HALK, TUTUNACAK DAL ARIYOR

Bu haber 08 Haziran 2010 - 0:00 'de eklendi ve 701 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Cumhuriyet tarihi
boyunca, ülke ekonomisinin böylesine zorluklar içerdiği süreç az görüldü dense,
sanırım abartı olmaz.

Aksi olsaydı, her
önüne gelen ekonomik sıkıntılardan dem vurmaz.

Hayatın idamesi
adına çıkış yolu aramazdı.

Bugün her kim
olursa olsun ayrı dertten muzdarip olduğuna göre, ortada belirgin güçlükler var
demektir.

Özellikle üretici
kesim.

Sabit gelirliler, nispeten haline şükrederken, tarım
ağırlıklı üretici dert küpü.

Bir söyle bin ah işit misali.

***

Fazla uzağa
gitmeden kendi ilimize bakalım.

Muğla’da sahil
şeridi, bir şekilde turizmden nemalanıyor.

Hele turizmin daha
bir ivme kazandığı yıllarda.

Dolayısıyla
turizm, sektörle birlikte, yan kuruluşlar ve çalışanlar adına geçim kaynağını
oluşturuyor.

Bu yüzden
denebilir ki Muğla, halkın geçimini sağlaması noktasında ehveni şer yerleşim
merkezi.

Tamam da Muğla’nın
tamamı bu değil ki…

Kente bağlı kırsal
kesimler adına aynı şeyi söylemek mümkün değil ise…

Ürettiği ürünler
para etmiyor.

Ve de belirli
süreçten bu yana en önemli geçim kaynağı olan tütüne kota getirilmişse,..

Bunun anlamı,
vatandaşın ciddi şekilde rızkını teminde zorlandığıdır.

***

Daha geçen hafta
yaşanan bir olay, üretici kesimin sıkıntı içerisinde olduğunun tescili.

Rusya ve Ukrayna ile yapılan anlaşma gereği ihraç
edilen bir kısım sebzeler geri gönderildi.

Buna neden, ürünlerin gelişme safhasında kullanılan,
insan sağlığına zararlı ilaçlar.

Hal böyle iken, sırf üreticiyi suçlamak ne denli
doğru?

Keşke…

GDO’lu ürünlerin dünya gündeminde olduğu bir süreçte,
halk uyarılsaydı.

Doğal ürün yetiştirmediğiniz sürece, sıkıntı
çekersiniz denseydi.

Bu şekilde uyarı yapılmasına karşın, üretici bildiğini
okumuşsa, sorumluluk kendilerine aittir.

Yok eğer, devletin ilgili kurumları olmak üzere bir
takım örgütler uyarıda bulunmamışsa, doğrudan üretici sorumlu tutulamaz.

***

Ya tütün
üreticileri!

Bir zamanlar halkın çok önemli bir kesiminin geçim
kaynağı iken, kota
nedeniyle gelirden yoksun hale gelmesinin sorumluluğu kime ait?

Ne yapalım kota
var! demek cevahiri kurtarır mı?

Madem ki bu tür bir yasaklama getirildi.

Tütünün yerini tutacak alternatif  ürünler sunmak gerekirdi.

Bu arada
diyebilirler ki, alternatifler sunduk.

Sunuldu ama
istenilen sonuç alınamadı.

Fazla uzaklaşmadan, bir zamanlar tütünle yatıp kalkan
Bayır, Bahçeyaka, Kafaca, Yeşilyurt, Akkaya halkına soralım.

Verecekleri cevap, geçmişi aradıklarıdır.

Bugün Milas ilçesine bağlı Tuzabat, Çamköy, Çamlıyurt,
Çamovası ve Akkovanlık köyleri, çare yine tütün diyorsa.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.