Haberi Piç Etmek!

Bu haber 05 Temmuz 2014 - 0:00 'de eklendi ve 1.121 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Bizim meslekte çeşitli tanımlamalar vardır. Onlardan biri de “Haberi piç etmek” şeklindedir.

Haberi piç etmenin çeşitli halleri vardır. Haberi piç etme durumu daha çok ajanslarda yaşanır. Ajansta haber bekletilmez. Çünkü bizim meslekte “En iyi haber servis edilen haberdir” diye de bir tanım vardır.

Yaygın basında saat 18.00’den sonra geçilen haberin, eğer uçak düşmemiş, savaş çıkmamış, bir otobüs dolusu insan yanmamış, bir siyasi lidere suikast düzenlenmemiş ise bütün Türkiye’de okunma şansı yoktur. O haberi ancak gazetenin şehir baskısında görürsünüz.

Ajans muhabiri kendisine servis edilen haberi hemen ajansına geçmez. Çünkü haber sitelerine düşünce öteki gazetelerde haberi yapar. Haber saat 17.00, 18.00’den sonra geçilir ve ajansın merkezindeki de “Türkiye baskısıymış, taşraymış, şehirmiş” düşünmeden abonelere geçer. Sonra mı?

xx        xx        xx

Geçenlerde bir genç meslektaşımızı bu köşede eleştirmiştim. Sözlerimi geri alıyorum. Meğer adam olmuş da haberimiz yok. Muğla’da son günlerde öne çıkan ve halen gündemde olan günübirlik alanların kiralanmasında yargı beklenen freni koymuş… Ölüdeniz sahilleri ve Akyaka’nın Akçapınar sahili ile ilgili ihaleler için mahkeme yürütmeyi durdurma kararı vermiş. Süreç muhtemelen ihalelerin iptaline kadar gider…

Genç meslektaşımızda bu gelişmeyi haber yapmış. Haberler Com sitesinde gördüm. Genç meslektaşımızın Muğla’da çalıştığı gazeteye baktım, haber yok! Aynı gazetede beraber çalıştığı İHA temsilcisinden haberi kaçırmak istemiş olabilir!

Ben de Cumhuriyet’in Muğla temsilcisiyim. DHA’na abone olan Cumhuriyet’e baktım haber orada da yok. Oturdum haberi yaptım, Cumhuriyet’e geçtim. Geri dönen arkadaşım, “Bu haber İzmir’de şehir baskısına girdi.” dedi.

Yani genç meslektaşımızın meslektaşlarını atlatmak için geç servis ettiği haber Cumhuriyet’in İzmir baskısında (yetişebilmiş) yayınlanabilmiş.

İşte buna bizim meslekte “Haberi piç etmek” denir…

xx        xx        xx

Haberi kim piç etti?

Haber her zaman gazeteci acelecilik yaptığı için piç olmaz. Bu olayda genç meslektaşımız kendine atılan pası gole çevirmiş. Gazetecilik açısından kutlamak lazım… Kesinlikle kutluyorum. Helal olsun… Ama hala “Muğlalı” olamadığı için de üzülüyorum. Muğla için önemli bir haberin sınırlı gazetede, sınırlı alanda yayınlanmasına neden olmamalıydı…

Peki, haberi piç eden kim?

Muğla Büyükşehir Belediyesi Başdanışmanı ve taşınmaz gelir kaynaklarına el konularak Büyükşehir’e devredilen MELSA’nın Müdürler Kurulu Başkanı Yavuz Kayı!

xx        xx        xx

Genç meslektaşımızın haberinde Sayın Kayı’nın da açıklaması yer alıyor. Demek ki Sayın Kayı bu önemli, kamuya mal olmuş haberi sadece genç meslektaşımıza servis etmiş!

Tabi “O gazeteci haberi kendisi bulmuş, Yavuz beyden görüş almış olamaz mı?” diye de sorulabilir. Olabilir… İlk anda bende öyle düşündüm ve meslektaşımıza kendi kendime “aferin” bile dedim.

Benim ve öteki meslektaşlarımızın tepkileri üzerine ise Muğla Belediyesi Basın Yayın Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı’ndan dün saat 13.00 sıralarında mahkeme kararı haberi yayınlandı. Habere baktık genç meslektaşımızın önceki gün saat 18.00 den sonra servis ettiği haberin aynısı!

