Hamle’nin Köşe Yazarları…

Bu haber 29 Mart 2016 - 23:48 'de eklendi ve 1.504 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Her hafta başında ilk işim Hamle’nin web sitesinden yazarlarını okumak olur. Nedense sitede gözüm hep önce Servet Aydınlıoğlu’nun köşesine ilişir. Köşe sanki 13 Şubat 2015’te dondurulmuş ve öyle kalmış. Emir Allah’ın tabi… Aydınlıoğlu’nun o günkü yazısının başlığı “AK Parti için başarı yolu” şeklindeydi. Hala geçerli bir yazı…

Hadi sevgili Aydınlıoğlu bizleri bırakıp, yüce Allah’a yürüdü. Ya Mesut Karataş nereye yürüdü? Uzun zamandır okurlarını yazılarına hasret bırakmış bulunuyor… Sıhhattedir inşallah.

Servet Aydınlıoğlu’nu daha dün gibi, 23 Şubat 2015’te yitirmiştik. Bugün Ula’da AK Parti varsa, biraz da rahmetli sayesinde var. AK Parti’de vefa yok mu diyelim bilmiyorum. Kaç gündür hiç değilse Ula’da bir anma töreni yapılır diye beklemiştim…

Yüce rabbim rahmetini esirgemesin.

 

xx           xx           xx

Sitedeki “Yazarlar” sütununun neredeyse en altında Ünal Bozyer yer almakta. Aydınlıoğlu, Karataş derken o köşeye baktım. “Muğla Gündemi” başlığı atılmıştı. Muğla gündemine bir de “sosyolog” gözüyle Ünal hocamın gözünden bakmakta yarar var.

Önceki günkü “Bir İyi, Bir Kötü Haber” başlıklı yazım üzerine telefonla arayanlar oldu. Bir seçilmişimiz ile ilgili artık yazmayacağıma dair aldığım kararı yanlış bulanlar olmuş. Ne yapayım köşe benim. “Çok daha önemli konular var” sözüme takılanlarda olmuş, ama öyle… İnanmayan Ünal hocamınMuğla Gündemi” başlıklı yazısına baksın… Ünal hocamın yazısının girişi bile oldukça açıklayacağı:

İlimizin gündemi genel siyaset, yerel talepler ve sorunlar çerçevesinde oluşuyor. Aylık ve yıllık gündemde yer alan konular üzerinden ilimizde neler olup bittiği ile ilgili fikir yürütmek mümkün. Örneğin 2015 yılı ile ilgili ayrıntılı çalışma yapmadan belleklerimizde ne kaldı diye sorsam herhalde iki seçim çerçevesinde milletvekili adayları ve seçim kampanyaları ilk sırayı alır. Demek ki 2015 yılında genel siyaset yerel gündemin önüne geçmiş…

Önceki günkü kararım ile ilgili kendime hak verdim…

 

xx           xx           xx

Önceki günkü yazımla ilgili “Yanlışların var” diye uyaranlar oldu. Yazımı bir kere daha okudum. Bir yanlış göremedim. Yazımın ikinci satırında “Ancak yarın etkilerinizden hepimiz etkileneceğiz.” demişim. “Etkilerinizden” sözcüğü “etkilerinden” olacak… Asıl yanlışım bu değilmiş. “Milletvekili” diyeceğime “İl Başkanı” diye yazmışım. İl Başkanı için “Milletvekili” deseydim, gerçekten önemli bir yanlış olurdu. Bense milletvekili için “il başkanı” demişim.

Milletvekilinin aynı zamanda il başkanı gibi davrandığını ima etmiş olamaz mıyım?

Neyse biz Ünal Bozyer’in yazısına gelelim. Ünal hocam yazısında, “Yerel sorunlar zihinlerde yer alacak şekilde işlenmemiş diyebiliriz.” ifadesine de yer vermiş.

Ah sevgili hocam ah… Muğla yereli ile ilgilenen, yerel sorunları dert edinen kaç “Muğlalı gazete” ve “Muğlalı gazeteci” var ki?

Neyse…

 

xx           xx           xx

Sonra Prof. Dr. Namık Açıkgöz’ün köşesine baktım. Farkındayım, şimdi bu satırı okurken O da bana bakıyor. Hem de gülerek bakıyor. “Bize de mi?” diyor. “Muğlalıların hepsini dolaştın, bize sıra yeni geldi…” diye devam ediyor!

Hocam olur mu öyle şey. Ha Manisa, ha Muğla” diyorum. Durumu kurtaramıyorum. “Özcannn yeme bizi.” diye gülüyor… “Ne o öyle Muğlalı gazeteci filan?” diye sormuyor. Sorsa yanıtı var… “Hocam sen gazeteci değilsin. Kent yazarısın” derim, ama sormuyor. Ama var ya aslında sorsa “Muğlalı olmamdan” utanırım!

Ter bastı…

Namık hocam son yazısına “Gevenes (Çaybükü) Camii Kitabeleri” başlığı atmış. Hoca yine Muğla yollarında… Bu yazısında ise yönünü ünlü “Ormancı” türkümüzün yakılmasına neden olan dramatik olayın yaşandığı Gevenes’e düşürmüş.

