Hangi Tarafsızlık?

Bu haber 20 Mart 2019 - 0:45 'de eklendi ve 1.222 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

Sakarya’daki bir seminerde konuşan Prof. Dr. Üstün Dökmen’in başörtülü rehber öğretmenlere yönelik söyledikleri, basında ve sosyal medyada “başörtülü öğretmenlere saygısızlık” olarak bolca haber ve tartışma konusu oldu.

Üstün Dökmen, benim çok beğendiğim bir psikolog, akademisyen ve eğitimci. Özellikle “Küçük Şeyler” serisinin tamamını okudum. Eğitimlerimde ve seminerlerimde en çok tavsiye ettiğim kitapların başında geliyor bu dört kitap. Bu haberler beni hayrete düşürdü. Ne olduğunu anlamaya çalışırken Üstün Dökmen’in sosyal medya hesabında konuyla ilgili yaptığı açıklamayı gördüm.

Prof. Dr. Üstün Dökmen, açıklamasında “Psikoterapi/psikolojik danışma mekânında, hiçbir dini veya milli simge bulunmamalıdır. Ortam nötr olmalıdır. Yasalarımıza göre okullarda, resmi dairelerde Atatürk fotoğrafı bulunmalıdır. Bu güne kadar evimde ve çalışma ofislerimde Atatürk resmi asılıdır. Ancak psikolojik danışmanlık yaptığım odalara Atatürk resmi koymadım. Çünkü gelen danışan Atatürk’ü sevmiyor olabilir. Danışma sırasında benim danışanıma olan saygım, yani karşımdaki can’a olan saygım, Atatürk’e olan saygımdan üstündür.

Bir eczacı, bir hemşire, bir mühendis kadın başörtüsü takabilir; bu durum onun mesleğini icra etmesini engellemez. Ancak, bir psikiyatrist, psikolog veya psikolojik danışman, sokakta başörtüsü takarsa bir şey olmaz ama terapi, danışma ortamında takarsa, o etkinlik artık psikoterapi olmaz; psikolojik danışma  sayılmaz.” diyordu.

Bu açıklamayı okuyunca artan şaşkınlığım bir tarafa, kafamda oluşan birçok soru cevabının peşine düştü.

Evimde, arabamda ve iş yerimde herhangi bir simge bulunmuyor. Evimin duvarında asılı olan ve simgesel mesaj içeren tek şey, Mevlana’nın yedi öğüdünü içeren ahşap yakma tablo. Şimdi şunu merak ediyorum: Bir danışmanın ofisinde dinî veya millî bir simge bulunmasının zararı nedir?

Bir cana olan saygı, bir inanca veya Atatürk’e olan saygıdan çok mu bağımsız bir saygıdır? Mesela danışmanın ofisinde Mevlana’nın yedi öğüdünü içeren bir tablo olsa, hangi meslek etiği ihlal edilmiş olabilir? Ya da hangi danışana, ne gibi bir zararı olabilir?

Bu açıklamayı okuyunca şu sorunun cevabını bir kez daha düşündüm: Kimler bir uzmana danışma ihtiyacı hissediyor?

Zihnî, ruhî, sosyal ve etik olarak kendi kendine yetemeyen, uyum sorunu yaşayan, sağlıklı yaşam becerilerine sahip olmayan; kısaca ruh sağlığını kaybeden ve bir bilenin fikrine, yönlendirmesine, rehberliğine, tedavisine ihtiyaç duyan insanlar (canlar) bir danışmana gidiyor/götürülüyor. Buna göre bir danışmanın varlık sebebi, danışanının ruh sağlığı; zihnî, psikolojik ve sosyal gelişimi değil mi?

Psikolojinin amaçları betimleme, açıklama, yordama ve denetleme olarak açıklanıyor. Psikolojinin gündelik hayata dokunan en önemli amacı da ruh sağlığı, dolayısıyla da insan davranışlarının düzenlenmesi değil mi? Psikoloji, ruhbilim değil mi? Bu tarafsızlık açıklamasına göre bir psikolog veya rehber danışanın zihnine, gönlüne seslenmemeli mi? Ruhuna dokunmamalı mı?

Nört olmak, tarafsız olmak ne demek? Danışmanlık, bir anlamda rehberlik etmek; sorunu, rahatsızlığı, ihtiyacı olana yol göstermek değil midir? Başı açık olanla, başı örtülü olan arasında nötr olamayan biri, danışanına nasıl nötr olabilir? Başörtüsü veya Atatürk, tarafsızlığı engelleyen bir şey midir?

Siz bir tıp doktorunun, Üstün Dökmen’in tanımıyla nötr ve tarafsız olduğunu düşünebiliyor musunuz? Önüne gelen hastayı yalnızca dinleyen, bir telkinde bulunmayan, yol göstermeyen, müdahalede bulunmayan, reçete yazamayan tarafsız(!) bir hekim… Peki, hasta olan ruhun tedavisini kim yapacak? Üfürükçüler mi?

Ben, Üstün Dökmen hocanın bu açıklama ile psikolojinin büyük yanılgısını da itiraf ettiğini düşünüyorum. Psikolojinin kendisini bu şekilde konumlandırması, birçok insanın işinin ehli bir danışmana müracaat etmek yerine, başka kapılara yönelmesine zemin hazırlıyor. Manzara ortada…

Oysa toplum olarak hayatın içinden, insan odaklı ve onarıcı bir rehberliğe; bireysel ve sosyal olarak sağlıklı bir yaşamın temini için danışanlara rehberlik eden danışmanlara ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

Ayrıca şunu da söylemeden bitirmek yanlış olur: İnsanların her söylediğini, her yaptığını toptan bir şeye veya birilerine karşıtlık olarak anlamak veya lanse etmek çok eski numara. İnsana dair hiçbir şey bu kadar basit ve ucuz değil.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.