HALK, YORGUN VE YILGIN

Bu haber 15 Temmuz 2009 - 0:00 'de eklendi ve 742 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

1992 yılı süreciydi.
Türkiye siyasi anlamda bir takım açmazlar içerisinde.
Türk siyasetine en uzun süre damgasını vuran bir misyonun son temsilcisi DYP, çok gerilerde.
O şartlarda sürdürülen politika, bu partiyi yeniden ülke yönetiminde söz sahibi olmasını imkan vermekten uzak.
Zaten genel seçim sonuçları bunun göstergesiydi.
ANAP için de durum daha vahim.
Geriye 2 parti kalıyordu.
CHP ve MHP.
Her ne kadar diğerlerine nazaran biraz daha avantajlı görünseler de, tek başına iktidar olmayı gerekli kılan oy potansiyeline sahip değiller.
İşte siyasi teşekküllerin bu halini gören bir grup, yeni bir oluşumun öncülüğünü yapar.
Bu isimler, Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan, Abdüllatif  Şener ve Bülent Arınç’tır.
1992 genel seçimlerinden ancak 6 ay öncesinde ortaya çıkan bu grubun teşekkül ettirdiği parti AKP’dir.
Sonrası malûm.
Aynı parti tahminleri alt üst eden bir oy oranıyla tek başına iktidar olur.
% 38 gibi bir rakamla iş başına gelen AKP, her siyasi teşekkül gibi hızlı bir giriş yapar.
Yasağı kalktıktan sonra Siirt’ten milletvekili seçilerek başbakanlığı üstlenen Recep Tayyip Erdoğan, önce ulaşım diyerek ülke genelinde 15 bin KM yol yapılacağının altını çizer.
Yanı sıra değişik illerde projelendirilen yatırımlar.
Aynı süre içerisindeki gelişmelerin neler içerdiğini zaman zaman bu köşeden dile getirdim.
Böylece aradan 5 yıla yakın süre geçer.
Geçer ya her iktidar partisi gibi AKP’de bir takım eleştirilerden nasibi alır.
Özellikle rejim bağlamında.
Derken 2007 seçimleri gelir çatar.
Türlü eleştirilere karşın bu defa AKP’nin aldığı oy oranı % 48 dir.
Partinin oyu bu rakama çıkmasına karşın bir isim, üstelik kurucular kurulundadır.
Bu defa ben yokum! der.
Beraber yola çıktıkları arkadaşlarını neden terk ettiği hususunda net açıklamalarda bulunmadığı halde, bir sıkıntı olduğu açıktır.
İşte kurucusu olduğu partiden ayrılan isim Abdüllatif Şener’dir.
Kuracaktı, kurmayacaktı fısıltıları arasında gördük ki Şener “Türkiye” isimli yeni bir parti kurarak başa geçer.
Sonrasında o TV senin bu TV benim.
Beraber yola çıktıkları AKP’nin, amacından saptığı, iç ve dış politikada sürdürülen yanlışlıklar bir yana ekonomi adına alınan tedbirlerin yetersiz olduğunun altını çizer.
Ardından ülke genelinde teşkilatlanma çalışmaları başlar.
Tabi bizleri ilgilendiren Muğla teşkilatıdır.
Ortada birkaç isim dolaşmasına karşın gördük ki, geçici olarak il başkanlığı görevi emekli eğitimci Muammer Aldağ’a verilir.
Kendisine tevdi edilen görevle ilgili basın mensuplarına açıklamada bulunan Aldağ, iddialı, bir o kadar çarpıcı ifadeler kullanmak suretiyle bakınız neler diyor.
Bir kere ülkemizin içinde bulunduğu şartlar yeni bir siyasi teşekkülü zorunlu kılmıştır. Bu nedenle genel başkanımız Abdüllatif Şener’in şahsında Türkiye Partisi çatısı altında birleştik.
Aslında bu bir zorunluluktu.
Zira Türkiye halkı yorgun ve yılgın hale getirilmiştir.
İş başındaki AKP hükümetinin izlediği politika ile Türkiye’nin Ulu Önder Atatürk’ün işaret buyurduğu çağdaş, sosyal, laik ve hukuk devleti olması mümkün değildir.
Bu nedenle Türkiye partisi, yorgun ve yılgın halkımızı kucaklayan, yeni bir siyasi anlayışla yola çıkmıştır.
Kısa bir süre önce kurulmasına karşın halkın partimize teveccühü bizleri son derece mutlu kılmaktadır.
Aslında Aladağ’ın açıklamaları bunlarla sınırlı değil.
Bilhassa Şener’in bugünkü tablo ve geleceğe yönelik politikaları bazında neler ifade ettiği.
Bir başka yazımda kaleme alacağım ama önemli bir ayrıntıyı dile getirmek istiyorum.
Hem Abdüllatif Şener hem de Muammer Aldağ ve yanında yer alan kişilerin çoğunluğu AKP saflarında yer alan isimlerdi.
Hal böyle olunca ister istemez bir soru cevap arıyor.
Bunlar beklentiler karşılık bulmadığı için mi AKP’den ayrıldılar?
Yoksa, beraber yola çıkılmasına karşın AKP’nin çizgisinden saptığı için mi?
Tek verebileceğim cevap, her ikisinin de geçerli olduğu.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.