“Gökova’ya Kötülük Etmeyin”

Bu haber 15 Nisan 2017 - 0:32 'de eklendi ve 812 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Gökova’ya Kötülük Etmeyin” başlığı benim değil. Rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın danışmanlarından Gazeteci Can Pulak’ın…

Sadece Gökova’ya değil, kendinize de kötülük etmeyin.

Yarın sandık başına gidiyoruz.

Bu genel veya yerel seçim değil.

İnsanların yerel ve genel seçimlerde verdikleri oylarla kendilerine kötülük ettikleri olmuştur.

Futbol Kulübü taraftarı gibi parti tutup yanlış insana oy verirseniz kendinize kötülük edersiniz.

xx           xx           xx

Yarın referandum, yani halk oylaması için sandık başına gidiyoruz.

Ama bir partinin adayını seçmiyoruz.

Ülkemizin, çocuklarımızın, torunlarımızın geleceğini belirliyoruz.

Yarın vereceğimiz oyla sadece kendimize değil, ülkemize, çocuklarımıza ve torunlarımıza da kötülük etmiş olabiliriz.

Yani yarın bir partinin, bir futbol kulübünün taraftarı gibi değil, ülkemizin, çocuklarımızın, torunlarımızın taraftarı gibi tercihte bulunalım.

Evet” veya “Hayır” fark etmez, yarın mutlaka sandık başına gidip tercihimizi yapalım.

Telafisi imkansız bir tercihte bulunmayalım…

xx           xx           xx

Üstadımız Can Pulak yazısında “Gökova yine topun ağzında…” demiş.

Topun ağzından hiç çıkamadı ki… Zamanında rahmetli ÖzalÖzel Çevre Koruma Alanı” ilan etmemiş olsaydı, denize girilecek kıyısı bile kalmazdı.

O güzelim Azmak’ın üstüne HES kurmaya kalkardık!

Can Pulak, yazısında “Gün geçmiyor ki, yeni bir kıyım haberi almayalım.” diyerek, şu ifadelerde bulunmuş:

Şimdi de halk dilinde İngiliz Limanı olarak kullanılan, aslında Okluk Koyu diye bilinen bölgeye el attılar. Şehircilik Bakanlığı Okluk dahil, tüm Gökova’yı kapsayan bilgisiz, bilinçsiz, dostlar alışverişte görsün kabilinden bir plan hazırlamış. Buna karşı çıkan Türkiye sevdalılarına, denize ve ormana gönül verenlere, doğal güzelliklerimizi sahiplenenlere bir şey yokmuş gibi davranıyorlar. Yanlış bilgiler veriyorlar, zor da kalınca da ‘Merak etmeyin, bu planı ya erteleyeceğiz yada geri çekeceğiz’ diyorlar. Diyorlar, ama el altından da uygulamayı başlatıyorlar.

xx           xx           xx

Kaç kere yazdım, ben de unuttum…

Okluk Koyu’nda Rahmetli Özal mütevazı “Devlet Konukevi”ni inşa ettiğinde, benimde içinde olduğum Muğla çevrecileri, başta Mimarlar Odası olmak üzere meslek odaları ayağa kalkmıştı.

Gel gör ki Özal’ın ardından ne Süleyman Demirel ne de Ahmet Necdet Sezer o evi kullanmadı.

Okluk Koyu rahmetli Özal’ın ardından öksüz kaldı…

Buradan Cumhurbaşkanı olarak Abdullah Gül de yararlanmadı, Recep Tayyip Erdoğan’da…

Yarın referandum sandığından “Hayır” çıkarda “Cumhurbaşkanı” veya “Evet” çıkarda “Devlet Başkanı” olarak umarız Erdoğan “Devlet Konukevi”nden yararlanır.

Bunu gerçekten istiyoruz…

Aslına bakılırsa 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yazları Okluk Koyu’na gelme niyeti vardı. Ancak oradaki evi küçük bulmuşlardı. Çevreciler tepki gösterir diye evi yıkıp, yeniden yapmakta istememişti…

xx           xx           xx

O ev yıkılmış…

Can Pulak yazısında Gökova Körfezi ile ilgili kaygılarını anlatırken “Gökova, Okluk koyuyla delinmeye resmen başlandı. Önce Cumhurbaşkanlığının mütevazi evi yıkıldı,” demiş.

Vali Amir Çiçek bir görüşmemizde Okluk Koyu’ndaki evin yenileneceğini söylemişti. Bende o zaman, “Yenilensin. Yeter ki koyun öksüzlüğü sona ersin” demiştim.