Yoksa bu birim haberi yapıp önceki gün genç meslektaşımıza mı vermişti? Veya Belediyenin birimi genç meslektaşımızın haberini alıp küfreder gibi dün bize mi geçmişti?

Günübirlik alanların kiralanması ile ilgili MELSA Başkanı Yavuz Kayı kaynaklı ilk haberi de bu genç meslektaşımız yapmıştı. Yani Kayı, haberi Muğla basını ile paylaşmamıştı! O zaman habere “Valilik belediyeden mal mı kaçırıyor?” gibi başlık atmış, Yavuz bey de zor durumda kalmıştı. Ben genç meslektaşımızı bu yüzden de eleştirmiştim.

Şimdi aralarındaki ilişkiyi gördükten sonra genç meslektaşımdan özür diliyorum.

Sayın Kayı’ya da bir çift sözüm var. Bundan sonra sıkıntılı hallerinizi genç meslektaşımızla paylaşmaya devam edersiniz!

MELSA geçmişte bu işler için kullanılmış mıydı bilmiyorum,  arkadaşımız MELSA’dan maaşlı danışman haline de getirilebilir…

xx        xx        xx

Bu arada dün bazı gazetelerde AK Parti Menteşe İlçe Başkanı Av. Mustafa Çelibi’nin AK Parti Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu tarafından istifasının istendiği haberi yer aldı. Haber şöyleydi:

AKP Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu, dayanışma gecesinde alkol kullandığı iddia edilen ve sosyal paylaşım sitesinde bir partili tarafından fotoğrafları yayınlanan AKP Menteşe İlçe Başkanı Mustafa Çelebi’nin istifasını istedi. İl Başkanı Nihat Öztürk kararın Genel Merkez’in tasarrufu olduğunu söylerken, Çelebi’nin pazartesi gününe kadar süre istediği öğrenildi.

Bu da şaşırtıcı bir haber… Şaşırdım…

xx        xx        xx

AK Parti’de görevden alma yapılmıyor.

Görevden alınmasına karar verilenlerin istifaları isteniyor. Güneydoğu’nun töre cinayetleri gibi… “Biz seni öldürmeyelim, sen intihar et.”…

Bizim bildiğimiz kadarıyla Av. Mustafa Çelebi’nin istifasının istenmesi yerel seçimlerin hemen ardından gündeme gelmişti. Sadece O’nun değil, Bodrum, Seydikemer ve Ortaca ilçe başkanlarının da…

Bodrum ve Ortaca ilçe başkanları yönetimleri ile birlikte değişti sanıyorum. Bir tek Menteşe görevde kalmıştı. Milletvekili Prof. Dr. Yüksel Özden’in engellediği söylenmişti.

Ne oldu şimdi? Milletvekili Özden’in gücü buraya kadar mıydı?

Eee alkol almışlar”… bu bir iddia.

xx        xx        xx

Haberde nedense belirtilmemiş. Çelebi ile birlikte AK Parti Köyceğiz İlçe Başkanı Mustafa Özkaya’nın da istifası istenmiş. Köyceğiz’de seçimden başarı ile çıkan Özkaya’nın “cemaatçi” olduğu için görevden alındığı söyleniyor.

Öyle mi?

AK Parti İl Yönetimi bu iki ilçe yönetiminin istifalarının istenmesinin gerçek gerekçelerini açıklayacaktır diye umuyorum.

Yoksa ilçe başkanları töhmet altında kalacağı gibi, AK Parti için de dalga geçilme konusu olmaya devam edecektir. İşte Oda TV’nin manşeti:

Kusura bakmayın ama biz bu AK Partiliye sahip çıkarız

AK Parti’nin üst düzey yöneticileri içiyor da ilçe başkanı içince mi suç oluyor?

xx        xx        xx

AK Parti’nin üst düzey yöneticilerini bilmem. Egemen Bağış’ın bir ara adı geçmişti, ama Ali Server Yazgan’ı, Mestan Yayman’ı biliyoruz. Onların istifası da istenecek mi?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.