Gürkan Birgili

Bu haber 28 Ağustos 2014 - 4:10 'de eklendi ve 1.278 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Her ölüm acıdır.

Zira hüzün verir.

Hele daha bir yakınınız bu dünyadan göçüp gitmişse!

Onu bir kez daha görememenin, sohbet edememenin burukluğu üzerinize çöker.

Ardından düşünürsünüz.

Onunla geçirdiğiniz yıllar bir bir gözünüzde canlanır.

Acı tatlı nice hatıraları birlikte yaşamışsınızdır.

Kimi zaman üzülmüş, bazen mutlu olmuşsunuzdur.

Üstelik onunla arkadaşlığın ötesinde ortak özellikleriniz varsa.

İşte böylesine bir kadim dostumuzu kaybetmenin hüznü var şu sıralar.

Sadece ben değil ailesi, sevenleri, dostları ve de yıllarca savunduğu davanın temsilcileri şimdi aynı üzüntüyü yaşıyor.

Gürkan Birgili’yi kaybetmiştik.

Peki kimdi Gürkan Birgili?

Muğla merkez ilçenin renkli simalarından olduğu için tanımayan yok gibiydi.

Üstelik yıllar boyu Garanti Bankası Muğla Şubesinde görev yapmıştı.

Onu farklı kılan bir başka özelliği, bankaya gelen yerli yabancı herkesin yardımına koşmaya çalışmasıydı.

Bu nedenle aynı bankada işi olanlar doğrudan onun yanına giderdi.

***

Aslında rahmetli Gürkan Birgili’yi farklı kılan, sadece banka mudileri ve işi olanlara yardımcı olması değildi.

Her ne koşulda olursa olsun yardımlaşmayı amaç edindiği için iş dünyası sonrasında da dostları ve sevdikleriyle beraber olmak en büyük tutkusuydu.

Ne zaman onunla karşılaşsanız, yanında belirgin dostları Bayram Tunca, rahmetli Mustafa Uçkaç, Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Yardımcısı Yavuz Kayı, Erdoğan Yalın, Süreyya Serger, naçizane ben ve daha niceleriyle birlikte olduğunu görürdünüz.

Ne var ki gönül dostları ve Cuma sohbetleri adı verilen birlikteliklerde Gürkan Birgili, hep dinlemeyi yeğlerdi.

Zaman zaman takılırdım.

Gürkan ağabey sen niye konuşmuyorsun?

Ben daha çok dinlemeyi seviyorum.

Bu sohbetlerden son derece zevk alıyorum derdi.

***

Bir zaman sonra bankadan emekli olur.

Aradan çok zaman geçmemişti ki onu dönemin siyasi partilerinden DYP çatısı altında görürüz.

Siyasetle içli dışlı olmasında yakın dostu, 2 dönem Muğla DYP Milletvekili olarak parlamentoda görev yapan Latif Sakıcı ve onun Muğla’daki işlerini takip eden Mustafa Uskaç’ın etkisi büyük olmuştu.

Bu yüzden bir dönem DYP Muğla İlçe Başkanlığına adaylığını koymuştu.

Son yıllara kadar partinin önemli kademelerinde etkin bir şekilde görev üstlenir.

Aynı süreçte birçok kez sormuştum.

Gürkan ağabey ne olacak bu DYP’nin hali?

Ardından ANAP-DYP birleşmesinden doğan DP için de aynı soruyu sormuştum.

Baştakiler yanlış yaptı.

Bu yüzden aynı misyonun tekrar eski konumuna gelmesi çok zor olur demişti.

Nitekim öyle de oldu.

Bugün ne gariptir ki, genel merkez düzeyinde görev üstlenenlerin izlediği yanlış ve tutarsız politikalar, partiyi bugünkü konuma getirdi.

Dolayısıyla bir dönemin etkin siyasi teşekkülü olmak veya olmamak sınırına gelip dayandı.

***

Rahmetli Gürkan Birgili, bir süre sonra siyasetten elini eteğini çeker.

Hani dense ki o münzevi bir hayatı tercih etti.

Kesinlikle yanlış değildi.

Buna karşın oğlu Selahattin Birgili babasından feyz almış olmalı ki, bugün DP İl Başkanlığı bünyesinde görev yapıyor.

Belli ki babasının yürüdüğü yoldan o da yürüyecekti.

***

Gürkan ağabeyi ayrıcalıklı yapan bir başka özelliği daha vardı ki, gerçekten takdire şayan.

Zira onun, gizliden gizliye muhtaçlara yardım ettiğini çok az kimse bilirdi.

Onun için asıl olan, yardımların gizliliğiydi.

Hatta her Ramazan ayında çoğunlukla birlikte olduğumuzda, fırın fırın dolaşır pide alırdık.

Ama o, 3 kişilik bir aile olmasına karşın her gün ihtiyacından çok fazla ekmek alırdı.

Öğrendik ki, fazladan aldığı pideleri yoksullara dağıtıyormuş.

Bu kadar da değil.

Onun en büyük tutkularından biri Helvacı Tahsin (Tahsin Boyacı) ağabeyin ticarethanesinden 2 günde bir helva almasıydı.

Helvayı çok seviyorum dese de belli ki dağıtıyordu.

Yanı sıra, özel yaşantısında sade bir hayatı tercih ederdi.

Hatta Turunç Beldesindeki sayfiye evine gittiklerinde, yıllar boyu bir gün dahi olsun denize girmediği bilinir.

Bu yüzden takılırdık.

Madem ki denize girmiyorsun, neden o sıcakta Turunç’a gidiyorsun?

Ne yapayım.

Ben denize girmeyi sevmiyorum derdi.

Böylelikle aradan yıllar geçer. O sakin hayatına devam eder.

Ta ki bir süre öncesine kadar.

Zira hastalanmıştır.

Uzun süre ortalıklarda gözükmez.

Öğrendik ki tedavi için Muğla dışına gidiyormuş.

Derken, tekrar gözükmeye başladı.

Gürkan ağabey sağlığın nasıl dediğimde, çok şükür iyiyim. İnşallah daha iyi olacağım demişti.

Kimsenin işine aşına karışmayan, yardımlaşmayı kendine şiar edinen birisinin sağlıklı olmasından çok mutlu olmuştum.

Ne var kibir süre sonra tekrar ortalıktan kayboldu.

Oğlu Selahattin’e babanın sağlığı nasıl? diye sorduğumda, iyiye gidiyor ağabey demişti.

Demek ki son günlerde gözükmemesinin nedeni, hastalığının nüksetmesiydi.

Derken o acı haber gelir.

Elbette her fani bir gün mutlak ölümle yüz yüze gelecektir.

Ama çok sevdiğiniz biri zamansız aranızdan ayrılmışsa, üzüntünüz daha bir artıyor.

Ve sevgili Gürkan ağabey.

Sen aramızdan zamansız ayrıldın ama geride derin izler bırakarak bu dünyadan göç eyledin.

Kurşunlu Camiden son yolculuğuna uğurlarken çok sayıda sevenlerin seninle olması, en belirgin göstergeydi.

Allah’tan rahmet, sevgili ailene sabırlar diliyorum değerli ağabey.

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.