Gökbel Eyalet Valisi adayı gibi…

Bu haber 12 Temmuz 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.281 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Dünkü yazıma “Hafta sonunda 6 Temmuz cumartesi günü Muğla tarihi bir gün yaşadı.” derken, niyetim bu günkü yazımı yazmaktı… Ama yazım aldı başını Ankara’nın “ön seçim kararını” açıklamasına, CHP Fethiye İlçe Başkanı Emrah Doğu’nun “mağduriyetine” veya “kazanılmış hakkına” gitti…

18 Dönem Muğla Milletvekili Musa Gökbel, o gün alışık olmadığımız bir biçimde Muğla Büyük Şehir Belediye Başkanı aday adaylığını açıkladı.

Bu güne kadar hangi noktaya olursa olsun “adayın” değil, “aday adayının” adaylığını bir meydan mitingi ile açıkladığı görülmüş değil!

Tablo Amerika’nın eyalet valisi adaylarının bir parkta oturmuş seçmenlerine kürsüden kendilerini anlattıkları gibiydi. Sanki Gökbel’de “eyalet valisi” adayı idi…

xx        xx        xx

Musa Gökbel atama bekleyen, atama garantisi almış bir isim olsaydı çıkıp o meydanda adaylık açıklaması yapar mıydı? Sanmam. Utanırdı…

Kaldı ki, herkes bir yıl önceden gözünü, kulağını Ankara’ya çevirmişken, Gökbel kendini orada aktif görevde olan dostlarına rağmen Ankara’ya değil, Muğla’ya teslim etmişti. Ki o kenarındaki kitabede, “Eğer düşünüyor ve söyleyecek sözün, söylemeye cesaretin varsa, çık söyle” yazılı Sınırsızlık Meydanı’nda şöyle diyordu:

Bende olan bir tek fark, ben benden vazgeçmişim, ben siz olmuşum.

xx        xx        xx

Sınırsızlık Meydanı’nda yapılan adaylık açıklamasına CHP İl Başkanı Mustafa Öztürk, İl Genel Meclisi Başkanı Cemal Gürpınar, Kadın Kolları İl Başkanı Belkıs Bozacı, İl Gençlik Kolları yöneticileri gelmişti. Belediye başkanlarının gelmemeleri doğaldı! Başta Fethiye İlçe Başkanı Emrah Doğu olmak üzere ilçe bakanları ve il genel meclisi üyelerinin büyük bölümü de oradaydılar. Muğla Merkez İlçe (Menteşe) Belediye Başkanı aday adaylarından Mehmet Altınay, Mustafa Şahin ve Orhan Çakır da gelmişti.

Tablo müthişti… Önemli bölümü Fethiye ve Bodrum’dan gelen CHP’liler Sınırsızlık Meydanı’nı neredeyse doldurmuştu.

xx        xx        xx

Musa Gökbel ise meydanda toplananlara teşekkür ederken “Ben bugün bu meydanda 3 Bin kişiyi toplama iddiası ile yola çıktım. Ulaşabildik mi? Hayır. Ama biz 68 kuşağı, güneşi zapt edeceğiz iddiası ile de yola çıktık. Güneşi zapt edebildik mi? Hayır. Çünkü Güneşe 1 Milyon kilometre yaklaşsan cayır cayır yanar kül olursun. Ama biz yanmayı ve kül olmayı göze alarak çıktık. Sizin burada kaç kişi olduğunuz o kadar önemli değil. Özgül ağırlığınız çok fazla. Bu işi kantar tartmıyor.” diyerek şöyle devam ediyordu:

Siz Türkiye’yi eğdiren inançlı bir grupsunuz. Bugün Cumartesi. Ne bileyim ramazana 3 gün 4 gün kala her ailenin çocuğunu sünnet ettireceğini, her bekâr genç kızla genç oğullarımızın düğün yapacağını. Bugün kıyı boylarında turizm var. Herkesin beklediği 3 ay 4 ay içerisinde ekmeğini aşını kazanacak. Siz bir günlüğüne ekmeğinizi aşınızı bıraktınız vazgeçtiniz buraya geldiniz. Muğla’nın tarımsal alanlarında hasat zamanı. Muğla’nın Yılanlı köylerinde herkes farklı bir ilişki içerisinde. Ama bu kadar insan bunca kendisine ait olan değerden vazgeçip sadece burada bulunmak için gelmişse, siz Muğla’nın gözünde 3 bin değil, 30 binsiniz, 300 binsiniz.
Dün “Çoban ateşi” ile dalgasını geçenler, üstüne işeyip söndürebileceği iddiasında olanlar, yaz sıcağında işini gücünü bırakıp gelenleri küçümseyip, “Eh işte bin, bin 500 kişi vardı” diyebilirler.

