HAMAS

Bu haber 10 Haziran 2010 - 0:00 'de eklendi ve 952 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Şu sıra dünya gündemine oturan, İsrail’in
“Mavi Marmara” isimli insani yardım gemisine yaptığı saldırı.

Aradan bir
haftanın üzerinde süre geçtiği halde hala konuşmaktan öte çeşitli medya
organlarında hararetli tartışmalara sebep olması, meselenin hangi boyutta
olduğunu açıkça gösteriyor.

Aynı olay,
Türkiye dışında dünyada konuşlanan tüm ülkelerde de masaya yatırıldığına göre,
bir gerçek tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır.

İsrail, geçmişte işlediği kural kabul
etmez, hukuk tanımaz eylemlerine bir yenisini daha eklemiştir.

***

Peki İsrail, neden kara suları dışında
seyreden insani yardım gemisine saldırmıştır?

Üstelik, Gazze’de konuşlanan 1.5 milyon
Filistin’liye yardım amacı güden gemi olduğu halde?

Aslında, bu
saldırının hedefinde “İslami Direniş
Örgütü” Hamas vardır.

İsrail, Hamas’ı bir terör örgütü olarak
nitelendirdiği için 4 seneden bu yana abluka altına aldığı Gazze’ye yapılan
yardımları bir şekilde engellemektedir.

Dolayısıyla, 13 KM uzunluk 40 KM genişlikte, adeta bir
açık hava hapishanesi durumundaki Gazze halkına yardımı engellemesindeki
gerekçe Hamas örgütüdür.

Hal böyle bir
olunca ister istemez bir soru cevap arıyor.

İsrail, Filistin
toprakları içerisinde konuşlanan bir diğer teşekkül “Filistin Kurtuluş Örgütü” ne aynı yaptırımı uygulamazken, neden
bir başka direniş örgütü Hamas’ı hedef almaktadır?

İşte bu sorunun cevabını almak için
akademisyen olmakla birlikte aynı bölgede uzunca süre araştırmalar yapan
Doç.Dr. Adnan Çevik’i programa davet ettim.

Hamle TV’de “Günleri izlerken” programına
konuk olan Adnan Çevik’e yönelttiğim soruların ağırlık noktası, Hamas’ın ne
olup olmadığıydı.

Hamas, İsrail’in vurguladığı gibi bir terör örgütümüdür?

Kesinlikle diye söze başlayan Çevik, şu
açıklamayı getirdi.

İngilizler başta olmak üzere bir kısım
batılı ülkelerin desteğiyle 1948 yılında kurulan İsrail, o gün bugün
topraklarını genişletmek için olur olmaz saldırılarda bulundu.

1947-1967 ve 1973 yılında
gerçekleştirilen Mısır başta olmak üzerde diğer Arap ülkeleriyle olan savaşlar
bunun en önemli göstergesidir.

Başlangıçta Arap ülkelerinin lehine
gelişen savaşlar, daha sonra batılı ülkelerin devreye girmesiyle aleyhe dönüşen
mücadele oldu.

Zamanla Filistin Kurtuluş Örgütünün başı
olan Yaser Arafat, uzunca süre İsrail’le mücadele etmek zorunda kaldı.

Ne zaman Arafat öldü, mücadele bir başka
boyut kazandı.

Yani Arafat’tan sonra FKÖ liderliğini yürüten bugünün Devlet
Başkanı Mahmud Abbas, layıkıyla mücadele edemedi mi?

Mahmud Abbas, ılımlı bir politika gütmek
istedi.

Ama bu politika bir sonuç almaya yetmedi.

İşte belirli süreçten sonra, daha etkin
mücadele sürdürmeyi hedefleyen bir başka örgüt ortaya çıktı.

Bu, İslami Direniş Örgütü adını alan
Hamas’tır.

Peki, ülkesini savunmak adına ortaya çıkan bir örgüt olarak
gösterdiğiniz halde neden terör örgütü olarak nitelendiriliyor?

Bu tür bir yaklaşım sergileyenler, ya
cahilliklerinden ya da kasıtlı olarak görüşlerini öne sürüyor.

Bununla da
yetinmeyen Doç.Dr. Adnan Çevik, bir örnekleme yapıyor.

Bir an için Muğla’yı ele alalım.

Gazze’de olduğu gibi Muğla’nın etrafı
sarılsa.

Dolayısıyla halk muhasara altında olsa.

Halkın içinden bir direniş örgütü çıkmaz
mı?

Elbette çıkar. Aksi takdirde kaderinize
razısınız demektir.

İşte Hamas’ın yaptığı budur.

İsrail tarafından sarılan Gazze’de,
etrafını çevreleyen çemberi kırmak için mücadele eden bir örgüttür. Zaman zaman
zorunlu olarak İsrail’e karşı silahla mücadeleye giriştikleri için sanıyorlar
ki Hamas bir terör örgütüdür.

Meselenin ne olup
olmadığı anlaşılmıştı.

Aynı bölgede incelemelerde bulunan bir
akademisyen Hamas, varlığını devam ettirmek adına mücadeleye atılmak zorunda
kalan “İslami Direniş Örgütü”.

Yanı sıra yapılan seçimde Filistin
halkının 3/2 oyunu alan bir siyasi parti hüviyetindedir dediğine göre, farklı
yaklaşımlar içerisinde olmak ne denli doğrudur?

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.