Muğla’nın türküsü çok… Ünlüleri arasında Bodrum’un “Karaova Düğünü” de vardır. Ormancı türküsü ile Karaova Düğünü türküsü bir bakıma kardeş türkülerdir…

Geçenlerde Bodrum’a gezmeye gelen bir dost telefonda “Karaova Düğünü türküsünün yakıldığı köyü arıyorum, ama bulamadım” diyor. Güldüm, rahatlatmak için “Üzülme. 6 seçilmişimizden 4’ünün de bulabileceğini sanmıyorum.” dedim. Sanmıyorum, çünkü KaraovaMumcular” olalı seneler oldu!

 

xx           xx           xx

Ormancı türküsünde adı “Gevenes” diye geçen köyümüze “Çaybükü” adını yakıştıranlar sonunda Muğla il merkezine de kimselere sormadan “Menteşe” adını yakıştırdılar. Maşallah kimsenin de umurunda değil! Genel siyasetten Muğla’nın sorunlarına gelemiyoruz…

Namık Açıkgöz hocam soyadı gibi adam… Çaybükü değil Gevenes demiş, yanına da tırnak içinde “Çaybükü”nü kondurmuş. Özellikle biz gazeteciler başta, herkes böyle yapmalı.

Ben elimden geldiğince “Menteşe” demiyorum. Yazılarımda genellikle “Muğla il merkezi” diyorum.

Bu konuda seçilmişlerimizin elinden gelen neden yoktur, onu da anlayabilmiş değilim.

Seçimlerin ardından kaç “Ankara çıkartması” yapıldı unuttum. Muğla’dan giden heyetler pek çok bakanla ve hatta “Menteşe bilincine” sahip “Muğla hemşerisiBaşbakan Davutoğlu ile de görüştüler. Muğla’nın adı ile ilgili sorununu dile getirmek nedense kimsenin aklına gelmedi.

 

xx           xx           xx

Tabi sizin için “mesele” olan herkesin meselesi olamayabiliyor!

Duygu meselesi bu… Ayaklarının bastığı toprağın farkında olma meselesi… Başbakan Ahmet Davutoğlu AK Parti’nin bir Muğla İl Kongresi’ne zamanın Dışişleri Bakanı sıfatı ile gelişinde salonda toplananlara nasıl seslenmişti?

Akdeniz fatihi Turgutreis’in, Ege fatihi Menteşe Bey’in torunları, Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir’in hemşerileri, Şahidi hazretlerinin gönüldaşları merhaba…

Unutanlar olabilir, Başbakan Davutoğlu böyle seslenmişti!

Nüfusunuzu Muğla’ya aldırsanız, Muğla doğumlu olsanız ne yazar, önce Başbakan Davutoğlu gibi, Namık Açıkgöz gibi, Selçuk Özdağ gibi “kadim Menteşeli” Yörük-Türkmen çocuğu olma bilincinin duyarlılığı içinde bir “Muğla hemşerisi” olabilmelisiniz…

 

xx           xx           xx

Prof. Dr. Namık AçıkgözGevenes (Çaybükü) Camii Kitabeleri” başlıklı yazısına “Fırsat oldukça, Cuma namazlarını köy camilerinde kılmayı severim. Hem bir dağ yamacında ibadetimi yapmak, hem de oralarda eski yazılı mezar taşı ve kitabe falan varsa, onları okuyup yeni yazıya aktarmak isterim. (…)” diye başlamış.

İyi ki varsın hocam. İyi ki Muğla’dasın… Yoksa Muğla’nın görünmeyen (bakıp görmediğimiz) yüzünü bize kim gösterecek, dünü bugüne hangi “Muğlalı” taşıyacaktı…

Namık hocamın yazısını okuyun derim. Ünal Bozyer hocamın yazısını da…

Ünal hocam yazısının bir yerinde şöyle demiş:

Özellikle AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılı ve sonraki seçimlerde ilimizin seçim gündemini daha fazla ideolojik yaklaşımlar belirledi. Dolayısıyla 15 yıla yaklaşan AK Parti’nin tek başına iktidar dönemini ilimiz olması gerektiği gibi değerlendiremedi. Örneğin Denizli-Muğla ve Muğla-Fethiye-Antalya bölünmüş yol projesi hala tamamlanamadı. TOKİ ve spor tesisleri bakımından yatırımlar alındı ama başta turizm olmak üzere ilimizin önde gelen sektörleri ile ilgili önemli projelerin gündeme geldiğine şahit olmadık.

Acaba Muğla adının değiştirilmesi de bir proje miydi?

 

xx           xx           xx

Yıllar önce Hamle TV’de Muğla Belediye Başkanı adaylarını ağırlamıştım. Kendilerine yönelttiğim sorulardan biri “Muğla’nın (il merkezi) mahallelerini sayar mısınız?” olmuştu. O zaman şöyle saymışlardı; “Konakaltı, Saburhane, Tabakhane, Akyol, Sekibaşı…

Tabi bunlar kadim Muğla’nın mahalle adları değil, “semt” isimleri idi!

Başımıza ne geliyorsa, bu siyasiler ve onları “seçilmiş” haline getirenler yüzünden geliyor. Muğla’nın isim meselesi ile ilgili bir yazımda yer alan şu ifademle noktayı koyalım:

Menteşe Beyliği’nin başkenti neresi?” diye sormaya kalkarsam bana “cahil” diyebilecek “salaklar” çıkacaktır! Menteşe Beyliği’nin başkenti Muğla’nın Milas ilçesinin Beçin Mahallesidir demeye kalkarsam da “Hadü lennn!…” diyenler çıkacaktır. Ama öyle…

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.