Gülten Şimşek

Bu haber 12 Temmuz 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.084 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Kamudaki Ejderha
 
Şiddet her yerde..
Özel de, kamu da…
Kamu çalışanlarına dün olduğu gibi bugün de şiddet var. İşyerlerinde şiddet tek sağlık çalışanlarına değil. Diğer kurumlarda kaynayan kazan.. Geçmiş yıllarda Mobbing bilinmiyordu.. Dava açılmış vaka da yoktu.. Baskı ve şiddet, kör kuyunun içinde çalışanlara uygulanmaktaydı…
İnsanlar yaşadıkları sıkıntının ne olduğunu anlamlandıramıyordu..
Gayya kuyusunun içinde sanki bir ejderha ile boğuşuyorlardı..
Boğuştukça kuyunun içine çekildiler…
Kimileri erkenden emekliliğe zorlandı.
Kimileri tansiyon hastası oldu.
Kimileri gastrit oldu..
Kimileri şeker hastası oldu..
Kimileri depresyona girdi.
Kimilerinin özgüveni un ufak edildi.
Kimileri mutsuzluk abidesine dönüştürüldü.
Kimileri yaşayan ölüye döndü…
Kimileri sürgün edildi.
Kimilerine soruşturma üstüne soruşturmalar açıldı..
Kimilerinin geceleri üzerine karabasanlar bastı..
Kamusal koltuk gücünü elinde bulunduranlar, çalışanı bugün inlettiği gibi, o zaman inletiyorlardı..
Kamu çalışanlarına baskı ve şiddet yaygın kullanılan bir yöntem.
Kurnaz bir kumpasla sinsice çizme boyunu aşabilirler.
Mesela senin çalışma haklarını tarumar edebilirler..
Sana yetki vermeyebilirler..
Yetki hakkınızı elinizden  alabilirler..
Sabahları baskın yaparlar mesaiye erken mi geldin? Geç mi geldin? diye sıkı takibe alabilirler.
Telefonla mesainizi kontrol edebilirler..
Sürgüne gönderilebilirsiniz.
Odanızı boşaltmak için göbeklerini çatlatabilirler..
Her gün mütemadiyen yapılan baskı ile ruhsal dünyanızda deprem yaratabilirler..
Eve gidince yapılanlar, karabasan gibi tüm gece rüyalarınıza girer.
Amaç üzüm yemek değil de, bağcıyı dövmek olunca dümen o amaçla işler.. Dümen üstüne dümen döndürebilirler….
Kamu kurumlarında böylesi şeyler olabilir…
Muğla’da yaşamaya başladığımda minicik bir kentti.. 35 bin nüfustan 62 bin’e çıktı.. Şimdi ki binaların yarısı bile yoktu.. Herkes birbirini tanır ve güzel günler yaşardık….. Muğla Yaylasının yurtlarında, pikniklerde, kutlamalar da topyekün birlikte idik.. Hepimizin ortak yaşanmış güzellikler hafızamızda…. Geçmiş yıllar daha iyi idi..
Şimdilerde ise geçmişte yaşanan güzellikler yok..
İnsanlar birbirlerinden koptular..
Her geçen gün, insanlığımızdan adım adım uzaklaşmaktayız..
Neden böyle sorgulamak lazım…
İnsan ilişkileri de sığlaştı.
Kiminle konuşsan kurumlarda da çok fazla sıkıntıların olduğunu belirtiyorlar..
Kamu kurumlarının gayesi topluma hizmet ve adil yönetim iken, bireylerle uğraşma devri olmamalı… Osmanlı’nın lale devri var ya, kamusal alanda da emanetçilik devri olması gerekirken sanki koltuğu kapan ne oldum delisi oluyor..
Yahu biraz empati yapınız. Kamusal hakların eşit olduğunu görünüz…
Astların katılımı sağlayınız..
Astlara saygı duyunuz..
Her bir bireye saygı duyunuz.. Her çalışana..
Personellerle uğraşma devri değil, hizmet üretme devri olmalı..
Engin davranış sergileyip, tüm çalışanların desteğini kazanınız..
Amaç kamusal hizmet üretmek değil mi?
Kamusal hizmet ne demektir? Kamu yararı içermesidir…. Kamuda çalışıyorsak burada kamusal fayda için çalışacağız.
Kamusal hizmetin en önemli özelliği de etkin, verimli ve süratli olmasıdır..
Kamusal mallar ortak tüketime haiz iken, kamusal hizmette vatandaşa adil ve hakkaniyetli erişimi olan hizmettir..

Ben gene ekonomiye kaydım ve gittim.
Seviyorum iktisadi..
Kamusal hizmet üretmede koltukta yönetici olarak oturanların burnu büyük olmamalıdır. Ben bilirim edaları çok kötü bir davranış şekli…. Çok affedersiniz ama her kurumun işleyiş sistemi farklı…
Tabi ki de temel yönetimsel ilkeler aynı fakat nüans farkları var..
Kurumlar için karar alırken, kurum içinde çalışan kişilerin fikri alınır..
Fikir alışverişi yapmanız sizi öldürmez..
Koltukta oturup ahkam kesmek kolaydır..
İşleyen sistem ise farklıdır..
Sağlık kurumları da birer hizmet işletmesidir ki çalışanların memnuniyeti çok önemli…
Bence yıllın belli periyotlarla çalışan memnuniyeti saha çalışması yapılmalıdır..
Ayrıca da örgütlü bir toplum olmalıyız..
Biz çokta nitelikli örgütlü bir toplum değiliz…
Örgütlü toplumlar bütün sistemleri mükemmel çalışan bir makine gibidir. Eğer ki toplum her alanda dayanışma amaçlı olarak örgütlenmiş ise, bir kişiye yapılmış bir haksızlığı herkes kendine yapılmış gibi kabul ederek anında tepki göstererek, insanlığından çıkanlara ders verebilirler.
Bunun için bilinçli örgütlenme çok önemli.
İlimizde sayın Prof. Dr. Namık Açıkgözün ve Sayın Erdal Çil’in Mobbingle Mücadele Derneği kurma fikirleri vardı.. Bana da  katkı sunar mısın diye sormuşlardı.. Sonrasında Sayın Erdal Çil gidince kaldı…
Benim başım bu kadar dumanlı iken ekstra işlere vakit ayırmam biraz zor.
Ejderha ile savaşım var mı? Yok mu?
Mobbingle mücadele derneği ilimizde olmasa da Muğla gündemine Mobbingi ben taşıdım.. Yıllar içinde mobbingle ilgili sayısız köşe yazılarım  yayınlandı.. Ezilen ve işyerlerinde şiddete uğrayan personeller boğuştukları canavarın adını onlara söyledim…
Ejderha ile savaşan Kamu Personeli yalnız değilsiniz demek istiyorum..
Sizin de yasal haklarınız var…..
Sayın Başbakanımız Mobbingle  ilgili genelge yayınlamıştı ve bu çok anlamlı bir genelge…Başbakanlık BİMER’e başvuruda bulunabilirsiniz..
Savcılığa suç duyurusunda bulunabilirsiniz…(size mobbing uygulayan kişiler hakkında )
İl İnsan hakları Kurulu var...
Mahkemeler var.. Gelin sizin işyeri şiddeti öykünüzü ben kaleme alayım..
Atın Ölümü Arpadan Olsun diyormuşum…
Bir çok başvurabileceğiniz kurum var iken bir gerçek var ki, işyerlerinde Mobbing var…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.