GÜZELİM DEĞERLERİMİZ KAYBOLMAYA YÜZ TUTUYOR

Bu haber 26 Ağustos 2010 - 0:00 'de eklendi ve 712 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Eskiye
özlem duyduğumuz, dolayısıyla çok gerilerde kalan birçok gelenek ve
göreneklerimiz vardır.

Her kesimden
insanımızın beğenisini kazandığı için yıllar boyu devam eden bize özgü
adetlerimiz, ne yazık ki günümüzde birer birer kaybolup gidiyor.

İster
şartların getirdiği olguya bağlansın veya yeni oluşumların galebe çalması.

Her
geçen gün önceki değerlerimiz yok olmaya yüz tutmuş vaziyette.

Bu
arada, sözlerimden farklı anlam çıkarılsın istemem.

Elbette yeniliğe
kapalı bir toplum değiliz.

Her yeni
oluşumdan yeterince istifa etmek, temel amaçlardan biri.

Ne var ki
geçmişi unutmadan.

Zira,
o sürece ait özellik ve güzellikleri silkip atmadan günü yaşamak, daha mutlu
eder.

***

Bu
eğilimin çağ dışılıkla alakası yok.

İnsanımızın
sahip olduğu en güzel hasletlerin yitirilmemesi adına, korunup kollanarak
geleceğe taşınması gerekir diye düşünüyorum.

Bizi
biz yapan, Türk insanını asırlardır farklı kılan temel özelliklerin başında işte
bu tür hasletler geliyordu.

Onun
için isteriz ki özümüzün birer parçası olan gelenek ve göreneklerimiz, zamanla
örtüşecek şekilde yaşatılsın.

Gelecek
kuşaklar, bu tür gelenek ve göreneklerimizi, sadece Ansiklopedi sayfalarında
görüp okumasınlar.

Bunlar
bize özgüymüş demesinler.

***

Söz
konusu geleneklerin en bariz görüldüğü süreç Mübarek Ramazan ayıydı.

Asırlardır
bu ayın inananlar üzerindeki doyumsuz etkisi, insanı daha bir yaklaştırdı.

Bu
yüzden değil mi Ramazan ayında hep birlikte iftar sofrası etrafında toplanmak.

Bugün
daha bir yardıma muhtaç vatandaşlarımıza başta belediyeler olmak üzere çeşitli
kurumların el uzatması, iftar için bir çadırda toplanmaları, bugüne değin
gelebilen nadir göreneğimiz.

Ne var ki aynı
mübarek ayın sonunda kutladığımız bayram için aynı şeyi söylemek mümkün değil.

Son yıllarda
birçokları ailesi, eşi ve dostuyla bayramlaşma yerine, sayfiye merkezleri ve ya
başka yerleri tercih ediyorsa, ataerkil bir geleneğin sekteye vurmadığı
söylenemez.

Komşun aç iken
senin tok uyuman caiz değildir türünde meal, bugün için ne derece
anlamlı.

İnsanları
neredeyse birbirlerinin boğazına sarıldığı bir süreçte, siz aynı mealin bize
yüklediği sorumluluktan dem vuramazsınız.

Ya
aile kurma şartlarının pekiştiği düğünler.

Özellikle
köy düğünleri.

Yardımlaşmanın
doruğu çıktığı bu günlerde adeta seferberlik ilan edilirdi.

Her
kim olursa olsun bir ucundan tutar, dolayısıyla düğün lero aileler için bugün
olduğu gibi yıkım olmazdı.

Velhasıl,
içinde bulunduğumuz süreç, beraberinde birçok değerleri un gibi öğütüyor.

Herkesin
gıpta ettiği Türk örf ve adetleri, biraz da kendimizden kaynaklı nedenlerden
dolayı, yitip gidiyor.

Acı,
hem de çok acı.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.