Hangi hançer kazıyabilir?

Bu haber 16 Kasım 2012 - 0:00 'de eklendi ve 724 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Yaşam gerçeğinin bir döngüsü var.. Doğum ve ölüm….
Her doğan ölmeye namzet..
Hal böyle olunca fanilikle güreş tutmak ve ebedileşmek gerekli….
Yaşamın en üzücü yanı sonsuzluğa gitmek değil.
Yaşamın aktığı koşuda insanlığımızı ne kadar gün yüzüne çıkarıp gösterebildiğimizdir.
Bazen hayatta ne kadar önemsiz konular üzerine yoğunlaştığımız ve kendi değerimizi aşağıya çektiğimizin farkına varamıyoruz..
Kim bilir hangi yanlış çekirdek inançlar bu hatayı yaptırıyor?
Kendimize objektif gözle bakarak, insanlığımızın ne kadarını gün-yüzüne çıkartma çabasında olduğumuzu irdelemiyoruz..
Hep küçük meselelerde ve primitif algımızı derinleştirip, canavar yaptığımız konular üzerinde enerjimizi tüketiyoruz…
Yazık, çok yazık. Güzel yaşamı bunlarla kirletmemeliyiz.
Yaşamda daha hoş şeyler var aslında.. Daha doyumlu mutluluklar..
Güzel bir enerji ve iyilik halinde yaşarken tüm güzellikleri kendimize çekebiliriz. Ben bu kavramlara yüksek bir bilinç düzeyi ile inanıyorum…
Ya siz?
R. Shama; başarı, diğer insanların hayatlarını zenginleştirmeye adanmış bir yaşamı amaçlayan ancak kaçınılmaz bir yan ürünü olarak hayatınıza akıverir demektedir.. Günlük odağınızı hayatta kalma tutkusundan ömür boyu sürecek olan bir hizmet bağlılığına kaydırdığınızda varlığınız ister istemez başarıyla buluşacaktır…
Bir insan olarak gerçek doygunluğun, bizi gazetelerle meslek dergilerinin baş sayfalarına taşıyan o heybetli davranışlarda değil de her birimizin istediğimiz takdirde gün içinde uygulayabileceğimiz basit ve gitgide çoğalan incelikli davranışlardan geldiğini anlamamız gereklidir diyor…
Büyük insanların yaşamları bizleri düşündürür.
Silkeler..
Kendi yaşamlarımızı yüceleştirebileceğimizi hatırlatır…
Ve dünyayı terk ederken, zamanın kumsalına ayak izlerimizi bırakabileceğimizi..
Geride bıraktığımız toplumsal kalpte yaşamak..
Bu ülkenin kumsalında öylesine derin ayak izleri var ki;
Sonsuzluğa kadar silinmeyecek izler.
Dünya döndükçe, bizler ve bizden sonra varoluş meşalesini alacak olan gençlerimizin kalbinde, Gazi Mustafa Kemal’in varlığının yüceliği olacak ve o hep toplumsal kalplerde yaşatılacaktır.
Haydi gelsin birisi benim kalbimin kumsalından O’nun ayak izlerini silsin.. Bu sizce mümkün müdür? Hangi çelikten el, benim kalbimden Gazi Mustafa Kemal’i sökebilir. Benim düşüncelerimden. Hangi hançer kalbimden kazıyabilir.. Asla.
O kalbimde unigue.
Dünya döndükçe ve ben nefes aldıkça kalbimin en derin yerinde varlığı yaşayacaktır…
Mustafa Kemal’i düşünüyorum.
On kasım sabahında, ufuk çizgisinin kızıllığı içinden çıkıverseydi…
Bizimle beraber, her daim varlığını görecekti.
Bilakis ülkemizin dört bir yanında.
Kalbimizin kumsalında ayak izlerinin olduğunu hissedecekti.
Düşüncelerimizi filizlendirdiğini.
Biz kadınların, O’nun kızları olarak çağdaş bir profilde olduğumuzu görüp, mutlu olurdu.
Keşke bir on kasım sabahında çıkıp gelse.
Yeleleri alevden al bir at ile tepelerden iniverse.
Büyük, küçük. Top yekün.
Hepimiz sonsuz bir özlem duygusu ile O’na sarılsak..
Sevgi seli ile  On Kasım’da, Ata’mızı yad ettik..
***
EDEBİYAT MUTLULUKTUR…
Ben de katılıyorum. Edebiyat mutluluktur..
Okuma serüvenimde olan yapıtın adı…
İçime nasıl düşmüş?
Hangi korun parçası ile içimde aleve döndü?
Hiç ama hiç bilmiyorum.. Sadece bildiğim içimde bir çağlayanın varlığı. Gürül gürül. Hep mi hep dışarıya yol açmak istiyor. Harflerden, hecelerden, cümlelerden.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.