HAKLARIMIZI BİLMİYORUZ

Bu haber 18 Aralık 2009 - 0:00 'de eklendi ve 848 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

10 Aralık 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından imzalanan ve de kendisine üye tüm dünyada eksiksiz uygulanması kararlaştırılan “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi” üzerinden 61 yıl geçmesine karşın, bazı sorular hala cevap arıyor.
Öncelikle, insan yaşamının vazgeçilmezleri olarak ön palana çıkan temel haklarımızı bilip, bilmediğimiz.
Tahmin değil inanıyorum ki, 6 milyar üzerinde dünya nüfusunun önemli bir kesimi, haklarını bilmediği gibi kullanılmasından da bihaber.
Yanı sıra, ülkelerin insan hakları adına yerine getirmesi kaçınılmaz müeyyideleri, eksiksiz uygulayıp uygulamadıkları.
***
Oysa insan hakları, tüm insanların sahip olduğu “temel windowtext; TEXT-DECORATION: none; text-underline: none”>hak ve windowtext; TEXT-DECORATION: none; text-underline: none”>özgürlükler” dir.
İnsan hakları, ırk, windowtext; TEXT-DECORATION: none; text-underline: none”>din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklardır.
Bu hakları kullanmakta herkes eşittir.
Diğer yandan insan hakları terimi bir ideali içerir. Bu terimi kullananlar, bu alanda olanı değil, olması gerekeni dile getirirler.
İnsan hakları, tüm insanların hak ve saygınlık açısından eşit ve özgür olarak doğduğu anlayışına dayanır.
İnsan hakları, her bir bireye bağımsız seçim yapma ve yeteneklerini geliştirme özgürlüğü sağlar.
Bu özgürlükler başkalarının haklarına saygılı olmak ve bu hakları çiğnememe zorunluluğu ile dengelenmektedir.
Bir başka deyişle, birçok hakkın yanında bir sorumluluk da bulunmaktadır.
Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar.
Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.
***
Bir insanın yaşam adına sahip olduğu haklar, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde bu şekilde belirtildiği halde, ne yazık ki çoğu kez, hem bireyden hem de bizatihi devletlerden kaynaklanan sorunlar ortaya çıkmaktadır.
Bu sorunların giderilmesi uğraşı veren İnsan Hakları Kurulları, ne yapıyor ve de yaptırım güçlerinin sınırı ne? diyerek, Hamle TV de bir program gerçekleştirdim.
Konuklarım Muğla İnsan Hakları Kurulu Üyelerinden Op. Dr. Naki Bulut ve Hazine Avukatı Turgay Bahadır Sukan’dı.
Konuya ilişkin yönelttiğim sorular için verilen cevaplar, insan hakkı adına ülkelerin, zaman zaman çelişkiye düştükleri.
Çelişkiyi yaratan, uygulamalardaki farklılık.
Kimi ülkeler, bir insanın sahip olduğu temel hak ve özgürlükler adına, gereğini yerine getirirken, bazıları uygulamada zafiyet gösteriyor.
Merkezi Belçika’nın Başşehri Brüksel olan İnsan Hakları Mahkemesinin açıklamalarına göre, insan haklarının ihlalinde Rusya ile birlikte Türkiye ilk iki sırayı paylaşıyor.
Bu da gösteriyor ki 2 ülkede demokrasi, tüm kuram ve kurallarıyla yeterince işletilmiyor.
Aksi olsaydı, dünyanın varoluş nedeni insan için, temel hakların uygulanması noktasında bir takım ihlaller olmazdı.
***
Tabi bu konuda bizi dahi bir ilgilendiren kendi ülkemiz Türkiye.
Yanı sıra yaşadığımız kent Muğla.
Muğla İnsan Hakları Kurulu Üyeleri Naki Bulut ve Turgay Bahadır Sukan’ın açıklamaları doğrultusunda, demokrasinin beşiği kabul edilen kentimizde bir takım ihlaller görülmesi, bize yakışan davranışlar olamaz.
Sonuçta, İnsan Hakları Mahkemesine vaki şikayetler ve sonrasında çoğunlukla ceza verildiğine göre, oturup bir düşünmeliyiz.
Demokrasiyi eksiksiz uygulamaya koymak isterken, ihlallerin olmaması adına, yerine getirmekle yükümlü müeyyideler olduğu akıldan çıkarılmamalı.
Ancak böyle bir eğilim içerisine girdiğimiz takdirde, insanın sahip olduğu hakların ihlalinde bir sorun yaşanmaz.
Dolayısıyla Türkiye, böyle bir itham altında kalmaktan kurtulur.
Değilse, insan hak ve özgürlüklerin yeterince bilinmediği, dolayısıyla zaman zaman  ihlal edildiği ülke olarak, imaj sarsılması sürüp gider.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.