Doğru o kadardı… Ama Muğla Belediyesi’nin Arıtma Tesisi açılışında kaç kişi vardı? Üstelik Musa Gökbel’in “belediye çalışanları” da yoktu!

xx        xx        xx

Musa Gökbel halen CHP’den ve öteki partilerden adaylığa hazırlananların el yordamıyla bildikleri Büyük Şehir Yasası ile ilgili bilgi de verdi. Büyükşehir Yasası’nın tuzaklarla dolu bir yasa olduğunu belirten Gökbel, “Bu yasa bu kadar riskli, bu kadar problemli diye oturup yerimizde ağıt mı yakacağız? Yoksa herkese, her şeye rağmen, elimizi taşın altına, ateşe sokarak sorumluluklarımızın gereğini mi yapacağız? Bize düşen Türkiye’ye hazırlanan bu tuzaklara inancımızla, bilgimizle, iddialarımızla aslanlar gibi karşı durmaktır.” derken şunları söylüyordu:

Ne oldum delisi olmak yerine ortak anlayış içindeki, ortak kültürü ya da örgütün kararlılığını hayata geçirebilecek adaylara ihtiyacımız olduğuna inanıyorum. Öyle her şeyi ben bilirim… Hayır. Her şeyi biz biliriz. Bir kişi bilemez. Bir kişi mucize değildir. Siyasi parti örgütlülüğün ortak aklıdır. Örgütlülük sizin istediğiniz zaman üstüne bineceğiniz, istediğiniz zaman mayın tarlasına deh diye kovalayacağınız mayıncı katırı değildir. Seçildiğin gün önce saygı beklemek yerine, sen seni seçenlere saygı göstereceksin. Kime? Önce Muğla halkına, partine ve sonra örgütüne.

xx        xx        xx

Büyük Şehir ödül mü, ceza mı?” diye de soran Gökbel öteki adaylara gönderme yaparak yanıtını şöyle veriyordu:
Bu yasayla Büyükşehri ödüle çevirmek istiyorsanız siz çevireceksiniz. Nasıl? Hadise bu yasanın işleyiş biçiminde, bugün bu göreve talip olması konuşulan arkadaşlarımızın hiç birisi gizli, saklı bilinmeyenler değildir. Biz kariyerine bakarak, kimliğine bakarak çok arkadaşlarımızı seçtik. Gurur da duyduk seçerken. Seçtiğimiz sürenin sonuçlarını da hep birlikte yaşadık. Koşarak belediye başkanımızı seçeriz. Sonra birden belediye başkanımızın eller pantolon çizgisinde, valiliğin önünde bakan karşılayan, uğurlayan bir belediye başkanı olma ihtimali neredeyse yüzde 80’dir. Biz gönüllü bir şey olmaya değil, sizin adınıza kendimizi yakmaya geliyoruz. Ya yakarsan görev senindir, ya yakmazsan sen seni seçenleri koruyan değil, sadece başkanlığını koruyan birisi olursun. Karar sizin.

xx        xx        xx

Gökbel, Büyük Şehir’in nimetlerini anlatırken de “Yasa tuzaklarına rağmen bu hiç ele geçmemiş imkânlarla, yeni bir Muğla’yı yerden on karış yukarı fırlatmak mümkün. Hep konuştuğum arkadaşlar hepimizin övündüğü bir örneği Eskişehir’i örnek gösteriyor. Hayır!” deyip şöyle devam ediyordu:

Eskişehir’in önüne geçecek bir Muğla’dır bizim hayalimiz. Muğla insanı bir güzel örneği kendisine hedef yapacak kadar ufuksuz ve kopyacı olamaz. Biz kendi hedeflerimizi koyacağız. Bu hedeflerin içinde bir tek öncelik vardır. Muğla insanı. Ben mevcut Belediye Başkanı arkadaşlarımın yol yapmasını, gölgelik yapmasını, bisiklet yolu yapmasını tabii ki minnetle karşılıyorum. Oysa sosyal demokrasi de Belediyecilik önce rant yaratmakla başlar. Zenginleşmenin yolunu açmak, orda bitmiyor. Sonra bu rantı toplumda dağıtmak. Dağıtışta ya teker teker yeni zenginler yaratırsınız ya da mağrurlarla mağdurlar arasındaki dengeyi kurarsınız. Bu teraziyi de tutacak olan da ben değilim. Gene örgütlülüktür. Muğla’nın ne siyaset rantını çaldıracağız bundan önceki gibi. Ne ekonomik rantlarını kaptıracağız şu anda olduğu gibi.

xx        xx        xx

Ardından şimdi Muğla’nın yeni bir dönemin, iddianın, zenginleşmenin başlangıcında olduğunu belirten Gökbel, “Nasıl zenginleşeceğiz?” sorusunun yanıtını da şöyle verdi:

Geçen bir törende Muğla mermerlerinin Amerika’nın Manhattan sokaklarında yer edindiği ile ilgili mermerci arkadaşlarımıza ödül verildi. Bir sevindim, bir sevindim ki.. Muğla mermeri bizim ürünümüz. Sonra bir baktım Amerika’nın Manhattan sokaklarında kendine yer bulan Muğla mermeri, Muğla sokaklarında bir metrelik yer bulamıyor. Bu sizi üzmüyor mu?

Ne dersiniz?

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.