Ancak Can Pulak’a bakılırsa Okluk Koyu ve ardından Gökova Körfezi elden gidiyor…

Yazısında “Bugün Gökova tehlikede ve gündemde. Yarın önlem alınmazsa, ülkemizin tüm değerleri birer birer kaybolabilir. Ben yaptım oldu anlayışıyla gidersek, Gökova faciası gibi daha pek çok faciayı, hem de çok yakında yaşayabiliriz.” diyen Pulak, Konukevi’nin çevresindeki bitki örtüsü ve makilerin kesildiğini, yerine kalın duvarlar örülerek, içine de büyük bir binanın yapımına başlandığını kaydetmiş.

xx           xx           xx

Can Pulak’a “Ne olmuş yani” demek isterdim, ama hepsi yukarıda anlattıkları değil…

İşte gerisi:

Şimdi bu binaya yerleşecek kadrolar, korumalar, araçlar filan o güzelim bölgenin bakirliğini bozacak, huzurunu kaçıracak. Yarın ne olacağını, mavi yolculuğun devam edip etmeyeceğini, bölgenin turizme kapatılıp kapatılmayacağını kimse bilmemekte, kimse bunu öğrenecek yer bulamamaktadır. Şimdi Şehircilik Bakanlığının uygulamaya başladığı plana bakılırsa, Okluk Koyu’na tekne yanaşma iskeleleri yapılacak, denizin bir bölümü plaj haline getirilecek ve imara açılış köprüsü hazırlanmış olacaktır. Böyle bir düşüncenin, böyle bir planın adı doğa cinayetidir. Oraların bakir kalması gerekiyor. Mevcut iskeleleri yıkıp yenisini yapmak yerine, sahiplerine tahta mevcudu onarma izni verilirse, daha akıllıca bir iş yapılmış olur. Ayrıca Okluk koyu, bugünkü tekne trafiğini dahi kaldıramamakta ve gün geçtikçe daha da kirlenmektedir. Kaldı ki, dipteki balçık yoğunluğu giderek artmakta, bilgisiz ve bilinçsiz kararlarla Okluk’un geleceği de tehlikeye atılmaktadır.

Eğer bunlar doğru ise büyük bir “doğa cinayeti” ile karşı karşıyayız…

Umarım Can Pulak abartıyordur…

xx           xx           xx

Özel Çevre Koruma varken, Gökova Körfezi kıyılarına ve köylerine bir şey yapılamadığına dikkat çeken Can Pulak o güzelliklerin çeyrek asır bu şekilde korunduğunu anımsatmış. Ardından “Şimdi gelin bakın Karacasöğüt ve Çamlı köylerine. Kaçak yapı birdenbire patladı.” demiş.

Evet, Özal’ın Özel Çevre Koruması yok artık, ama Büyükşehir Belediyesi var diyeceğim, ama galiba o da yok…

Olsaydı Pulak şu ifadelerde bulunmazdı;

Ne oluyor, nasıl yapılıyor diyen yok. Buraların köy yerleşim planlarını hala yapmazsanız, kaçak yapılaşma da sürer gider işte. Akyaka, Turnalı, Ören hatta Gökova’yı çevreleyen tüm köylerde kaçak inşaattan geçilmiyor artık. Nasıl olsa af çıkar diye, millet yasağa filan aldırmıyor. Bölgenin idarecileri de şimdilik görmezden geliyorlar. Sadece Gökova mı, geçin Hisarönü körfezine, Selimiye’deki ve Bozburun’daki rezalet de aynı. Durum önlenemez hale geldi. Bürokratlar ve yerel siyasetçiler de (tavşana kaç-tazıya tut)politikası uyguluyorlar.

Acaba diyorum, Cumhurbaşkanı Okluk Koyu’na gelip gitmeye başlarsa bu kaçak yapılaşma ve betonlaşma durur mu?

xx           xx           xx

Tabiat varlıklarımızla, turizm kaynaklarımızla, doğal güzelliklerimizle ilgili kararların mutlaka sivil toplum kuruluşlarıyla, ünlü mimar, denizci, turizmci ve çevrecilerle, özetle uzmanlarla konuşarak alınması gerektiğinin altını çizen Can Pulak, “Ayağını denize değdirmemiş, ormana ısınmak için yakacak gözüyle bakan, yeşil örtümüzü maden ruhsatı dağıtarak delik deşik eden ve hepsinden önemlisi çevre koruma konusunda deneyimsiz, bilgisiz kişilerle böylesine hayati kararlar alınamaz, alınmamalıdır.” derken, son olarak şunları söylemiş:

Göz göre göre, doğal zenginliklerimizi kaybediyoruz. Nasıl önleyebiliriz bunu, nasıl mani olabiliriz bu olumsuz ve feci gelişmelere? Biz devlete ve yasalara saygılı insanlarız. Sadece yazıp, çizip, söyleriz. Eylem koymak, güvenlik güçlerine kafa tutmak bizim işimiz değil. Ama hepimiz, Parlamento’yu, Cumhurbaşkanlığını, Başbakanlığı, ilgili bakanlıkları, sorumlu bürokratları, yargıyı bilgilendirecek mektup, dilekçe ve internetten mail yağmuruna tutabiliriz. Bölge milletvekilleriyle çevreye ilgi göstereceğine inandığımız TBMM üyelerine, Çevre komisyonuna yazılı ve sözlü bir şekilde dileklerimizi iletebiliriz. Büyüklü küçüklü belediye başkanlarını, kent konseylerini harekete geçirebiliriz. Bunun için toplu bir organizasyonu beklemeye gerek yok. Hepimiz kağıda kaleme sarılmalı, Gökova dahil tüm koy, körfez, deniz, orman ve akarsularımızı savunacak taleplerde bulunmalıyız.

Yurttaş” olmanın sorumluluğu, bilinci ve gereği bu… O gereği yarın sandık başına da giderek gösterelim… Ülkemize, kendinize iyilik edin…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.