Hamle’nin 41. Yılı

Bu haber 08 Mart 2018 - 1:18 'de eklendi ve 758 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

 

Hüseyin Nizamoğlu

21 Şubat 1977 tarihi Muğla’da sağ taraftaki seçmenin sesi ve her türlü yanlışın karşısında olacak olan bir basın doğmuştur. Hamle gazetemizin sağ köşesinde “TÜRK MÎLLETİ BÎR BÜTÜNDÜR” atasözü vardı. Sol köşesine de “ İSTANBUL BOĞAZ KÖPRÜSÜ” resmi bulunuyordu. Bu resim bize göre bir amblem idi. Boğaz Köprüsü’nün temeli atıldığından itibaren, CHP’nin ve sol basının kötü propagandası bize, uzaktan da olsa köprüye sahip çıkmak adeta milli görev haline gelmişti. Yalanları hakikat gibi manşet eden Hürriyet gazetesi, 101 mimar ve mühendisi tetkik ettirdiğini ve köprünün temelleri çürük raporu verdiler diye yazıyordu. Köprü 1972 yılında açıldığında, Askerler iktidardı. Başbakan Nihat Erim idi. Köprüyü yapan Süleyman Demirel davetli değildi. Köprünün düşmanları bayram havası içinde hizmete açtılar. Ancak, Dünya Karayolları Birliği aynı akşam Demirel’in evinde idi. Birliğin en yüksek nişanını köprünün mimarı olarak Demirel’e takdim ettiler.

Türk Milleti bir bütündür, kimse onu bölemez. Bu söz Atatürk’ündür. Bu iki görüntü Hamle’nin ne olduğunu yeteri kadar anlatırdı.

Hamle’nin, Muğla sevdalısı olduğunu ve nasıl bir muhafazakâr olduğunu anlatmak için yaşadığımız iki olayı anlatmak isterim. 1980 öncesi idi. Muğla Özel İdare Müdürlüğü epey yüklü miktarda defter ve evrak bastıracaktır. Bu işin ilanı Aydın ve İzmir de yapılmıştır. Tekliflerin açılma aşamasında benim haberim oldu. Hemen ihale evraklarını tetkik ettim. Çünkü ben il genel meclisi üyesiyim, Vali ile her an irtibat halindeyim. Müdürler adeta CHP’nin emrinde gibiydi. Tayin edilmesi halinde Danıştay derhal tehiri icra yani tayini iptal ediyordu. Bu düzene artık alışmıştık, bazı kişilerin tayini olmadan bile Danıştay’dan tayin iptali geldiğine ben şahit oldum. İşte böyle bir Özel İdare Müdürüne, Vali hepimizin önünde sordu. Neden evrak basımı işini Muğla da ilan etmedin? Cevabı şöyle idi; Muğla da büyük ebat makine yok. Vali, bana dönerek, doğrumu Muğla da büyük ebat defter basabilecek baskı makinesi yok mu? Benim cevabım şöyle idi; Muğla da yeteri kadar büyük makine var. Hamle 57-82 ebat gazete çıkarıyor. Özel İdare Müdürü devreye girdi ve Hüseyin Bey İl Genel Meclisi Üyesidir. İhaleye giremez dedi. Vali, demek ki yalan söylüyorsun. Muğla da bu işi yapabilecek makine parkı var.

İl genel meclisi, o tarihte Valinin meclisi gibiydi. Vali talimat verdi; en düşük veren fiyattan bir kuruş eksiğine iş Muğla da kalacak.

Bu defa da benim organize etmem gerekiyordu. Üç matbaayı teklif verdirdik. En ucuz veren Merhum Haşan Nuri Öncü olacaktı. Rakip partileriz, Durumu kendisine çekinerek ben söyledim. Bana, çok memnun olduğunu ve iş olmasa bile bu yaptığın hareket beni çok duygulandırdı dedi. Netice de işi çok beğeni içinde teslim ettik. O tarihten sonra Devrim bize çok yakın oldu.

İkinci konu gene Devrimle aramızda geçti. Olay şöyle gelişti; Muğla Orman Bölge Müdürlüğü, Kızıldağ’dan şehre bakan cepheye Atatürk’ün bir vecizesini ışıklı olarak yaptırmıştır. Ertesi günü gazeteye gelen bizim yakınlarımız dert yanıyordu. Bu yazı, VATANDA BARIŞ-DÜNYADA BARIŞ şeklindeydi. Oysa Büyük Atanın söylediği orijinal şekli “YURTTA ŞULH-CİHANDA SULH” olması gerekirdi. Bizim seçmen veya okuyucularımız bu yeni kelimeleri en çok Ecevit kullandığı için veya anlamı zayıf geliyor diye itiraz ediliyordu. Gazete olarak bize göre de, orijinali yazılmalı anlamında uyarıda bulunduk. Yazımızı okuyunca hemen bize telefon açan orman bölge müdürü, kendisinin siparişi de orijinali idi. Hemen durumu el koymuş ve orijinalini yazdırmıştı.

Ertesi gün Devrim gazetesinde H.Nuri Öncüer imzası ile bir yazı çıktı. Yazının özeti şöyle; Mahalli bir gazete istedi diye koskoca devlet. Türkçe yazıyı silmiş ve Arapça olan yazıyı yazmıştır.

Bizim cevabımız şöyle oldu; Arapça’yı silmeye kalkarsanız, Hasan-Nuri-Hüseyin-Ayşe-Fatma- Gülsüm ve buna benzer hepimizin adı Arap ve Fars dilinden gelmedir. Siz Adınızın Coni olmasını ister misiniz? İşte buna benzer yapılan hizmet için muhalif olmak, söyleyene hep zarar vermiştir.

Türk Milletini Arapça okuma demek, Kur’an okuma, İslam olma, Ezanı Arapça okuma anlamına gelir. Bin yıllık yaşantıyı, inanç dünyasını tersine çeviremezsiniz. Bu gün İslam birliğine şiddetle ihtiyaç var. Hıristiyanlar PAPA’larını partiler üstü bir unvanla koruyorlar. Bizim onlardan çok evvel kurulan Halifelik vardı. Dünya Müslümanları aidat gönderirdi. Hatta Cumhuriyet’in ilk yıllarında Hindistan’dan aidat gelmeye devam ettiği söylenir. Bunları yazmakla bir nevi kimliğimizi anlatmak istedim.

Bunları istemek geri kafalı olmaksa, istenen yenilik hiçbir ülkede yok. Bize medeniyet diye yutturulan; sol elle yemek yemek, tırnak büyütmek, erkek kıyafeti giyen kadın, kadın kıyafeti giyen erkek, aile düzenine de kendilerine benzettiler. Ama Türk Milleti atalarının yaşantısını unutmadı. Bu görüşlerle Hamle’ye uzun ömürler dilerim…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.