Gezi Yargılamaları, Öğrenci Evleri

Bu haber 08 Kasım 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.265 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Haziran ayında Gezi Parkı eylemleri sürerken Muğla’da gerçekleştirilen protesto gösterilerine müdahale sırasında yaşanan olaylarla ilgili soruşturmalar tamamlanmış.

Emniyet Müdürlüklerinin suç duyuruları üzerine dosyalarını tamamlayan savcılıklar tebligata başlamış.

Datça ve Marmaris’te Gezi Parkı eylemlerine destek verenlerin ifadeleri alınmaya başladı.

Sadece il merkezinde tebligat yapılanların sayısının 200’ü bulacağı söyleniyor. Bunlardan tebligat alanların 27 Kasım’da Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacağı belirtiliyor.

xx        xx        xx

Bu günlerde gündemde ODTÜ var. ODTÜ, Gezi Parkı kadar yayılma göstermedi. Ama bakarsınız “Öğrenci Evleri” yaygınlaşabilir… Sanki bir el Türkiye’yi hep “gerilim ortamında” tutmak istiyor!

Gezi Parkı eylemlerinden bu yana 5 ay geçti. O eylemlerde can verenlerin, yaralananların, uzuvlarını yitirenlerin, yurtlardan, okullarından atılanların, tutuklananların ailelerinde yaralar elbette kanamaya devam ediyor, ama genel anlamda Gezi yaraları kabuk bağlamaya başlamıştı. Gündemin başından oldukça gerilere düşmüştü. Hal böyle iken bu soruşturmalar, yargılamalar bana adeta “yara kaşımak” gibi geliyor!

Allah’tan Muğla’da komşusunu şikayet eden olmadı. Yoksa önümüzdeki günlerde adliye koridorlarında binlerce kişiyi görebilirdik… (!)

xx        xx        xx

Haberlere göre, komşu komşusunu şikayet etmemiş olsa da önümüzdeki günlerde Muğla’da gezi parkı eylemlerine destek verdikleri için soruşturma geçirenlerin, savcı, hakim karşısına çıkanların sayılarının il merkezine Datça, Marmaris yanında Bodrum, Milas ve Fethiye’nin de eklenmesi halinde 400’ü bulması bekleniyor.

Elbette Muğla Emniyet Müdürlüğü’nün tamamladığı soruşturma dosyalarından da anlaşılacağı gibi Haziran ayında eylemlerin ilk üç günün de “aşırılıklara kaçıldığı” da olmadı değil. Suç varsa gereği yapılacaktır.

Dilerim olmaz, ama olacağı söyleyeyim… Onlarca kişi adliye koridorlarına taşınırken, adliye önlerinde protestolar olacaktır. Gerilim yaşanacaktır.

Yeni bir gerilime, gençlerin yeniden meydanlara, sokaklara çıkmalarına neden olmanın alemi var mı? “Türkiye normalleşiyor” diyorlar. “Gerilim” normalleşme olur mu?.. Gerilim yoruyor… Yorulduk artık…!

xx        xx        xx

Türban meselesi” de “gerilim” noktalarından biriydi. O ortadan kalktı. Türban sorun olmaktan çıktı. Şimdi “Öğrenci Evleri” sorunu gündemde. Yine kadının bedeni üzerinden bir tartışma, gerilim konusu bulundu!

Başbakan Erdoğan, “Biz sorumluluk makamında, muhafazakar demokrat bir parti olarak herkesin çocukları bize emanettir. Biz kızların, erkeklerin devletin yurtlarında karışık kalmasına müsaade etmedik, etmiyoruz.” diyor.

Allah aşkına kızlarla erkekler yurtlarda aynı odalarda mı kalıyorlardı?

Ardından “Kusura bakmasınlar bu ihbarları bir kenara bırakamayız. Aynı apartmanın içinde bakıyorsunuz komşuları ihbar ediyor. Buralarda nelerin olduğu belli değil ondan sonra anne babalar feryat ediyor. Devletin burada olduğunu göstermek için adımlar atılacaktır.” diye devam ediyor Başbakan Erdoğan

Nasıl denetleyeceksiniz? Her apartmanın, apartın önüne ahlak zabıtası mı dikeceksiniz? Ne yapacaksınız? Şikayet edilen gençleri zina ile mi suçlayacaksınız? Potansiyel suçlu görüp gençlerin peşine polis mi takacaksınız? Gebelik testine mi tabi tutacaksınız? Bunlar kampüste de birlikteler. Üniversiteleri kız-erkek üniversiteleri diye ayıracak mısınız?..

Sahi 2005’te zinayı suç olmaktan AK Parti Hükümeti çıkarmadı mı?

18 yaşındaki gence seçme seçilme hakkı verilmedi mi? Reşit insanların özel yaşamına müdahale demokrasinin neresinde var?

Bu yaklaşım gençleri kışkırtıp, sokağa dökmez mi?

