Hacivat-Karagöz’ün Mucidi Milaslı Şeyh Şüşteri « Hamle Gazetesi

Hacivat-Karagöz’ün Mucidi Milaslı Şeyh Şüşteri

Bu haber 20 Kasım 2019 - 0:42 'de eklendi ve 395 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Namık Açıkgöz

 Şeyh Şüşterî’nin Milas’ta medfûn olduğunu 1994 yılında rahmetli Dr. Müjgan Cunbur’dan öğrenmiştim. Yıllarca Millî Kütüphane Başkanlığı yapan Müjgan Hanım, Muğla’ya geleceğimi söylediğimde, Şeyh Şüşteri bilgisini vermişti. Ben de geldiğim aylarda Milas’a gidip şimdiki sembolik taşı görmüş ve çok üzülmüştüm. Koskocaman Şeyh Şüşterî, böyle yolun ortasında ve ayakaltı bir yerde mi yatmalıydı?

Konuyu birkaç defa dile getirdik ama aldıran olmadı. 1990’larda yapılan “sembolik hatırlatma” o haliyle kaldı. Sadece ben değil, başka arkadaşlar da konuyu gündeme getirdiler ama yöneticilerimizin kılı kıpırdamadı. Kimse “Biz konuyu biliyorduk zaten!…” demesin lütfen. Günü gelir öyle bir konu ile çıkarız ki ortaya, “Biliyorduk” diyenler mahcup olurlar.

***

Türk kültürünün en önemli birikimlerinden biri olan Hacivat-Karagöz’ü bilmeyen yoktur. Yüzyıllarca icra edilmiş olan bu gölge oyununun mucidi olarak “Küşteri” adı zikredilir. Fakat kaynaklarda ve özellikle en önemli tarihî kaynağımız olan Evliya Çelebi, Seyahat-nâmesi’nde “Küşteri” değil, “Şüşterî” yazılıdır ve “Gölge oyunu” (Hayal-i Zıll)’nun mucidi olduğu belirtilir. Evliya Çelebi’deki ifade günümüz Türkçesiyle aynen şöyledir: “Milas ziyaretleri: Evvelâ şehrin batısında Sudre Dağı’nda ta zirvede Sudre erenleri, şehir içinde Kalenderî Sultan, Dedebeyi Sultan, Hayreddin Sultan, Boğa Baba, Gazal Murad Baba, Salahaddin Sultan ve ibretlik Hayal-i zıl müellifi Şeyh Şüsterî hazretleri bizzat yatmaktadır. Her kim ziyaret etse elbette güler.

Evliya Çelebi 15 kelimelik ifadesiyle, tarihi aydınlatmaktadır.

Elbette Şeyh Şüşterî ile ilgili tek bilgi bu değildir. Evliya Çelebi’den yaklaşık 320 sene önce 1332’de Menteşe beyi Orhan zamanında Milas’a gelen İbn Battûta, Şeyh Şüşteri’den bahseder. İbn Battûta’nın ifadesinin tercümesini (Seyahat-name Arapça’dır) olduğu gibi aktaralım: “Milas şehrinde Allah’ın uzun ömür verdiği dindar kişilerden Baba Şüşterî ile tanıştım. Yaşının yüz elliden fazla olduğu söylenmekte… Ama gücü kuvveti yerinde, aklı sağlam. Bize hayır dua etti. Onun duasının olumlu etkisi ve bereketi zamanla gerçekleşti.”

Görüldüğü gibi Evliya Çelebi, hem gölge oyununun yazarı olarak Şeyh Şüşterî’yi zikretmekte; hem de mezarın orada olduğunu söylemektedir.

İbn Battûta da uzun ömürlü, yüz elli yaşında, dindar biri olduğunu belirtir ve “Baba Şüşterî” adıyla zikreder. Bu iki bilgi birleştiğinde Şüşterî’nin Hacivat-Karagöz ve Milas ile ilgisi ap-açık ortaya çıkmaktadır. Henüz daha “sahip çıkmak” adına “bilgilerin karartılmadığı” zamanların bilgisidir bunlar.

Devam edelim…

Kimdir bu Şüşterî?

Lafı uzatmayalım…

“Şüşterî” şeklinde, yani sonda bir izafet i’si ile ifade edildiğine göre, Şeyh Şüşterî, bir şehre mensup ki böyle bir izafetle anılıyor.

Üşenmedik; araştırdık…

“Şüşter”, bugünkü İran’ın güneyinde, Huzistan eyaletinde bir şehirdir. Buraya Araplar, tarih kitaplarında “Tuster” demişlerdir. Kadîm bir şehirdir ve 8. yüzyıldan itibaren Türk egemenliğine girmiştir. Gazneliler, Karahanlılar ve Selçuklular zamanında tamamen Türkleşen bir şehirdir ve batıya olan göçlerin de geçtiği bir güzergahta yer alır. Şeyh Şüşterî veya İbn Battûta’nın tabiriyle “Baba Şüşterî, muhtemelen bu şehirden göç etmiş bir ailenin çocuğudur. O yıllarda o coğrafyadan büyük göçler de olmaktadır. Meselâ Mevlana’nın babası Bahaeddin Veled de daha doğudan, Belh şehrinden göçmüştür. O coğrafyadan Milas’a kadar gelen Baba Şüşterî, Orta Asya kökenli bir oyun olan “gölge oyunu”nu da biliyordu ki, Anadolu’ya getirdi. Hacivat-Karagöz’ün Anadolu’ya gelişiyle ilgili en net bilgi budur.

Osmanlı sultanı Osman ile Hacivat-Karagöz arasındaki ilişkiyi zaten biliyorsunuz; ona girmeyelim. Şimdilik sadece Evliya Çelebi’nin verdiği “halkın Şüşterî’nin kabrini ziyaret ettiğinde gülmesine işaret edelim.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Celal Dengiz 22 Kasım 2019 / 11:01

Üşenmedik araştırdık demişsiniz de,
Sizin burada bahsettiğiniz konuları araştıran kişi Refik Baykara’dır. Bu konuda hazırladığı makalesi de ülkenin saygın tarih dergilerinde yayınlanmıştır.
Hatta gazeteniz yazarlarından Özcan Özgür de, Refik Bey’in bu konuda yaptığı araştırmaları anlatan bir köşe yazısı kaleme almıştır.
Emeğe biraz saygı gösterelim, başkalarının emeklerinin üzerine biz yaptık ettik diye sünger çekmeyelim lütfen.