HAFIZA YENİLEMEK

Bu haber 01 Eylül 2010 - 0:00 'de eklendi ve 847 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

TRT
yayınlamıştı. Siyah-beyaz bir belgesel film. Mehmetçik, Kore’ye gidiyor. Yola
çıkacak askerî birliklerimiz, önce Ankara Stadyumunda cemaatle namaz
kılmaktalar. Namazı birliklerimize komuta edecek olan general Tahsin Yazıcı
kıldırmakta.

27 Mayıs
askerî darbesi olunca erkanı harbiyeyi umumiye reisi/genelkurmay başkanı Rüştü
Erdelhun, astlarından sille-tokat kötü muamele gördü. CHP tarihi boyunca üç
kuvvete dayanmıştır. Asker. Üniversite. Adliye. 1950’den itibaren sağ iktidarlar,
neredeyse bütün genel seçimleri kazandılar. Bazılarında CHP âdeta ezildi. Ama
iktidar, seçimi kazananlar değil, Tek Parti zihniyeti oldu. Tek Parti
zihniyeti, darbelerin bazen teşvikçisi, bazen destekçisiydi. Aslını ararsanız
27 Mayıs fitili yıllar evvelinde İsmet İnönü’nün Adnan Menderes’i tehdit ettiği
o cümleyle başlamıştı. Şöyle diyordu: ‘Seni ben bile kurtaramam!’ Bu ne
demekti? Tercümesi şudur. Zinde kuvvetlere işaret etmekteydi: ‘Daha ne
duruyorsunuz?’ 27 Mayıs’ın darbecilerden sonra tarih önüne başı önünde çıkacak
isimlerin başında Yassıada komutanı albay Tarık Güryay gelir. Bu adamın
Menderes başta olmak üzere zanlılara yaptıkları daha hakkıyla kaleme
alınmamıştır. Üniversitenden olanlardansa Ord. Prof. Dr. Sıddık Sami Onar,
Prof. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu ve Hüseyin Nail Kubalı gibi isimlerdir.
Yargıdaki meşhurlarsa Yassıada Savcısı Ömer Altay Egesel, mahkeme reisi Salim
Başol’dur. ‘Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor’ diyen ısmarlama vicdan. 27
Mayıs 1960 tarihî dönemeçtir. Bu kanlı darbe üzerine ordu, üniversite ve yargı
boşaltılmış, karşı görüş sahipleri yaşı, rütbesi, ilmi ne olursa olsun emekli
edilmişti. Her üç kuruma da âdeta tek tip dünya görüşü hakim olmuştu. Hatta o
zamanlar ordudan atılanlar haklarını aramak için EMİNSU/Emekli İnkılap
Subayları adı altında bir de dernek kurmuşlardı. Ama ne mümkün! Üniversiteden
ise yanılmıyorsak 142 kişi kovulmuştu. Adliye aynı manzaradaydı. Bu uygulamanın
benzeri 12 Eylülde de oldu. Sonra askeriyede en büyük kıyım 28 Şubatta yaşandı.
İrticayla irtibatlı diye yıllar içinde yüzlerce subay evine yollandı. Bu
tasarrufa karşı dava açma hakkı yoktu.

1970’li
yıllardı. İmran Öktem isminde bir Yargıtay Başkanı kelimenin tam manasıyla
fitne çıkardı. Durup dururken ‘Tanrı’yı insan yaratmıştır!’ diye deli saçması
bir laf etti. Türkiye ayağa kalktı. Protestolar yapıldı. Gün geldi bu kepaze
sözün sahibi öldü. İmam, ben namazını kıldırmam dedi. Sonra ne oldu?CHP’li
İstanbul Belediyesi, milletin imanına hakaret eden bu kimse unutulmasın diye
İstanbul Adliyesi’nin olduğu sokağa onun adı verildi, sürüp gidiyor. Hukuk
varsa huzur vardır. Hukukun olmadığı yerde keyfilik ve zulüm kol gezer. Bu
Anayasa değişiklik paketiyle sen, bir vatandaş olarak ilk defa hukuk önünde
hesaba katılacaksın. İlk defa olarak aleyhine gördüğün her şeyi dava
edebileceksin.

Güçlülerin
buyruğu bitiyor. Haklıların hukuku başlayacak. YAŞ kararlarına karşı dava
açılabilmesi, vatandaşın Anaysa mahkemesinde dava açabilmesi, Anayasa Mahkemesi
ve HSYK’nın demir leblebi olmaktan çıkması yetmez mi?

12 Eylül
2010 bir tarihî dönemeçtir.

Millet,
bir Beyaz Devrim yapacak.

RAHİM
ER      TÜRKİYE GAZETESİ       06/08/2010

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.