GÖZÜMÜZ GİBİ BAKIYOR MUYUZ?

Bu haber 15 Şubat 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.431 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yüce Yaratanın yarattığı insanoğlu için en önemli uzuvlarından biri şüphesiz göz’dür.

Elbette sağlıklı bir insan için asıl olan tüm uzuvlara eksiksiz sahip olmasıdır.

Aksi halde özürlü grubuna girer.

Bu nedenle organlar içerisinde gözün yeri başkadır.

Farklıdır diyorum.

Yakınımız, çevremiz ve de dünyada olup bitenleri gözlemlememizi sağlayan tek organ göz olduğuna göre, ne denli önemli bir uzuv olduğu açıktır.

***

Peki, insanoğlu için hayati önem taşıyan gözümüzü yeterince koruyor muyuz?

Yanı sıra zamanla karşılaştığımız göz rahatsızlığı bağlamında Türkiye’nin durumu nedir?

Her türlü göz rahatsızlığı ülkemizde rahatlıkla tedavi ediliyor mu?

Bu bağlamda Muğla hangi aşamada?

İşte bu soruların cevabını almak için Yücelen Hastanesinde görev yapan Op.Dr. Arman Ataç program konuğum oldu.

Hamle TV’de gerçekleştirdiğim “günleri izlerken” programına katılan Ataç’a ilk sorumu yönelttim.

Son yıllarda Türkiye’de, yanı sıra Muğla’da göz rahatsızlığında bir artış var mı?

Aslında bu soruyu yöneltmem, hastaneye müracaat eden hastalara verilen randevünün uzun olmasıydı.

Bizatihi açıklamalara göre 2 ay, 3 hatta 4 ay sonrasına gün veriliyordu.

Bunun anlamı, Muğla’da gözünden rahatsız olanlar sayısının oldukça çok olduğuydu.

Arman’a göre bu durum, göz hastalıkları bağlamında Türkiye genelinde bir artış olduğunun göstergesi değildi.

Ülkemiz, yanı sıra Muğla’nın nüfusu önemli ölçüde artış gösterdiği için göz rahatsızlığının artığı izlenimi doğuyordu.

Göz Hastalıkları Mütehassısı Op.Dr. Arman Ataç bu şekilde açıklama yapsa da, geçmişe oranla bir artış olduğunu yadsımak olası değildi.

Her ne kadar nüfus artışı etken olsa da çevremizdeki her 3 kişiden birisinin gözünden şikâyetçi olması, bariz göstergedir.

Buna karşın açıklamasını sürdüren Arman Ataç;

Burada bir önemli ayrıntının altını çizmek istiyorum.

Göz rahatsızlığında artış var gibi bir izlenimi doğuran, her hangi bir şikâyet halinde vakit geçirmeden hekime görünme isteğidir.

Hal böyle olunca göz rahatsızlığında artış var şeklinde algılanıyor.

Her şeye karşın bu açıklama üzerine mutlu olmamak mümkün değil.

Türk insanı için, hastalığın son raddeye gelmesi halinde ancak doktora giderler olgusu, demek ki gözümüz için geçerli değildi.

Her halde bunun anlamı, gözün insanoğlu için ne anlama geldiğinin belirgin göstergesidir.

Op.Dr. Arman Ataç’a bir başka soru daha yönelttim.

Türkiye’de ve de görev üstlendiğiniz Yücelen Hastanesinde, her türlü göz rahatsızlığı tedavi ediliyor mu?

Teknik anlamda yeterli donanıma sahip misiniz?

Bu sorunuza büyük bir mutlulukla cevap vermek istiyorum.

Şu aşamada hastanemiz, teknik donanım bağlamında sadece bölgesi değil Türkiye genelinde istim üstünde olan şifa merkezlerinden biridir.

Dolayısıyla teknik olarak her türlü imkana sahibiz.

***

Bir göz mütehassısı olarak, vatandaşımıza neler tavsiye edersiniz?

Biz insanlar için en önemli uzuvlarımız arasında yer alan gözümüz adına, en küçük bir şikâyette hemen hekimlere başvurmalıyız.

Eğer ihmal edersek, zamanla tedavi etmekte güçlük çekilir.

Sonra diyor Ataç.

Buradan annelere seslenmek istiyorum.

En kıymetli varlıklarımızın başında gelen çocuklarımızı doğumundan itibaren hekimlere müracaat etmeliyiz

İlk 2 ay ile 6 ay arasında periyodik olarak çocuklarımızı muayene ettirdiğimiz gibi 3 ve 6 yaş arasında da aynı hassasiyeti göstermeliyiz.

Tekrar belirtmek istiyorum.

Çocuklarımızı, okula başlamadan önce aksatmadan göz hekimine göstermeliyiz.

İşte bir göz mütehassısın olmazsa olmaz tavsiyeleri.

Sonuçta gözümüzün en önemli uzuvlarımız arasında yer aldığı bilinciyle her birimize düşen görev, gözümüzü gözümüz gibi korumaktır.

Kısaca gözümüzün kıymetini bilmektir.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.