GEZİ PARKI MIZRAĞI, CHP’NİN ÇUVALINA SIĞMADI

Bu haber 26 Eylül 2013 - 0:00 'de eklendi ve 808 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Ben bunların cemali evvelini 1954’den itibaren tanırım. Kin küpüdür bunlar. Kendileri, millet iradesi dışında ne zaman iktidar olmuşlarsa, bu günkü yamuk kafalı bilinen yazarları tanıyamazsınız. Türk solu dur bunlar. Dünyada hiç benzerleri olmayan Türk solu olduklarını söyleyen Avrupa Sosyalist Enternasyonal liderleridir. İyice derslerini çalışmışlar, yurdun her yerinde ayaklanacaklar, yürüyecekler, asayişi iyice bozmak için evvela polisi yıpratacaklar.
Esnafın ekmeğine mani olacaklar milleti canından bezdirecekler. O zamana kadar her halde Ordu içinden birilerinin beynini yıkayacaklar ve bir sabah dikkat dikkat Türk Milleti… Bu bir ihtilal değildir en kısa zamanda seçim yapılarak kardeş kavgasını bitirecekler. Acaba Millet nazarında Milliyetçi olarak bilinen, tırnakları bu şebeke tarafından sökülmüş birini bulabilecekler mi? Bu şebekenin 1954 yılından başlayan ihtilal hareketine 14 tane aptal milliyetçi bu gün hala bulunabilir mi? 1944’de Türkçü ve Turancı diye işkence gören ve millet tarafından o tarihte sevilen bir kişi 40 kişilik vatan haini ile nasıl birleşir? Bu gün böylesi asla bulunmaz… Meydanlarda, doğan çocuk üç bin lira Amerika’ya borçlu doğuyor diyen CHP lideri merhum İnönü idi. Ama, ihtilal sonrası iktidar kendisine sunulunca, ilk haftası Amerika’ya uçmuştu…
Hiç unutmam, Kemal Satır yetkili olarak, Adalet Partisi Lideri Demirel için, deli dana gibi şaşırmış koşuyor demişti. O tarihte, sol cenahın tercihi ile seçilmiş olan Süleyman Demirel, Mecliste 251 oyu bulduğum gün bu hükümeti yıkarım demek suretiyle, bizimde gönlümüze tam girmişti. Nitekim en kısa zamanda hükümeti yıktı. Kendisi milletvekili bile değildi. Suat Hayri Ürgüplü başbakan adayı gösterildi ve hükümet kurulup meclisten güvenoyu almıştı.
Adalet Partisi Lideri Süleyman Demirel, başbakan yardımcısı olmuştu ama aslında başbakan O idi.1965 seçimine yeni seçim kanunu ile gidilmişti. Milli bakiye sistemi denilen kanuna göre Meclis adeta sarhoşların, beli tabancalı Lenin hayranlarının da yeri olmuştu. Buna rağmen Adalet Partisi tek başına iktidar olmuştu. Demirel düşe kalka 1980’li yıllara kadar milliyetçi fikirleri daima ayakta tutmuştur. Öyle sıkıntılı günlerden sonra Ülkede Özal gibi bir deha tek başına iktidar olunca, çok daha değişik bir ortama gelinmişti. Merhum Özal, CHP’nin ve sol fraksiyonların, hakkından geldiği halde, kendi af ettiği Demirel’in gazabına uğramıştır.
Demirel nemi yaptı; bütün iktidar döneminde CHP yüzünden kaç defa muhtıra yedi, kaç defa bırakıp gitti onu millet biliyor. Özal’dan sonra tekrar başlayan kötülüklerin içinde hatta ortasında Demirel’i görüyoruz. Hatta Demirel’in partisi yerlerde süründüğü halde Osman Gürün’e oy vermişlerdir. Değişen Anayasa maddelerine ret oyu vermişlerdir. İşte size Gezi’nin yandaşları!.. Bu kafa yapısı ile nereye varılır?
ASKER OLMAZSA İHTİLAL OLMAZ
Dünyada, geri zekalı ülkelerde sık sık görülen hükümet veya devlet darbelerini hep askerler yapmıştır. Asker siyaseti hiç bilmez ama yönlendirenlere çok saygılıdır. Atatürk ölüm döşeğinde iken, İnönü’nün eseri olan Laiklik, tamamen din aleyhine kullanılmıştır. Laikliğin olduğu yerde İslamiyet yok gibidir. Cumhuriyet döneminde din yasak değildi. Son çıkarılan Laiklik ile din ölümüne zıt kutup olmuştur. Bu günlerde 28 Şubat 1997 tarihinde olanları mahkemede izliyoruz. Okuyoruz aynı zamanda Din tarafı, yani Ülkenin temel varlığını savunan yazarları okuyoruz. Birde şiddetle dine karşı olanları dinliyoruz, okuyoruz hatta meydanları dinliyoruz. Artık millet dinsizler ve Müslümanlar anlamında iki gurubun kavgasını iyice bildi ve belledi. Seçimden seçime Müslümanlık için saçmalıklar yapanları, Ramazan’dan Ramazan’a renk değiştiren basını da iyi belledi. Bunlar başbakana, akla hayale gelmeyen iftirayı hiç utanmadan yazarlar, bir yandan demokrasi yok diye feryat ederler. Bunlar Uğur Mumcu’yu öldürürler, anında karar verirler. Bunu Müslümanlar öldürdü diye cenazeye sahip çıkarlar. Böylesi olayları daha evvelce Cumhuriyet Gazetesi yarınki gezi programını bir gün evvelden yazardı. Bir bakarsınız adı geçen gün, bir gün evvel verilen talimat üzerine ortalık toz duman olmuştur.
Ama şimdi yani 2010 yılı Eylül ayının 12’sinde yapılan anayasa değişikliği sonrası asayiş sivil zabıtaya verilmiş, yüksek hakimlerin tümü seçimle geldiğinden hiçbir suç gizli kalmıyor. Veya birileri patlasa da çatlasa da suçu gizlemek mümkün değil artık. Öyle güzel günlerdeyiz ki, ülkede her kanunsuz yapılan kıpırdama anında yakayı ele veriyor.
Gezi Parkı olayı için Muğla’da Belediye Başkanı Osman Gürün, günlerce her gece yollara döküldü. Ellerinde bir resim var (NAZIM HİKMET ) onu uzun bir sırık ile yükseklere çıkarmışlar ve o resmide beraber taşıyorlardı. Fotoğrafları gazetelerden aldım arşivime koydum. Kim neyi savunuyor bunu artık bilmeyen yok. Milletten oy almadım diye ülkeyi yakmaya kalkışıyorlar… Bırakalım da yaksınlar mı?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.