HALK İRADESİNİ EGEMEN KILMAK

Bu haber 28 Nisan 2012 - 0:00 'de eklendi ve 731 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Dünyada konuşlanan 200.üzerinde tam bağımsız ülkeler adına olmazsa olmaz koşul, demokratik kuralların eksiksiz yerine getirilmesidir.
Aksi takdirde o ülkenin yönetiminde kuşkular var demektir.
Hangi ülke demokrasinin olmazsa olmaz koşullarını eksiksiz yerine getirdi.
Halk iradesinin egemen kılınması noktasında kuşkuya yer yoktur.
 O zaman demokrasiden söz edebilirsiniz.
Değilse ilgili ülke için demokrasi göstermeliktir.
Dolayısıyla bu şekliyle irdelediğimizde, farklı yönetimlerin uygulandığı ülkeler karşımıza çıkar.
Yani demokratik kuralları eksiksiz uygulayanlar.
Ve de halk iradesini hiçe sayanlar.
İşte bu kriterlerin geçerli olduğu ülkeler sıralamasında Türkiye’nin yeni neresidir? diye baktığımızda, tümüyle iyimser olamıyoruz.
Elbet, demokrasiyle yönetilen bir ülkeyiz.
Ne var ki, geçmişten günümüze demokrasinin eksiksiz uygulandığını söylemek olası değil.
Aksi olsaydı, bunca süre içerisinde demokrasi çeşitli kez kesintiye uğramazdı.
Eğer seçimle gelmiş, dolayısıyla ülke yönetiminde görev üstlenen bir siyasi teşekkül askeri müdahaleler sonucu işten el çektirilmiş ise…
Ve bu durum 1960 askeri darbesiyle başlayıp 1974 muhtırası ve yine 1980 askeri müdahalesiyle devam etmişse, her halde Türkiye’de demokrasinin eksiksiz uygulandığından söz edilemez.
İşte bu nedenle ülkemizde demokrasi, yarım asrı geçen sürede tartışılır olmaktan kurtulamamıştır.
Oysa Ulu Önder Atatürk, “Türkiye’nin yönetim şekli demokrasidir” derken, bir gün olsun sekteye vuracağını aklına getirmemiştir.
Ama söz konusu yıllarda olanlar oldu.
Seçimle iş başına gelen bir partiyle birlikte muhalefette kalanlar da askeri müdahale sonrasında yerle yeksan oldular.
Ne zaman, askeri yönetim tarafından siyasi partilerin kurulmasına izin verildi.
Ancak yeni isimler adı altında siyasi arenada yerini alabildiler.
Ne yazık ki bunca süre içerisinde Türkiye, askeri darbelerin eksik olmadığı ülke olarak adından söz ettirdi.
***
Kimi zaman gündeme getirdiğim bu konuyu bir kez daha kaleme almam, iş başındaki AK Parti hükümetine şu sıra önemli bir görev düştüğüdür.
Nasılsa başbakan başta olmak üzere partinin yetkili organları, “artık bundan böyle Türkiye’de demokrasiden başka bir rejim hayat bulmayacaktır” diyor.
İlişkin olarak yeni anayasa hazırlama eğilimindeler.
Öyleyse, fiiliyatta gösterme zamanıdır.
Son yapılan genel seçimde milletvekili seçilmelerine karşın hala tutuklu bulunanların meclis bünyesinde yer almasını temindir.
Konuya ilişkin muhalefette yer alan partiler uzlaşmaya vardıklarına göre AK Partinin aynı eğilimde olması, halk iradesine saygının bir göstergesi olacaktır.
***
Yine de şu sav ileri sürülebilir.
Söz konusu kişiler bir suç işlemişlerse, milletvekili seçilmeleri arınmalarını gerektirmez.
Tamam da zaten suç teşkil eden bir fiille ilgili soruşturma devam ediyor.
Ama siz, halkın seçip parlamentoya gönderdiği bir kişi için öncelik arzeden iradeyi görmemezlikten gelmemeniz gerekir.
Aksi halde halk eğilimi hiçe sayılmış olur.
Bu da demokrasiyle asla bağdaşan bir uygulama olmaktan uzaktır.
Bu arada sözlerim yanlış anlaşılsın istemem.
Ne yani, her suç işleyen milletvekili seçilmesi halinde muaf tutulması mı gerekir?
Tutuklu parlamenterler için böyle bir durum yok ki.
Mahkemeleri zaten devam ediyor.
Siz önce halkın seçip parlamentoya gönderdiklerinin hakkı teslim edersiniz.
Mahkeme devam ettiğine göre milletvekili görev süresi sonrasında suçlu bulunurlarsa zaten hüküm giyerler.
Bir yere kaçmayacaklarına göre asıl olan halk iradesinin yansıtılması noktasında hakkı sahibine teslim etmektir.
Değilse, bunun vebalini kimse yüklenemez.
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.