Belki seçime giderken muhafazakar oylar bir arada korunmak isteniyordur, ama “gerilimden” gerçekten yorulduk!!!

xx        xx        xx

Gezi eylemleri en azından Muğla’da unutulmaya başlamıştı.

Açılan soruşturmalar, gönderilen tebligatlarla, yargılamalarla yeniden anımsadık. Gezi yeniden Muğla’nın gündemine girdi. Bundan kim ne yarar sağlayacak?

Nitekim Datça’da, Marmaris’te yaşanan ilk dalgada adliyeye çağrılanlar adliye binası önünde basın açıklamalı yaptılar. Protestoda bulundular. Umarım bununla sınırlı kalınır…

Muğla Emniyet Müdürlüğü İstihbarat, Terörle Mücadele ve Güvenlik Şube Müdürlüğü ekiplerince 200 kişi ile ilgili hazırlanan ve Savcılığa teslim edilen rapor kapsamında hakkında suç duyurusunda bulunulanların büyük bölümünün Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi öğrencileri, memur ve işçi sendikası üyeleri ile bazı belediyelerin çalışanları olduğu söyleniyor.

Her ifade, her duruşma basın açıklamasına, protestoya yol açacak. Basına yansıyacak. Ne gerek var?

xx        xx        xx

Konumuza dönersek, Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığı’nın da Gezi Parkı eylemlerine katılan 50 kişinin ifadesini alacağı öğrenildi. Marmaris İlçe Emniyet Müdürlüğü, ilk ifadelerin alınacağı gün adliye önünde güvenlik önlemi almış. İfadeye çağırılan ilk gruptan Nazan Batmaz, Murat Sütçüoğlu, Musa Akyüz ve Necmi Buğdaycı ifade vermiş. İfadelerin ardından Adliye önünde grup adına basın açıklamasını okuyan Sütçüoğlu, Anayasa‘nın verdiği güvenceyle demokratik haklarını kullandıklarını vurgulayarak, bu eylemlere katılmaktan dolayı vicdanen rahat olduklarını belirterek “Huzurlu ve gururluyuz.” demiş. Sütçüoğlu, ifadesi alınırken eylem alanında bulunup bulunmadığı sorulduğunu kendisinin de “Evet, anayasal hakkım olan ifade özgürlüğümü kullanmak için oradaydım.” yanıtı verdiğini söylemiş. Adliye önünde toplanan gurup, kısa bir süre “Her yer Taksim, her yer direniş.” sloganı atarak olaysız dağılmış.

Umarım hep olaysız dağılırlar!

xx        xx        xx

Muğla’da ilk soruşturma tebligatı Datça’da gönderildi. İlk tebligat alanların çoğu ev kadını…

Tebligatların ardından Datça’da “Datça Dayanışması” adı altında bir de platform oluşturulmuş. Gezi eylemlerine katıldığı halde tebligat almayanlar “Bizde katıldık” diye Savcılığa başvurmaya başlamışlar… Gezi Protestosu sanıklarından Pakize Ergin Karataş ifadesini verirken, Anayasanın kendisine verdiği vatandaşlık hakkını kullanarak haksızlıkları protesto ettiğini, “Şu an eylem olsa yine katılacağını” söylemiş. Datça Dayanışması’nın bildirisini okuyan Gezi eylemi sanıklarından Melda Omay şunları söylemiş:
Gezi Parkında ağaçların kesilmesi karşısında direnenlerle dayanışma için biz Datçalılar da, Gezi Parkı’nın yok edilmesine karşı direnenlere destek olduk. .. hepimiz biliyoruz ki, mesele üç beş ağaç değildi, yıllardır bizi hiçe sayan, rızamız olmadan bize yapılan emrivakilerdi. Gayet doğal ve insani bir isyan duygusuyla başlayan Gezi Direnişi’nin toplumsal bir harekete dönüşmesinin nedeni; halkın, sistemin bugünkü iktidarı AKP hükümetine artık yeter demesi ve bizi ilgilendiren konularda kararı biz veririz, sermayenin insanı un ufak eden politikalarına baş eğmeyeceğiz diyerek ayağa kalkmasıdır. Demokratik haklarımızı kullanarak görüşlerimizi seslendirmemize karşı soruşturma açılmış olmasının, halkı sindirmeye yönelik son derece antidemokratik bir uygulama olduğunu düşünüyor, bunu evrensel insan hakları açısından da hukuka aykırı addediyoruz.

Öğrenci Evleri’ne müdahale; Devlet’in namus bekçiliğine soyunması insan hakları açısından hukuka uygun mu?

Şimdi top hukukta…

Umarım bu yeni dalga yeni “militanlar”, yeni “kahramanlar” yaratmaz… (!)

Gerçekten yorulduk. Yeter artık…

xx        xx        xx

YARIN: MUĞLA CHP’DE DEPREM!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.