Gökova’nın Şairleri, Tatil Merkezleri

Bu haber 26 Eylül 2014 - 0:00 'de eklendi ve 1.304 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Ben AK Parti’de bir tek de olsa kadın ilçe başkanı olduğu için CHP’yi eleştirirken, niyetim CHP’yi eleştirmek değil, Muğla gibi bir yerde kadınların siyasette öne çıkamamalarına eleştiri getirmekti. Sonra Mehmet Korkmaz adında bir okurumdan uyarı geldi. Meğer CHP’nin Seydikemer İlçe Başkanı kadınmış. Bu durumu düzelten yazımı kaleme alırken, CHP Marmaris İlçe Başkanı Candan Yürekli’nin olağanüstü kongre kararı aldıkları haberi gelmişti. “Candan” isminden yola çıkıp, “Meğer CHP’nin Marmaris’te de kadın ilçe başkanı varmış” diye kendi kendimi eleştirmiştim. Oysa Sayın Yürekli kadın değil, erkekmiş.

Bu gün bu “yanlışımın” üzerinden bir güzel CHP İl Başkanı Mustafa Öztürk’ü eleştirmek isterdim, ama dünkü yazımın devamını getirmek durumundayım.

Muğla CHP’yi bir başka gün bir güzel ele alırız…

xx        xx        xx

Bu sene Büyükşehir Yasası ile kapanan beldeler adeta yerli turist akınına uğradı. O akından başta Marmaris olmak üzere bazı ilçelerde nasibini aldı.

Sanıyorum Akyaka’da ilk kez yüzde 100 doluluk yakalandı. Akyaka’da yer bulamayanlar Marmaris’e geçti. Bunda Yatağan’ın Bozüyük Mahallesi’nde (Beldesi) çekimleri devam eden “Güzel Köylü” dizisinin etkisi oldu mu emin değilim, ama galiba oldu…

Bu yaz eski beldelerin içinde en çok yerli turist ağırlayan Akyaka oldu ise ilçelerde de Datça oldu. Knidos merkezli olarak Datça’ya gelen yabancılar genellikle tekneleri ile denizden geliyorlar. Datça’yı Muğla’nın yerli turist destinasyonu yapan ise Can Yücel

Bundan 10 yıl önce dönemin Datça Kaymakamı Savaş Tuncer yaptırdığı “Datça Tanıtım CD”sinde Can Yücel’in adından dahi söz ettirmemiş olsa da;

Datça turizmi Can Yücel’e Bodrumluların Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı’ya borçlu olduğundan daha çok borçlu…

xx        xx        xx

Usta’nın ölümünden sonra 5 yıl sürdürülebilen Can Şenlikleri Yarımada’yı yerli turist cenneti haline getirirken, Eski Datça’da “Şiirin Kabesi” haline gelmiş durumda…

Geçen ay ortalarında Datça’nın Reşadiye Mahallesi’nden geçerek, yeni mahallerinden Palamutbükü’ne saptık. Yaka Köyü, Çeşme üzerinden ulaştığımız Palamutbükümahalle” olmasına olmuş, ama “yerel yönetim eli değmiş mi?” diye ne siz sorun, ne ben bir şey diyeyim… (!)

Palamutbükü köy iken çok dana ucuzdu. Mahalle olunca her şeyin fiyatı uçmuş. Denetim filan da yok… Plajları sahil boyunca uzanan yeme içme yerleri işgal etmiş!

xx        xx        xx

Palamutbükü’nde çok kalmadık. Karın doyurmak için Datça Palabutbükü’nden ucuzdu!

Yaka Köyü üzerinden dönmedik. Yeni yol açılmış. Sahilden Mesudiye’ye, oradan Datça’ya ulaşıyorsunuz. Palamutbükü’nden Mesudiye’ye çıktıkça yol ürkütücü hale geliyor, ama manzara görülmeye değer. Eğer Palamutbükü’ne giderseniz, yeni yolu bizim gibi gelişinizde değil, gidişinizde deneyin… Çok güzel…

Yol boyunca Datça Belediyesi’nin değil, ÖÇKK (Özel Çevre Koruma Kurumu) çöp konteynırlarını gördük… Çöpleri kim topluyor bilmiyorum…

xx        xx        xx

Eski Datça’da önce Can Yücel’in Evi’ne gittik. Kapalı idi. Eskiden açıklıktı, ev ve bahçe görülürdü. Nedense sanki dışarıdan bahçenin dahi görülmemesi için ne gerekiyorsa yapılmış… Oysa Datça Yarımadası’na ayak basıp ta o eve ziyaret etmeyen yok gibi… Keşke ev açık tutulabilse…

Meydan Kahvesi’ne döndük. Sokak trafiğe kapatılmış. İyi olmuş. Sakakta sağlı sollu hediyelik eşya dükkanları, kafeler, barlar açılmış. Datça’nın kadınları tezgâhlarında el işi satıyorlar.

