GÜNEŞİ GÖREBİLECEK MİYİZ?

Bu haber 20 Kasım 2009 - 0:00 'de eklendi ve 799 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yazımın başlığına bakıp, gördüğümüz güneş değil mi?
Daha nasıl görülecek? diyebiliriz.
Evet güneşi görüyoruz.
Hem de dünya ülkeleri arasında daha bir avantajlı olarak.
Zira bir yıllık süre içerisinde güneşli günler sayısının fazla olduğu ülkeler arasındayız.
Ancak…
Güneşi görmek demek, bu değil.
Eğer siz Türkiye olarak, güneşin sağladığı avantajlardan yeterince yararlanıyor.
Hepsinden önemlisi, dünyanın geldiği noktada, insanlığın en büyük ihtiyaçları arasında yer alan enerji için güneşten istifade edebiliyorsanız, o zaman güneşi görebilirsiniz.
Aksi halde, sadece dünyayı aydınlatan bir varlık olarak algılanır.
Oysa güneş, dünyanın varoluş nedenleri arasında yer alan olmazsa olmaz bir nimettir.
Öyleyse, onun sağladığı avantajlardan yeterince faydalanmak kaçınılmazdır.
***
Peki bu nasıl olacak?
Dünyayı nurlandırması yanında, güneşten enerji elde edilmesi adına neler yapılmalı?
İşte, güneşi görebiliyor muyuz? derken vurgulamak istediğim temel nokta bu.
Birçokları, özellikle her bakımdan gelişmiş ülkeler, yeterince enerji üretirken, Türkiye’nin bu alanda istifadesi yok denecek düzeyde.
Bir taraftan enerji üretiminde teknik donatım, diğer yanda yasal düzenleme sağlanmış değil.
Aksi olsaydı, enerji elde edilen başka yollar yanında, güneşten de azami ölçüde istifadeye yönelirdik.
Kaldı ki, hidro-elektrik santralleri dışında enerji üretimi için başvurduğumuz maddelerin yan etkileri tartışılır haldedir.
Kömür kullanmak suretiyle çalıştırılan termik santraller, ne denli enerji üretse de, çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri, dünden bugüne gündemden düşmüyor.
Buna en iyi örnek, kendi ilimiz sınırları içerisindeki Yatağan-Yeniköy-Kemerköy Termik Santralleridir.
Her halde kimse kalkıp aksini iddia edemez.
Yanı sıra doğalgazdan istifade.
Büyük bir kısmı dışarıdan sağlandığı için anlaşmazlıklar sonucu, doğalgaz kullanan kentlerin nasıl sıkıntı içerisine kaldıkları ortadadır.
Hem de kışta kıyamette.
Böyle bir tablo karşısında Türkiye, nükleer santrallerden istifadeye yönelmek istemesine karşın, henüz iş kotarılmış değil.
Dolayısıyla geriye kalan, güneşten yeterince istifade etmektir.
Bakınız, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörlüğü,  bu tür bir sistemin devreye sokulması halinde, yılda ne kadar enerji üretileceğini hangi rakamlarla açıklıyor.
Rektör Prof.Dr. Şener Oktik;
AB ülkeleri başta olmak üzere ABD, ÇİN, HİNDİSTAN VE BREZİLYA yenilenebilir enerji üretimine yöneldi. Türkiye arz talep dengesizliğine karşın, henüz bu alanda yetenli adımlar atmış değil. Oysa ülkemizin 4 bin 600 KM karelik bir alanda güneş enerjisinden istifade etme potansiyeli var.
Eğer güneş enerji sistemi kurulursa, yılda 380 milyar KW-Saat enerji üretimi gerçekleştirilebilir.
Yıllık enerji tüketimimiz 180 Milyar KW-Saat olduğu düşünülerse, her halde bu rakamın ne ifade ettiği, tartışma götürmeyecek ölçüdedir.
Rektör Oktik, bu konuşmayı bir Alman firması tarafından üniversite bünyesinde monte edilen “iki eksinli güneş izleyicisi” panellerinin devreye sokulması sırasında dile getiriyor.
Alman temsilcilerinin açıklamaları, daha bir dikkat çekici.
Türkiye, güneş enerjisinden istifade bakımından avantajlı bir ülke. Buna karşın yasal düzenlemenin yapılabilmesi için bölge milletvekillerin devreye girmesi gerekir.
Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün ise;
Maalesef Türkiye’nin böyle bir hedefi yok. Oysa bir an önce yasal düzenlemeyi gerçekleştirilip, güneşten enerji elde etme girişimlerinde bulunmalıyız.
Şimdi eğri oturup doğru konuşalım.
Enerji üretimi adına yasal bir düzenleme yapılmış mı?
Hayır.
Enerji üretimi için güneşli günler sayısı yeterli mi?
Evet.
Peki güneşi görmek için daha ne bekliyoruz!..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.