Halkın İradesi Dense De!..

Bu haber 10 Aralık 2015 - 0:47 'de eklendi ve 783 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Aradan epey süre geçmesine karşın şu sıra 1 Kasım seçim sonuçları hala güncelliğini koruyor.

Özellikle 7 Haziran seçimlerinde ancak % 40 civarında oy alan Ak Parti, nasıl olur da 5 aylık süreçte oylarını % 10 civarında artırır?

Bu bağlamda birleşilen husus, ülkenin içinde bulunduğu konjonktür ve de partilerin izlediği politika.

Buna göre aynı süreçte partilerin eğilimlerine gelirsek..

Siyasi teşekküller, ilişkin olarak genel başkanlar yerel ve genel seçimler öncesinde beylik sözler ederler.

Bu seçimlerde belirleyici olan halktır.

Vatandaşımız ne derse o olacak!

Özellikle son yıllarda bu tür yaklaşımlar içerisinde oldu partilerin yetkili ağızları.

Buna göre tespitler halk yerine, partilere kayıtlı üyeler arasından seçilen delegelerle yapılacaksa, sonucu onlar belirleyecektir.

Bunun anlamı, söz konusu seçimlerde delegenin dediği olur! dan başkası değildir.

Tabi bu durum, genel merkezlerin burnunu sokmadığı sürece geçerlidir.

Aksi halde, delegenin ortaya koyduğu eğilimin hiçbir geçerliliği yoktur.

Karar merci yine genel merkezlerdir.

Aksi söylenemez.

Söz konusu seçimler adına gerçekleştirilen aday tespitlerinde istisnai durumlar hariç, genel merkezler hep ön planda oldu.

***

Fazla uzağa gitmeden 6 aylık sürece bakalım.

Önce 7 Haziran seçimleri.

Ardından 1 Kasım seçimleri.

Hiç kimse, bu seçimlerde bütünüyle halkın dediği oldu diyebilir mi?

Adayların belirlenmesinde halk iradesi esas alındı denebilir mi?

Diyemezsiniz.

Her şey ayan beyan ortadaydı.

Dolayısıyla parti içi demokrasiden dem vuramazsınız.

Demokrasi onlardan çok uzaktı!

***

Bu arada CHP adına haksızlık yapmak istemiyorum.

Yıllarca yerel ve genel seçimler için halk iradesini egemen kılan bu parti, bir ara diğer partilerin dümen suyuna özendi.

Aynı partinin en belirgin ve de tasvip edilen iradeye saygı prensibi, ne hikmetse 7 Haziran ve 1 Kasım seçimleri hariç rafa kaldırılmıştı.

Ne var ki, tarihi bir hata yapıldığının farkına, parlamento dışında kalmakla gördüler.

Sonrasında bakıp görüldü, asla tasvip edilmeyen bir politika izlenmiş.

Tez elden asıl olması gereken yöntemi devreye soktular.

Bunun anlamı, söz konusu seçimler adına delegenin iradesine saygı gösterildiğidir.

Böylelikle aday belirlemek için yapılan değerlendirmelerde ortaya çıkan sonuç aynen kabul edildi.

Ondan sonra halk nezdinde tasvip gören siyasi teşekkül olarak yerini aldı.

Dolayısıyla son iki seçimde CHP’nin Muğla’dan aldığı oy, izlenen yöntemin ne denli yerinde olduğunun bariz göstergesidir.

***

Diğer partilere gelince.

Ak Parti, 7 Haziran seçimlerinde ülke genelinde önemli oy kaybeden siyasi teşekkül olarak dikkat çekti.

Önemli diyorum.

Bir önceki seçimde % 49,6 oy oranına sahip olan parti, aynı seçimde % 41 bandına düştü.

Bu sonuç üzerine yorumlar birbirini takip etti.

Asıl olan, Ak Parti’nin kan kaybetmeye başladığıydı.

Bir zamanlar istim üstündeki nice siyasi teşekküller gibi bugün olmak veya olmamak noktasına geldiğine göre, bu partinin akıbeti de farklı olmayacaktı!

Kim ne derse desin o süreçte bu şekilde düşünenlerin sayısı az değildi.

Ne var ki önemli bir ayrıntı gözden kaçırılmıştı!

AK Parti oy kaybına uğrasada, muhalif kesimde yer alan CHP, MHP ve HDP’nin belirgin bir ivme kazandığı gözlenmiyordu.

Demek ki 1 Kasım seçimlerinin galibi yine Ak Parti olacaktı.

Aynı süreçte, konuya ilişkin kaleme aldığım yazılarımda Ak Partinin bu seçimde % 44-45 oranında oy alabileceğinin altını çizmiştim.

Nitekim aynı partinin son seçimde aldığı oy, 2011 seçimlerine yakındı.

Böylelikle Ak Parti bir kez daha tek başına iktidara gelmekle kalmamış, önemli ölçüde herkesi yanıltmıştı.

Aslında hiç kuşku yok ki aynı seçimin esas galibi halktı.

Halk, ülkede istikrar istiyoruz.

Bunu sağlayacak en yakın siyasi teşekkül Ak Parti diyerek, tercihini bu partiden yana kullandı.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.