Bir zamanlar Can Yücel’in uğrak yeri olan ve demlendiği Meydan Kahvesi’nde oturacak yer yoktu. Sanki ibadethane gibi… İnsanlar çaylarını yudumlarken sanki Can Yücel’i yudumluyorlar. Anlatılır bir şey değil. Gidip yaşamak lazım… Sakın O’nun bir şiirini dahi okumadıysanız gitmeyin, bir şey anlamazsınız!

Datçalılar, Datça Can Yücel’e çok şey borçlu…

xx        xx        xx

Datçalılar, Datça Can Yücel’e ne kadar borçlu ise Örenliler de Melih Cevdet Anday’a borçlu… Datça Can Yücel ile canlanırken, Ören Melih Cevdet Anday ile Datça’nın canlandığı gibi canlanamadı…

Melih Cevdet Anday’ın mezarı İstanbul’da. Can Yücel’in ki Datça’da… Bu yüzden mi bilemiyorum. Bildiğim Can Yücel’in Datça’da evi olduğu gibi Anday’ın da Ören’de ömrünün son yıllarını geçirdiği evi var. Eşi Suna Anday hala orada yaşıyor. Ören’e ne zaman gitsem Anday’ın oturup kalktığı, rakısını yudumladığı, şiirini yazdığı veya notlar düştüğü bir mekan yok mudur diye hep düşünmüşümdür.

Melih Cevdet Anday’ın Evi’de Can Yücel’in ki gibi bir “hale” getirilse nasıl olur acaba?

Ama bu gün Ören’in müdavimleri varsa, bilin ki bunda Melih Cevdet Anday’ı tanımışlıklarının, şiire olan tutkularının etkisi var.

Kim bilir belki bir gün Örenliler Milas Belediyesi’nin desteği ile “Melih Cevdet Anday Şiir Günleri”ni “uluslararası” hale getirmeyi akıl ederler…

xx        xx        xx

Mekanlar” önemli. Gökova Körfezi’nin bir yanında Can Yücel’in, öbür yanında Melih Cevdet Anday’ın evi var. Körfeze adını veren Gökova’nın Akyakasında da Nail Çakırhan’ın evi bulunmakta. Nail Çakırhan’ın evi Can Yücel’inkinden şanslı. Halka açık…

Oktay Akbal’da 90’lı yaşlarına Akyaka’da ulaştı. Hala orada yaşıyor. Nail Çakırhan’ın büstünü otelinin bahçesine Hamdi Yücel Gürsoy dikti. Dönemin Ören Belediye Başkanı Kazım Turan da beldesinin bir parkına Melih Cevdet Anday heykeli dikmişti. Nail Çakırhan’ın heykeli de Akyaka’da bir meydana yakışırdı. Oktay Akbal’ın Kadıköy Özgürlük Parkı’nda heykeli var, ama Akyaka’da ADD yöneticilerinin diktiği büstü bulunmakta.

Akyaka’nın azmaklarını, “Halil’in Yeri’ni” ilk İlhan Selçuk yazmıştı. Akyaka Cumhuriyet ile tanınmıştı. Bu gün Akyaka’da en çok satan gazete Cumhuriyet ise bunun bir anlamı olmalı..

Aslında İlhan Selçuk ve Oktay Akbal ile Nail Çakırhan ve Halet Çambel’in bir arada oldukları bir anıt veya rölyef Akyaka’nın en güzel yerine yakışırdı.

xx        xx        xx

Rahmetli İlhan Selçuk’da ömrünün son yıllarını değil, büyük bölümünün yazlarını Muğla’da geçirdi. O yılların ilk yıllarında Saburhane’de restore ettirdiği tarihi Muğla Evi’nde geçirmişti. Sonra evin yanında bir kaçak eklenti yükselince önce eşi rahmetli Handan ablaküstü”… Bu ayrı bir hikaye olur. Bir daha Saburhane’ye gelmediler… İlhan abi son yıllarının yazlarını Akyaka’da Yücelen Tesislerinde yaşadı…

İlhan abinin Saburhane’deki evi bir “İlhan Selçuk Evi”ne dönüştürülebilir ve Saburhane’de etkinlikler yapılabilir. Menteşe bir anda Datça olamasa da, Datça’ya, Ören’e, Akyaka’ya gidenlerin uğrak yeri haline gelibilir…

Elimizdeki değerlerin farkındayız, ama nedense farkındalık yaratmayı beceremiyoruz!

Beldelerimize ve değerlerimize lütfen biraz ilgi…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.