onları karamsarlığa sevk eden, kendi dünyaları ile baş başa bırakmak yerine, zihinlerini çeşitli iş kollarına yönlendirebilirsek, o denli yararlı olabiliriz.
Bu konuda en yerinde açıklama yapan Vali Dr. Ahmet Altıparmak.
Dünya Özürlüler Günü nedeniyle il merkezindeki okulları ziyaret eden vali diyor ki;
“Engellilere engel teşkil edecek hiçbir mazeret istemiyorum”
Zaten bu söz her şeyi açıklıyor.
Sonuçta, engelli olmak hiç kimsenin suçu değil.
Hele hele özürlülerin hiç değil.
Öyleyse, onların da insan olduğu gerçeğinden hareket ederek, üzerimize düşen görevi eksiksiz yerine getirmek, bizim de engelli olmadığımızı gösterir.
Aksi halde kimin özürlüi olduğu tartışılır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.