GİBYE/YEŞİLBAĞCILAR YOK OLACAK

Bu haber 20 Mart 2012 - 0:00 'de eklendi ve 1.326 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Bir köyün yerini değiştirirseniz, sadece binaların yerini değiştirmiş olmazsınız; en az beş-altı yüz yıllık bir ruhu da sökersiniz oradan. Bir köy taşınırken, sadece insanların ikamet yeri değişmez, o dağları-tepeleri, o yamaçları, o dereleri, ovaları gören gözleri koparırsınız oradan.  Kuru toprağı yurt yapan gözleri ve ruhu da çekip alırsınız.
Yüzlerce yıllık mevkiler, dereler, tepeler, yamaçlar, ovalar, öksüz kalır; isimsiz kalır. Artık oraları kimse ismiyle anmaz olur ve o coğrafya ölür.
***
Kömür havzasında kalan Yeşilbağcılar (Eski adı “Gibye”) beldesi de terk ediliyor. Eskihisar’ın yıllarca önce yaşadığı kader, Yeşilbağcılar’ı da buldu… Birkaç yıldan beri, belde halkı yeni yerlere taşınıyor. Bir kısmı TOKİ binalarına, bir kısmı, Dağdibi’ne, bir kısmı Taşkesik’e bir kısmı da Karamersin ovasına yerleşti. Beldede kalmış çok az aile de bugün yarın taşınacak… Bugün Yeşilbağcılar sokaklarında sadece rüzgâr dolaşıyor, bir de sahipsiz kalmış kediler ve köpekler…
***
Yeşilbağcılar halkı, yıllar önce Eskihisar’ın yaşadığı olumsuzluğu yaşamamak için, beldeye buldozer girmeden önce, yüzyıllardır nakış nakış işleyip biriktirdikleri her şeyi kayıt altına almak istiyor. Halk ve beldenin ileri gelenleri Beldenin şu anki görünümünden, düğün âdetlerine kadar; ekonomisinden, maddi kültür unsurlarına kadar her şeyi bilimsel olarak tespit etmek istiyor.
Gencer usta’nın öncülüğünde bir araya gelen bir grup Yeşilbağcılar’lı, “Gibyeliler Derneği”nde bir araya gelip yeryüzünden silinecek olan hatıralarını derleyip toparlamak istiyorlar. Bir yer, hatıralarla vardır; hatıra yoksa, yer de yoktur. O yerler, hatırasız, sadece kuru toprak veya coğrafya olarak vardır. Gibyeliler Derneği, işte, o yerle özdeşleşmiş hatıralarını unutulmaktan kurtarmak için bir araya gelip, bütün yaşanmışlıkları görüntülü ve yazılı olarak tespit etmek istiyorlar.
“Gibye” adını Kanuni Sultan Süleyman’ın verdiğine inanan belde halkı oradan taşındığı anda, yöre ile Kanuni ve Osmanlı tarihi arasındaki irtibat da kopacak… Gibye’liler, bu irtibatın kopmasını istemiyorlar…
Gibye için neler yapılmalı?…
İlk yapılması gereken şey, Gibye coğrafyasının tespitidir. Topografik özellikleriyle, mevki adlarıyla, Gibye ve çevresinin durumu kayıtlara geçirilmeli; bunun üzerine, Lagina arkeolojisi işlenmelidir.
İslam öncesi çağlardan Beylikler ve Osmanlı dönemine kadar olan demografik yapı ve kültür unsurlarının üzerine, idari yapı da ilave edildikten sonra, yörenin sözlü ve yazılı kültür mirası (âdetler, gelenek görenekler, lakaplar, masallar, halk hikâyeleri, bilmeceler, deyimler…) teker teker yazıya geçirilmelidir. Tapu tahrir defterleri, şer’iye secileri, vakıf kayıtlar ve salnamelerdeki veriler yeni harflere aktarılıp değerlendirilmelidir. Tarihi dönemlerden 2012 yılına kadar, beldenin ekonomisiyle ilgili belgi ve belgeler kayıt altına alınmalı ve bilimsel bir veri olarak işlenmelidir. Mesela, yörede yapılan zeytincilik ve zeytin yağı üretimi ile ilgili tespitler; beldenin yemek kültürü, özellikle yöreye has ot yemekleri konusunda bilgiler bir araya getirilmelidir.
Yörenin tapu kaydı veya nüfus kâğıdı olan mezar taşlarında ve kitabelerinde yazılı olan metinler, yeni harflere çevrilmeli; yeni harfli olanlar da, derlenip toparlanmalıdır.
Gibye ile ilgili bütün bilgilerin Gencer usta ve ekibinde toplanması, bir beldenin değil haritadan, hafızalardan bile silinip gitmesine engel olacaktır. Artık gelecek yılların coğrafyasında ve idari haritasında Yeşilbağcılar/Gibye yer almayacak. Geliniz, el birliği ile Gibye’mizi kitabımızda ve gönüllerimizde yaşatalım.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.